Her Şeyi Sıfırlamak İsteyen Bir Adam

Deniz Yılmaz

Boris Vian, 1959’da otuz dokuz yaşındayken öldüğünde geride, vedasından sonra çok daha fazla okunup tartışılıp anlaşılan kitaplar bıraktı. Vian müzisyendi, şairdi ve yazardı. Bu üçünü edebî söyleminde de birleştirmişti.

Tempolu, çoğunlukla doğaçlamaya başvurup başkaldırıyı hiç eksik bırakmadan kaleme kâğıda sarılan Vian’ın en önemli özelliği, militarizm karşıtlığıydı. Yakın geçmişin acı hatıralarını zihninde hep canlı tutarken yaşananlara ve bunların müsebbiplerine karşı eleştirel bakışını asla elden bırakmamıştı. Bu bağlamda politikanın ve psikolojinin ağır bastığı bir söylem oluşturmuştu. Kızıl Ot da bu minvalde bir kitaptı.

Vian, başkarakterin Wolf olduğu Kızıl Ot’ta, psikanaliz sularına girmeden çözümlemeler gerçekleştiriyor. İcat ettiği makine sayesinde geçmişini yeniden yaşamak ve bazı hatıralarını silmek isteyen Wolf; ailesinden, öğrencilik hayatından, dinden ve toplumsal ilişkilerin benliğinde yarattığı travmalardan kurtulmaya niyetleniyor. Bir anlamda “kafasını boşaltmaya” yelteniyor. Ancak bundan doğan sorunlarla da yüzleşiyor.

Kendine has bir mikrokosmos

Makrokosmosun tüm lanetini ve ağırlığını üzerinde hisseden; bu baskıdan huzursuz olan bir karakter Wolf. Başka bir deyişle dünyaya uyum sağlayamayan, kendine has bir mikrokosmos.

Wolf, anlam ararken düşünüyor, gerilimler yaşayıp sırtındaki ağırlıklardan kurtulmak istiyor. Her şeye yukarıdan bakıp olan bitenin farkına varmak ve biraz da kendisini rahatlatmak için icat ettiği makine ona, büyük ve tehlikeli fırsatlar sunuyor.

Anılarını unutmak ve çoğu insanın görmediklerini görmek için harekete geçen Wolf, ileriye giderken geçmişe dönüyor: Yaş alırken öğrencilik, çocukluk ve yeniyetmelik dönemlerini yeniden yaşıyor; bir kuyuya iniyor ve bir merdivenden yukarı tırmanıyor. Onun için görmenin yerini unutma alıyor: Daha evvel anlamak istediği geçmişini silmeye uğraşan bir adam hâline gelirken fantastik ve absürt âlemlere dalıyor.

Gilbert Pestureau, Kızıl Ot’un Vian’ın yaşamıyla bağlantısına dair yorum yaparken Wolf ve yazar arasında bir ilinti kuruyor: “Romana ilham veren unsurlar iki yerden kaynaklanır. O sırada mühendis Vian’ın kişisel sorunları vardır, bununla birlikte fazla basit ve yüzeysel otobiyografik bir yorum yapmaya girişilmiştir; Vian itirafa yaklaştığı zaman, onu parodileştirir ve sinizmle ya da gülünç bir şekilde ele alır; tıpkı bilimkurgunun etkisinin ters çevrilmiş ve oynanmış, fantezi veya deli saçması fantastik tarafından işgal edilişi gibi psikanalizle de alay edilmiştir. Elbette hatıralar ve iki savaş arasındaki gençlerin yaşamı ve eğitimi hakkında kişisel saptamalar mevcuttur, örneğin himayeci aile, burjuva yaşam tarzı, dinî gelenekler, bir yüksekokula girmekle ödüllendirilen tahsil, peşinden düş kırıklığının geleceği vakitsiz bir evliliğe yol açan cinsel ölçülülük, ilişkilerdeki güçlükler ve otuz yaşına doğru kendini suçlama gibi.”

‘İflah olmaz bir bezgin’ 

Vian, romanı Wolf’un ikilem ve çelişkileri üzerine kurmuş. Başkarakterin hatıralarıyla başlayıp ölümüyle sonlanan metinde yazar, iki dünya ve iki zaman oluşturarak çelişkileri güçlendiriyor.

Pestureau, bu ikilem konusunu işin içine katarak hem romanın çerçevesini çiziyor hem de Vian’ın Kızıl Ot’la ulaştığı noktayı yorumluyor: “İkiliği ölümcül çatışmayla son bulan bir kahraman modelidir Wolf. Kuşkusuz, dostluk ve aşk gibi duygulardan etkilenir ama diğerlerine ve mutluluğa gerçekten açılmaktaki yeteneksizliği, ilişkilerini kısırlaştırır. ‘İflah olmaz bir bezgin’ değil midir zaten? Bu varoluşsal bunalımdan çıkmak için başka bir çatışma alternatifine atar kendini: Şimdiye karşı geçmiş, olgun erkeğe karşı yeniyetme çocuk, kendine hâkim ve aklı başında varlığın durmuş oturmuşluğuna karşı gelişme çağının anıları; bütün bu ikilikler, sonuçta olduğu adam üzerinde acımasızca etki yapıyor gibi gelir ona, yıpranma ve yabancılaşmanın gülünç sembolü ihtiyar memuru boğduğu gibi onları da öfkeyle geçersiz kılmak ister; bunu yaparken kendinin yeni celladı olarak katıksız hiçliğe, ölümün paradoksal kusursuzluğuna mahkûm eder kendisini. Gururlu kurt aptal köpeğin yanına varmıyor mu bu durumda? Her ikisi de karşı yollardan aynı sona ulaşır. Umutsuzluk içindeki Wolf, kişisel bölünmesinin geçmiş saplantı ve blokajların ortaya çıkarılıp yok edilmesi yoluyla çözümünün, kendisine bütünlük ve istikrar getireceğini umuyordu. Anlamsızlığı dinamik bir kuvvete çeviren, gözü pek bir isyankârlık ve epik bir kahramanlık vardır onda kuşkusuz. Ama sonsuza kadar sürecek yeni ve mutlu bir hayat tasarlamaktan uzak olan hafıza, hayal kırıklığı, pişmanlık ve boşluktan başka bir şey doğurmaz. Anti-Proust ve bilimkurgunun Camus’sü olarak Vian…”

Boris Vian, Kızıl Ot, Çeviren: Hakan Tansel, İthaki Yayınları, 170 s.