Abdullah Ezik
abdullahezik@gmail.com
Mihrican Fırtınası, “yaza veda ederek sonbaharın başladığını” gösteren, dolayısıyla bir mevsim geçişine işaret eden bir fırtınadır. Eylülün hemen başında gerçekleşen bu fırtına, artık günlerin kısalmaya, gecelerin uzamaya başlamasının, iklimin değişmesinin, dolayısıyla günün yeniden şekillenmeye başlayacağının habercisidir. Adını işte bu fırtınadan alan Nazan Bekiroğlu’nun yeni deneme kitabı Mihrican Fırtınası da içerisindeki metinlerde okura hep bir geçişlilik hâlini hissettiren özel notlardan meydana gelir.
Bir tür olarak denemenin günümüzde hâlâ önemli örnekleri ve yazarlarının olduğu, anlamını ve nişliğini bugün de korumaya devam ettiği söylenebilir. Enis Batur, Doğan Hızlan, Orçun Üçer gibi birçok yazarla birlikte Nazan Bekiroğlu da bugünün denemecileri arasında özel bir yerde durur. Bekiroğlu’nun yeni kitabı Mihrican Fırtınası, bu bağlamda gerek daha önceki kitaplarına göre içerisinde barındırdığı birtakım farklılıklar gerekse deneme yazınına kattığı değerle özel bir metin olarak değerlendirilebilir.
Mihrican Fırtınası, öncelikle yaşamla edebiyatın, gündelik telaşla kitapların, müzikle doğanın, sıradan olanla ayrıksı olanın iç içe geçtiği bir kitap olarak değerlendirilebilir. Nazan Bekiroğlu’nun Mor Mürekkep (2001), Mavi Lale Yitik Lale (2001), Cümle Kapısı (2003), Yol Hâli (2012), Mimoza Sürgünü (2013), Kelime Defteri (2014) ve Yerli Yersiz Cümleler (2017) gibi kitaplarına eklemlenen Mihrican Fırtınası (2024), bir devamlılığa, denemeye atfedilen ayrı bir değere ve bir iç içeliğe işaret etmesi bakımından önemlidir. Çeyrek asırdır deneme yazan, deneme üzerine düşünen ve denemelerini neşreden bir yazar olarak Bekiroğlu, nihayetinde oluşturduğu söz konusu bu birikimle özel bir yerde durur.
Bir deneme kitabı olarak Mihrican Fırtınası, öncelikle Bekiroğlu’nun bir tür olarak denemeye bağlılığını göstermesi bakımından önemlidir. Gerek tek tek her bir yazıda ayrı olarak gerekse kitap bölümlerinde bütüncül bir değer olarak ortaya farklı birliktelikler çıkaran bu denemeler, okura üzerine düşünmeye değer birçok konu sunar. Kimi denemelerinde Anna Karenina gibi başat figür ve metinlerin izini süren Bekiroğlu, kimi denemelerindeyse kişisel tecrübeleri üzerinden hareket eder. Böylelikle ortaya kurmacayla kurmaca dışı arasında özel bir alan çıkarır. Bu alan, yazar tarafından sürekli ihlal edilirken Bekiroğlu denemeciliğinde de artık farklı bir yere doğru hareket edildiğinin işaretlerini sunar.
Nazan Bekiroğlu, bu yeni kitabında daha önceki denemelerine nazaran daha farklı bir yere doğru evrilir. Kendi kişisel yaşamı, tecrübeleri, düşünceleri, geçmişi birçok açıdan Mihrican Fırtınası’na sızar ve okura ona dair de bir şeyler söyler. Daha önceki denemelerinde daha çok belirli odak noktaları üzerinden hareket eden yazar, bu kez kendisini de okura görünür kılar. Tam olarak bu durumun da beraberinde Bekiroğlu denemeciliğine yeni bir soluk getirdiği söylenebilir. Nitekim yazarın üniversiteden emekliliğe ayrılma süreci de yeni kütüphanesini yerleştirme serüveni de, lise yıllarında tuttuğu günlükler de halı dokuyan kızlarla sohbeti de kitapta birer başlık/konu olarak belirir ve Bekiroğlu’nun kaleminden okurla paylaşılır. Bu durum, yazarın daha önceki metinleri/denemeleri düşünüldüğünde yeni bir yol takip edildiğini gösterir. İşin içerisine farklı türden bir samimiyet, hassasiyet ve içtenlik girer. Böylelikle bu denemeler, artık kurmacayla kurmaca dışını birleştiren farklı bir yolu gün yüzüne çıkarır.

Bütün bir hayat tecrübesi, yaşama dair kimi özel notlar, gündelik telaş ve daha birçok mesele Mihrican Fırtınası’nda konu edinir veya doğrudan bu başlıkların kendisi birer konu olarak ön plana çıkar. “Nazan’ın N’si”, “Yüzleşme”, “Batum Günlüğü”, “Suluboyaya Başladım”, “Eski Tarz Fotoğraf Albümüm” gibi denemeler bu anlamda Bekiroğlu’nun kendisine dair düştüğü, kendi hayat yolculuğuna dair anekdotlar olarak okunabilir. Öte taraftan “Halı Dokuyan Kız” ve “Alın Teri” gibi denemeler ise salt kendi anlamlarının ötesinde aynı zamanda hayata, hayatın anlamına dair birer metin olarak kendi değerini çoğaltır. Dolayısıyla söz konusu bu kesişim kümesi hemen herkes için bu denemeleri daha da anlamlı kılar.
Kitapta yer alan “Korkma, Bak, Biz Buradayız” gibi çeşitli denemelerse edebiyat tarihine düştüğü notlarla özel bir yerde durur. Nâmık Kemal, Ziya Paşa, Abdülhak Hâmit, Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret, Ahmet Midhat Efendi, Cenap Şahabettin gibi kimi yazar ve şairlere de yer yer atıf yapan Bekiroğlu, böylelikle geçmişle bugün arasında bağlar örmekten de geri durmaz: “… ilk kez hissettiğim derin bir saygıyla yerlerine koyuyorum. İlk kez, çünkü bugüne kadar taşıdığım bilgi nihayet duyguya dönüşmüş. Şimdiye değin makaleydi, sınavdı, jüriydi, dersti. Ama şimdi sadece benim içinler, benimler. Aramızda yepyeni bir bağ var, sadece sevgi. Ben de esere değil yazara yöneliyorum.” (Bekiroğlu, 2024: 119) Artık yazara yönelen Bekiroğlu, edebiyat tarihinin bu derin kuyularında farklı dikkatler, farklı bakış açılarıyla hareket eder.
“Platon’un Mağarası” ve özellikle de “Anna Karenina’ya Dair Notlar” başlıklı bölüm, Nazan Bekiroğlu’nun edebiyat üzerine düştüğü güncel ve ayrıksı metinler olarak belirir. Özellikle de kitabın son bölümünde odağına Anna Karenina’yı alan yazar, salt bir metin üzerinden edebiyata, okur-yazar ilişkisine, metinlerin alımlanma biçimlerine dair yeni açılımlar geliştirmekten geri durmaz. Bütün bir dünya edebiyatı bağlamında başat kitaplardan biri olarak beliren, hemen herkesi etkisi altına almış olan Anna Karenina bu kez Bekiroğlu’nun dikkatiyle yeni bir okumaya tâbi tutulur. Böylelikle kitap, tek bir metin üzerine farklı düşüncelerle kaleme alınmış yeni denemelerle son bulur ve kişisel bir yerden başlayan yolculuk, bütün bir dünya edebiyatını kuşatarak, o aralıkta birçok farklı yerde soluklanarak nihayete erer.
Nazan Bekiroğlu’nun yeni deneme kitabı Mihrican Fırtınası, içerisinde birçok farklı başlık ve bağlamda kaleme alınmış metinleri bir araya getiriyor. Bu kez denemelerinde yer yer kendi kişisel tecrübelerine de yer veren, edebiyatı, müziği, yaşamın kendisini de işin içerisine dâhil eden Bekiroğlu, bu türe verdiği değeri aynı şekilde sürdürüyor.


İlk yorum yapan olun