Podcast

Menekşe Toprak Anlatıyor: Suat Derviş’in Berlin’i

Menekşe Toprak, Suat Derviş’in 9 Ocak 1929 yılında “Berlin’de Ben” başlığı altında Vakit gazetesinde yayımlanan bir yazısından yola çıkarak usta yazarın Almanya günlerine uzanıyor. Suat Derviş’in yıllar sonra Berlin Yazıları başlığı altında kaleme alacağı tefrika dizisinden 9 yıl önce yayımladığı bu ilk yazı, usta yazarın Almanya tecrübesinin zamanla nasıl gelişip derinleştiğine de ışık tutuyor. 1930’lu yılların önemli şehirlerinden biri olan, hızlı ve modern kent yaşantısıyla dikkat çeken Berlin, aynı zamanda gece hayatı, ışıltılı caddeleri ve kalabalığıyla da devrin kültürel merkezlerinden biri olma işlevini üstleniyor. Zenginliğiyle olduğu kadar yoksul mahalleleriyle de dikkat çeken kent, dünyanın diğer şehirleriyle karşılaştırıldığında da kendisine has bir profil çiziyor. Suat Derviş’in “Berlin’in altın çağı olarak ifade edilen 1924 ile Hitler’in iktidara geldiği 1933 yıllarının ilk çeyreğine kadar Berlin’de geçirdiği refah dolu yıllara” doğrudan tanıklık ettiğini belirten Menekşe Toprak, yazarın söz konusu tüm bu birikim ve tecrübeyi beraberinde İstanbul’a da taşıdığını, Türkiye’de kaleme aldığı birçok gazete yazısı ve romanında bu yıllara gönderme yaptığını ifade ediyor. […]

Podcast

Çimen Günay Erkol Anlatıyor: İstanbul’un Bir Gecesi

Çimen Günay Erkol, Suat Derviş’in 1939 yılında tefrika edilen İstanbul’un Bir Gecesi romanı üzerinde duruyor. Suat Derviş’in Behçet Necatigil’e yazdığı mektubunda “en sevdiğim romanlarımdan biri” dediği İstanbul’un Bir Gecesi, karanlık bir atmosfere sahip olmasına rağmen anlattığı hikâye ile topluma ışık tutan bir eser. Romandaki karakterlerden biri olan Ali’nin aslında “bir tür sınır karakter” olduğunu belirten Çimen Günay Erkol, onun farklı sınıflara ait birçok insanı bir araya getirdiği tespitinde bulunuyor. Kimi noktalarda Adalet Ağaoğlu’nun Bir Düğün Gecesi romanıyla ortaklıklar kuran, düğün sahnelerinde toplumun farklı kesimlerine açılan roman, İstanbul’u sokak sokak içerisine hapsediyor. Zenginlerin zenginliğinin kaydını tutan, asıl işi muhasebecilik olan Ali, alt sınıflardan gelen bir kahraman olarak içerisinde bulunduğu durum ile ulaşmak istediği yerleri kıyaslar, bunalıma girer. Suat Derviş’in romanda birçok farklı kahramanın hayatını anlattığını belirten Çimen Günay Erkol, yazarın “bir tür ağ” ile İstanbul’un farklı yüzlerini sembolize eden birçok farlı kişiye hayat verdiğini ifade ediyor. […]

Podcast

Beatrice Hendrich Anlatıyor: Mahalle Baskısı ve Kayıtsızlık

Beatrice Hendrich, Suat Derviş’in ilk kez 1950 yılında Son Telgraf gazetesinde tefrika edilen Gel Eve Dönelim isimli romanı üzerinde duruyor. Tıpkı Fosforlu Cevriye’de olduğu gibi Gel Eve Dönelim’de de Suat Derviş’in seks işçilerinin hayatlarına odaklandığını belirten Beatrice Hendrich, eserin yayımlandığı dönemde kimi okurların (özellikle de erkek okurların) romandaki toplum ve siyaset ilişkisinden rahatsız olduğunu ifade ediyor. Başlangıçta reşit bile olmayan Şevkiye’nin seks işçiliği yapmasında en önemli nedenlerin ekonomik sıkıntılar ve sosyal güvenden yoksunluk olduğunu belirten Hendrich, Şevkiye’nin bir parçası olduğu toplum tarafından nasıl dışlandığına dikkat çekiyor. Genç yaşta yetim kalan Şevkiye, önce üvey babası tarafından cinsel şiddete uğrar; süreç daha sonra toplumun, hukuk sisteminin, polis teşkilatı ve resmî kurumların nasıl ikiyüzlü davrandığını gösteren olaylar silsilesi ile devam eder. […]

Podcast

Abdullah Ezik Anlatıyor: “Ev Neresi? Aksaray’dan Bir Perihan”

Abdullah Ezik, Suat Derviş’in 17 Aralık 1962-22 Şubat 1963 tarihleri arasında Gece Postası’nda tefrika olarak yayımlanan Aksaray’dan Bir Perihan romanı üzerinde duruyor. Roman, imparatorluktan cumhuriyete devreden bakiyeyi sorgulayan, toplumun, bir kurum olarak ailenin ve sosyal ilişkilerin zamanla nasıl yıprandığını konu ediniyor. Abdullah Ezik ise, başkahraman Ülker’in bütün hayatının “ev” imgesi üzerinden anlatıldığına dikkat çekerek buradaki “arayış”ı sorguluyor. […]

Podcast

Ceren Lordoğlu Anlatıyor: “Suat Derviş’in ‘Ev’lerindeki Çeşitlilik”

Ceren Lordoğlu, Suat Derviş’in evlerle, kentsel mekânla nasıl diyalog kurduğundan bahsediyor. Sınır, Ankara Mahpusu romanlarından ve “İstanbul Halkı Nerelerde Oturur?” röportajlarından yola çıkarak bu diyaloğu inceliyor. Derviş’in çocukluğunun geçtiği Çamlıca’daki konağa, evliliğinde nerede oturduğuna bakarak yaşadığı “ev”lerin romanlarındaki etkisine değiniyor. Yazarın bu bağlamda kaleme aldıklarının ise dönemin sıradan, hatta görünmeyen insanının gündelik hayatına kapı araladığını söylüyor. […]

Podcast

Didem Ardalı Büyükarman Anlatıyor: “Terfrikalarda Kalmış Bir Define: Suat Derviş”

Didem Ardalı Büyükarman, Suat Derviş’in eserlerinin yıllar sonra okuyucuyla buluştuğunu vurgulayarak Kadıköy’de Muhakkak Bir Define Vardır tefrikası üzerinde duruyor. Eğlenceli yaz havasıyla açılan romandaki atmosfer, Kamuran isimli kahramanın, bir gece kardeşi Handan’a benzettiği kadının Moda sahilinde kaçırıldığını görmesiyle bozuluyor. Bu kırılma noktasından sonra Kamuran’ın hayatı değişiyor ve kendisini kardeşini aramaya adıyor. Roman buradan sonra şifrelerle kentte define arama macerasına dönüyor. Derviş, okurunu ayazmalarda, dehlizlerde, İstanbul’un altında gizli kalmış tünellerde gezdiriyor. Bu kısmı ise Büyükarman, Dan Brown’ın eserlerine benzetiyor. […]

Podcast

Aslı Odman Anlatıyor: “İstanbul’da Hızlanan Bedenler”

Aslı Odman, Suat Derviş’in 1935-1937 yılları arasında yaptığı röportajların derlendiği Çöken İstanbul kitabında hızlandırılan ve fırlatıp atılan bedenlerin izini arıyor. Röportajlarda duyulan seslerin, Cumhuriyet ile kapitalistleşen bir ülkenin kusulan hayatlarının sesi olduğunu söylüyor. Konuşmaların yan yana konulduğunda İstanbul’un sosyal ve psiko-sosyal coğrafyasını verdiğini anlatıyor. O dönem İstanbul’unun haritasının “zıtlıklar coğrafyası” çizeceğini aktarıyor. […]

Podcast

Funda Dörtkaş Anlatıyor: Suat Derviş Edebiyatında Şehir ve Mekân

Funda Dörtkaş, Suat Derviş’in eserlerinde şehir ve mekânları nasıl alımladığı üzerinde duruyor. Örneğin Fosforlu Cevriye romanındaki, Galata’nın, Çeşme Meydanı’nın, Beyoğlu’nun yan sokaklarının, Tophane’nin, Taşkışla’nın, Gümüşsuyu’nun, Kurtuluş’un, Mecidiyeköyü’nün “biricik” Fosforlu’sunu anlatıyor. Suat Derviş’in vefatına kadar yazdığı öykülerde, romanlarda, yaptığı röportajlarda kendine ait bir edebî anlayışın, anlatı biçimi ve içerik özgünlüğünün olduğunu söylüyor. Derviş’in romanlarında mekânın işlevini, şehirle arasında kurduğu bağı ve mesafeyi yeniden biçimlendirme şekli olarak yorumluyor. […]

Podcast

Ege Öztokat Anlatıyor: “Neriman Hikmet’i Neden Tanımıyoruz?”

Ege Öztokat, Suat Derviş’in Devrimci Kadınlar Birliği’ni birlikte kurduğu yol arkadaşı Neriman Hikmet ile olan ilişkisine değiniyor. Öztokat, Hikmet’in yolunun geçtiği kurumların arşivinden topladığı bilgiler ışığında dinleyicilerine yazar hakkında bir biyografi sunuyor. Neriman Hikmet’in Cumhuriyet döneminin önde gelen bir gazetecisi olduğunu, özellikle röportajlarının başarılarının çok konuşulduğunu söylerek şair ve solcu yanını aktarırken şu soruyu soruyor: “Ancak bunların ötesinde o aslında kimdir?”. Bu noktanın üzerine pek durulmadığını, yaşadığı dönemde işlerinden ziyade şahsiyetiyle daha çok tasvir edildiğini söyleyen Öztokat, Hikmet’in edebî ve meslekî yolculuğunu bizlere anlatıyor. […]

Podcast

Neslihan Cangöz Anlatıyor: “Kent Yoksulları”

Neslihan Cangöz, Suat Derviş’in Çöken İstanbul adı altında bir araya getirilen röportaj serisi üzerinde duruyor. Suat Derviş, bu kitapta kent yoksullarına mercek tutar. Onların nasıl koşullar altında yaşayıp çalıştığını gösterir. 1930’lu yıllarda Cumhuriyet ve Tan gazetelerinde yapılan röportajlarda Derviş, kumaşçılarla, lokanta sahipleriyle, kasapla, bakkalla, veremlilerle, yoksul hanlarda, bekar odalarında yaşayanlarla, iş kazalarına uğrayanlarla, yan kesicilerle, terzilerle, sirkecilerle konuşur. Cangöz bu konuşmalardan yola çıkarak, Derviş’in ruh ikizinin günümüzde Latife Tekin ve Pınar Öğünç olabileceğini söylüyor. […]