Fisun Eşki ile “Tiyatro Kooperatifi” Üzerine

Abdullah Ezik

abdullah.ezik@sanatkritik.com

Abdullah Ezik, Tiyatro Kooperatifi Genel Koordinatörü Fisun Eşki ile kooperatifin kuruluş hikâyesi ve “Yaz Buluşmaları” üzerine konuştu.

“Temel hedefi özel tiyatroların sanatsal üretimini zenginleştirirken ekonomik, sosyal ve hukuki açıdan güçlenmesi ve sürdürülebilir hâle gelmesini sağlamak” olan Tiyatro Kooperatifi 2019 yılında kuruldu. Peki bir kooperatif kurma fikri nasıl gelişti Tiyatro Kooperatifi nasıl kuruldu?

Tiyatro Kooperatifi düşüncesi Mayıs 2018’de 13 tiyatronun bir araya gelip kendilerine, “Alanımıza dair problemlerimiz var; alanımızda ne tür bir iyileşmeye ihtiyacımız var?” sorusunu yöneltmesiyle ortaya çıktı. Ortak bir çatı altında problemlerimizi ortadan kaldırmak için nasıl çalışabiliriz, düşüncesiyle hareket edildi. O dönem hangi kurumsal yapı üzerinde durulması gerektiğini kendi aramızda epey tartıştık, bir vakıf mı, dernek ki yoksa kooperatif mi kurmamız gerektiği sorusu üzerinde de uzun süre durduk. Sorunlarımızı alt alta koyduğumuzda yoğun olarak ekonomik problemlerle karşılaştık ve temel sorunu “özel tiyatroların mevzuattaki yerinin, kamusal bir faaliyet olan tiyatro sanatına uygun olmaması” şeklinde saptadık. Alanımızda iyileşme sağlayıp kamusal fayda yaratmak istiyorduk. Aynı zamanda demokratik, şeffaf, dayanışma kültürü ile ilerleyen bir yapı arayışımız vardı. Bu süreçte “sosyal kooperatifçilik” ile tanıştık ve bu yapıyı benimsedik. Edindiğimiz bilgileri ve hedeflerimizi İstanbul’daki diğer tiyatrolarla da paylaştık ve birtakım çalıştaylar düzenledik.

26 Haziran 2019’da 32 kurucu ortakla birlikte resmen Tiyatro Kooperatifi kuruldu. Tüm süreci katılımcı bir iş birliğiyle yürüttük. Kuruluşumuzdan 8-9 ay sonra ise karşımıza pandemi süreci çıktı. Tüm dünya, insanlık ve sektörler için oldukça zor bir dönemdi. O süreçte ileriye dönük bazı hedeflerimiz hız kazandı, çünkü biz alanımızda çeşitli problemler olduğunu ve bu problemlerin çözümü için bir araya geldiğimizi biliyorduk. Bu problemler, pandemi sürecinde çok daha görünür oldu. Dolayısıyla savunuluculuk faaliyetlerimize hız verdik; kamu kurum ve kuruluşlarıyla görüşmeler yaptık. Önerilerimizi sunduk, çeşitli dosyalar hazırladık, yurtiçi ve dışından çeşitli referanslarla ilerlemeye gayret ettik. Sadece Tiyatro Kooperatifi’nin ortaklarının değil, Türkiye’nin farklı bölgelerinden özel tiyatroların da görüşlerini aldık. Şu an 64 ortağımız var ve bu sorunlar sadece bizi değil, Türkiye’deki tüm özel tiyatroları yakından ilgilendiriyor. Bir başka ileri hedefimiz olan Tiyatro Kooperatifleri Birliği hedefini de öne aldık. Deneyimlerimizi ve sosyal kooperatifçiliği, farklı bölgelerdeki özel tiyatro temsilcilerine anlattık. Herkes kendi bölgesinde kendi ihtiyaçlarına göre yine şeffaf, demokratik, katılımcı ve eşitlikçi bir anlayışla kendi ana sözleşmelerini hazırladı. Mayıs 2020 itibariyle bu görüşmelere başladık ve yaklaşık iki ay sonra Güney Marmara Tiyatro Kooperatifi kuruldu. Şu anda farklı bölgelerde resmi kuruluşunu tamamlamış toplam 6 tiyatro kooperatifi var. Kamu kurum ve kuruluşlarıyla iletişime geçerek bu süreçte ortak akılla ilerlemeye gayret gösterdik. Bu şekilde ilerlediğimizi söyleyebilirim.

Türkiye’deki çağdaş tiyatrolar için kooperatifin karşılığı nedir? Bu süreçte nasıl tepki ve geri dönüşler aldınız?

Birçok olumlu dönüş ve yorum aldık. Biz ortaklarımızın yararına birtakım projeler üretiyoruz. Kuruluş amaçlarımızdan bir tanesi de iş birliğine ve dayanışmaya dayalı, sadece ortaklarımızın yararlanabileceği birtakım olumlu adımlar atmaktı. Aslında kök amacımız da bu alanda iyileşmeye açık her nokta için çaba sarf etmek. Bakıldığında bu çabanın bize farklı açılardan birtakım olumlu dönüşleri de oldu.

Pandemi süreci özelinde konuşursak, çalışmalarımızın olumlu sonuçları oldu. Kamu kurumlarının attığı bazı olumlu adımlar olsa da, sorunların büyüklüğüne bakınca maalesef yeterli olamadı. Bu iyi adımlardan aslında bütün alan yararlandı, sadece ortaklarımız değil. Bu pencereden bakıldığında çok güzel işler başardık. Bir yandan da zor bir süreçten geçtik ve hâlâ geçiyoruz. Bir arada durmak, yalnız hissetmemek, birlik beraberlik içerisinde olmak, ortak sorunların çözümüne yönelik çalışmak, ayrışılan sorunları bertaraf etmeye gayret etmek hepimize iyi geldi; hepimiz için kıymetliydi. Tiyatro Kooperatifi’nin içerisinde olsun olmasın bizimle birlikte yürüyen, destekçimiz olan, görüş ve önerilerini bizimle paylaşan; sadece özel tiyatrolar değil, kültür sanat ekosisteminden birçok kurum ve isimle de iletişimdeydik. Bu iletişimi pandemi sürecinde daha da güçlendirerek sürdürdük.

Fisun Eşki
Pandeminin etkisini kaybettiği bugünlerde Yaz Buluşmaları ile yaklaşık 2 yıl sonra yeniden tiyatro izleme şansına eriştik ve bu bizim için çok kıymetli. Bu organizasyon fikri nasıl ortaya çıktı, ekip ve oyunlara nasıl karar verildi?

Biz aslında henüz hepimizin evde karantinada kaldığı dönemde “Bizde Yerin Ayrı” isimli bir proje yürütmüştük. Bu çalışmanın amacı, bir gün mutlaka yeniden açılacak özel tiyatroların varlığını sürdürmesine destek olmaktı. Böylece seyircinin önden bilet alarak projeye dâhil olan tiyatroları desteklemesini ve sahneler açıldığında da diledikleri gibi oyunlara giderek bunu değerlendirmelerini istedik. Bu, özel tiyatroların var olabilmesi için bir destek projesiydi, çok da ilgi gördü. Yaklaşık 33 tiyatro bu projeye dâhil oldu. Seyircinin de ilgisine mazhar oldu. İlk kurumsal destekçimiz o zaman da Anadolu Efes oldu; ardından Zorlu Holding, Mey İçki ve Yapı Kredi de bizi destekledi. Önce bu projeye hayat verdik.

Kontrollü normalleşme sürecinde ise farklı bir proje düşündük. Aslında İstanbul’un birçok farklı yerinde çeşitli açıkhava tiyatroları ve gösteri alanları mevcut. Pandemi ile birlikte bu alanlar çok daha büyük bir önem kazandı. Seyirciyle buluşamadan geçen 17-18 ayın ardından İstanbul gibi şahane bir şehirde park ve açık alanları neden kullanmıyoruz, bu alanları neden değerlendirmiyoruz, diye düşündük. Bununla ilgili Ataşehir Belediyesi ve Kadıköy Belediyesi ile birtakım görüşmelerimiz oldu. Sağ olsunlar onlar da bize çeşitli alanlar gösterdi ve üç yerde karar kıldık: Fenerbahçe Parkı, Caddebostan Amfi Tiyatro ve Deniz Gezmiş Parkı. Amacımız, kooperatife dâhil olan tüm tiyatrolar için oyun sahneleyebilecekleri bir ortam oluşturmak ve gelir alanı yaratmaktı. Bu konuda kimseye öncelik tanımadık, oyun veya tiyatro ekibi seçmedik. Bu yüzden de bu etkinliğin adına “şenlik” ve “buluşma” dedik. Bu etkinlikte yer almak isteyen, ben de olmak ve oyun oynamak istiyorum diyen kooperatif ortağı tiyatrolara kapı açtık. Tarihsel bir planlama yaptık ve yola koyulduk. Toplam 41 oyun izleyicilerle buluştu/buluşuyor. 10 tane çocuk oyunu geçtiğimiz ay Fenerbahçe Parkı’nda gerçekleşti. Daha sonra oyunlara Caddebostan’da devam ettik ettik ve buradaki destekçimiz Anadolu Efes Mavi Sahne oldu. 10- 25 Eylül arası Ataşehir’de seyircilerle buluşacağız.

Caddebostan’daki amfi tiyatro daha önce kullanılmayan bir alandı ve bizimle birlikte aktif olarak faaliyete geçti. Bugüne kadar kullanılmayan bu alanı böylece yeniden gündeme getirmiş olduk. Projenin hazırlık sürecinde Kadıköy Belediyesi bize birtakım önerilerde bulunmuştu, bizim de aklımızda olan birkaç park ve alan söz konusuydu. Caddebostan Amfi Tiyatro da onlardan biriydi. Aslında hep birlikte halihazırda kullanılmayan bir alanı şehre kazandırdık da diyebiliriz. O bölgede yaşayan insanlar da bu durumu büyük bir memnuniyetle karşıladı. Bunlar bizi çok mutlu ediyor.

Fenerbahçe’den ayrılırken büyük bir seyirci kitlesi edinmiştik, aynı durum Caddebostan için de geçerli ve insanlar oyunlara büyük bir ilgi gösteriyor. Bu durumdan çok memnunuz.

Biz istiyoruz ki bu açıkhava alanlarından başka kurumlar, sanatçı ve ekipler de yararlansın. Tüm bu alanlarda çok güzel tiyatrolar, konser ve performans gösterileri yapılabilir. Umarız İstanbul için bu tür etkinlikler gerçekleşmeye devam eder.

Reha Özcan, “Bir Garip Orhan Veli”, Caddebostan Amfi Tiyatro
25 Eylül itibariyle Yaz Buluşmaları sonlanacak. Bundan sonraki süreç için Tiyatro Kooperatifi’nin bir çalışması var mı? Bizi neler bekliyor?

Sürdürülebilirlik üzerine birtakım projelerimiz var. Mevcut şartlarda, özel tiyatroları “tacir” statüsünde gören mevzuatın değiştirilmesi, en temel hedefimiz. Bu konuyla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyor, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın konuyla ilgili olumlu yaklaşımlarından memnuniyet duyuyoruz. “Bizde Yerin Ayrı” ve “Yaz Buluşmaları” gibi kamuya açık projelerimize de devam etmek istiyoruz. Odak noktamız, demokratik, şeffaf ve eşitlikçi bir anlayışla alanımızda iyileşme tesis edebilmek. Çalışmalarımızı bu yönde sürdüreceğiz.