Bir İhanet Romanı: “Ağustosta Görüşürüz”

agustosta-gorusuruz-marquez-can-yayınları

Ali Bulunmaz

Eduardo Galeano, Latin Amerika’da bir kurmaca kotarmak için fazla uzağa gitmek gerekmediğini; etrafındaki hikâyelerin, yazara ve yazar adayına hayli ilham verebileceğini söylemişti.

Kırmızı Pazartesi, Kolera Günlerinde Aşk, Yaprak Fırtınası, Mavi Köpeğin Gözleri, Yüzyıllık Yalnızlık, Başkan Babamızın Sonbaharı, Benim Hüzünlü Orospularım, Bir Kayıp Denizci, Yüzyılın Skandalı’nı kaleme alan Gabriel García Márquez de Galeano’nun gözlemini doğrulayan, âdeta ete kemiğe büründüren bir yazardı; çocukluğunda ve ilkgençliğinde tanık olduklarından ve dinlediklerinden, artık birer klasik hâline gelmiş kitaplar armağan etmişti dünyaya. Coğrafyanın hikâyeleriyle kurmacayı birleştirmişti.

Márquez, hem içinden çıktığı toplumu ve çevresindeki kişileri hem de Kolombiya ve Latin Amerika’da olup bitenleri çözümlerken özgün hikâyeler kurgulamıştı. Öykülerinde ve romanlarında kıtanın sert gerçeklerini, kişilerin ve toplumun ortak hareket ederek bazen bir yıkım bazen bir sevinç yaratışını, renklerin ve karnaval havasının ardındaki yozlaşmayı betimlemişti. Aşkın gücünü ve ıstırabını, ayrılığın ağırlığını ve kavuşmanın coşkusunu, taşra-kent gerilimini, zorbalığın yakıcılığını, olağandışı yakınlaşmaları, “kurtarıcıların” aslında gerçek bir kahraman olmadığını hem yazar hem de gazeteci kimliğiyle anlatmıştı.

Felipe Restrepo Pombo’nun BBC Culture’de 30 Mayıs 2018’de kaleme aldığı “Yüzyıllık Yalnızlık Latin Amerika’yı Nasıl Şekillendirdi?” başlıklı yazısında dediği gibi Márquez, “yıllar sonra Latin Amerika’nın ikinci keşfine girişmiş, kıtanın ortaya çıkışını yeniden hayal etmiş ve böylece geleceğini biçimlendirmişti.” Bu hayal ve biçimlendiriş içinde, politik ve toplumsal olduğu kadar bireysel hikâyeler de yer alıyordu.

Márquez’in ölümünden on yıl sonra oğullarının ön ayak olmasıyla yayımlanan Ağustosta Görüşürüz de böyle bireysel bir hikâye. Bitmemiş, daha doğrusu yazarın istediği gibi tamamlayamadığı bir roman.

G. G. Marquez

Çelişkiler, Basmakalıp Mutluluklar ve Heyecan Arayışı

Ağustos’ta Görüşürüz’ün başkarakteri, annesinin mezarının bulunduğu Karayip adasına her yıl ağustosta gelen ve mutlu evliliğini örseleyecek ya da sekteye uğratacak hiçbir neden yokken tek gecelik ilişkiler yaşayan Ana Magdalena Bach.

Her sene aynı yoldan geçerek yoksullar mezarlığındaki annesinin kabrine çiçek bırakan Ana’nın büyük bir ciddiyetle gerçekleştirdiği bu ritüele, akşam saatlerinde karaya çıkıp yemek yemek ve kaçamak yapmak da dâhil. Buna bir noktada arayış, bir anlamda kendisiyle yarış demek de mümkün. Her macerasında bir heyecan, bazen de tatlı bir korku hisseden Ana, aşkın farklı hâllerini yaşıyor kısa süreliğine. Arka planda senelerdir devam eden mutlu evliliği bulunuyor. Adını koyamadığı ve kendini böyle bir maceraya iten boşluk ya da huzursuzluk ise bâkî.

Arayışları, huzursuzluğu ve adaya yaptığı her seyahat, Ana’da önemli değişiklikler meydana getiriyor. Márquez, bu değişimi tetikleyen şeyin evliliğin düzeni ve rutini mi olduğunu sorduruyor okura; Ana’nın eşiyle her türlü değişikliği denediği ve pek çok heyecan yaşadıktan sonra durgunlaşmalarından, idealin sıkıcılığından duyduğu rahatsızlığı sezdiriyor. Buna ilkgençlik çağındaki kızı Micaela’yla gerilimli ve çekişmeli ilişkisini ekliyor. Tüm bu nedenlerden ötürü adaya yaptığı ziyaretler, Ana’nın kendini git gide sükûnete ve heyecana ihtiyaç duyan “yeni ve yetkin bir kadın” olarak hissetmesini sağlıyor.

Ana, kocasına duyduğu sevgiyi, adada tanıştığı ve kendini heyecanlandıran adama aşkı aynı anda yaşıyor. Özgürlük ararken onu derinlerde bir yerlerde tedirginlik yakalıyor. Öte yandan, aşkın gizemli tarafının kendini başka birine dönüştürmesinden keyif alıyor. Arzu ve hazlarını dizginlemediği ada onun için hem bir aşk mabedi hâline geliyor hem de gerçeklerle yüzleştiği bir mekâna dönüşüyor: “Son üç yıl boyunca kocasıyla ilişkisinde çeşitli değişiklikler olmuştu ve kadın bunları adadan döndüğündeki ruh durumuna göre yorumluyordu. Daima içi burularak andığı yirmi dolarlık adam sayesinde evliliğinin gerçek yüzü konusunda gözü açılmıştı: Çelişkileri görmezden gelmek uğruna basmakalıp bir mutluluğa razı olunan, olumsuzlukların halının altına süpürüldüğü bir ilişkiydi bu. Oysa hiç bu kadar mutlu olmamışlardı. Konuşmaya gerek duymadan anlaşıyor, kendi şapşallıklarına kahkahalarla gülüyor, ergenler gibi sarsak biçimde sevişiyorlardı.”

Ana’nın ada maceraları, aynı zamanda eşiyle ilişkisinde şüphe tohumlarının ekilmesine; ikisinin de aldatılma kuşkusunu dillendirmesine yol açıyor. Kısacası kırılan vazonun ayyuka çıkması bir yana, Ana’nın annesinin sırrı da ortalığa saçılıyor.

Edebî Kaygının Önüne Geçen Ticarî Kaygı

Márquez’in Ağustosta Görüşürüz’de anlattığı hikâye genel olarak böyle. Fakat yazarın metni kaleme alıp yayımlatmamasına, hatta yok edilmesini istemesine, ölümünden on yıl sonra oğulları Rodrigo ve Gonzalo’nun, romanı “bir ihanette bulunduk” notuyla okura sunma hikâyesi, Gabo’nun anlattıklarının önüne geçti.

Rodrigo ve Gonzalo’nun “bu eser Kolombiya’dan ve dünyadan saklanamazdı” diyerek “edebî kaygı”dan dem vurması fakat sonra Márquez’in birer klasik olan kitapları için büyük bir satış kampanyası başlatması, bazı tartışmaları beraberinde getirdi.

Uruguay merkezli El Observador sitesi yazarlarından Nicolás Tabárez ise kritik bir soruyla tartışmaya katıldı: “Yayıncı ve pazarlamacıları mutlu etmek, mirasçıların cebi dolsun diye Gabo’nun arşivini ve çekmecelerini yağmalamaya ne gerek vardı?”

Márquez’in oğullarının Ağustosta Görüşürüz’ü yayımlatması, üstelik yazar kitabın tüm nüshalarının yakılmasını istemişken bunu yapması, söz konusu eylemin edebî kaygılardan çok, Yüzyıllık Yalnızlık’ın dijital platform projesiyle bağlantılı ticari girişim ve reklam olduğuna dair kuvvetli şüpheler uyandırıyor. Hatta mesele, gelişmeler art arda sıralandığında şüpheyi de aşıyor.

Ticarî kaygıların edebî kaygılardan daha öne çıkması, yaşadığımız zamanın ruhu. Márquez’in vasiyetinin, vârisleri tarafından bu gerçeğe yenik düşürüldüğüne ilişkin bir tartışma başlattı Ağustosta Görüşürüz. Hatta Márquez’in romanda anlattıklarını gölgeledi. Umalım da yazarın çekmeceleri ve arşivi daha fazla yağmalanmasın. 

Ağustosta Görüşürüz, Gabriel García Márquez, Çeviren: Emrah İmre, Can Yayınları, 88 s.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*