Aron Aji Anlatıyor: “Bilge Karasu’yu Çevirmek”
“Yazı ve Düşünce: Bilge Karasu” podcast serisinde yazarlar Bilge Karasu’yu anlatıyor. Bu bölümde Aron Aji, Bilge Karasu metinlerinin İngilizce’ye çevrilme macerasını anlatıyor. […]
“Yazı ve Düşünce: Bilge Karasu” podcast serisinde yazarlar Bilge Karasu’yu anlatıyor. Bu bölümde Aron Aji, Bilge Karasu metinlerinin İngilizce’ye çevrilme macerasını anlatıyor. […]
Esin Hamamcı, piyanist, besteci, solist, akademisyen Selen Gülün ile yurt dışı ve yurt içindeki müzisyenlik yolculuğu, sahne ve akademik yaşamı, Türkiye’de Kadın ve Müzik kitabı, İKİ Müzik plak şirketi ve yeni albümü “Blue Band” üzerine konuşuyor. […]
“Yazı ve Düşünce: Bilge Karasu” podcast serisinde yazarlar Bilge Karasu’yu anlatıyor. Bu bölümde Orhan Koçak, Turgut Uyar’ın Bilge Karasu’yla arasındaki bağa değiniyor. […]
“Yazı ve Düşünce: Bilge Karasu” podcast serisinde yazarlar Bilge Karasu’yu anlatıyor. Bu bölümde Tansu Açık, Bilge Karasu ile tanışıklığına ve onun denemeci, kuramcı, okur-yazar hâllerine değiniyor. […]
“Yazı ve Düşünce: Bilge Karasu” podcast serisinde yazarlar Bilge Karasu’yu anlatıyor. Bu bölümde Nilüfer Güngörmüş Erdem’den, Bilge Karasu’nun kurmaca ve kurmaca olmayan metinleri arasındaki bağlantıları dinliyoruz. […]
“Yazı ve Düşünce: Bilge Karasu” podcast serisinde yazarlar Bilge Karasu’yu anlatıyor. Bu bölümde Cevat Çapan’ın Bilge Karasu ile hatıralarını dinliyoruz. […]
Esin Hamamcı, Suat Derviş’in Son Posta gazetesinde 28 Nisan-31 Mayıs 1936 tarihleri arasında “Çöken Boğaziçi” üst başlığıyla yayımladığı röportaj serisini mercek altına alıyor. Derviş, Arnavutköy, Bebek, Rumelihisarı, Emirgan, Tarabya, ve Anadolu yakasında Beylerbeyi, Çengelköy, Kuzguncuk, Vaniköy, Kandilli, Kanlıca gibi sahil semtlerini dolaşarak Boğaz sakinlerine “Boğaziçi Niçin Çöküyor?” sorusunu sorar. Çünkü buralar artık eski şaşasını kaybetmiştir. Aldığı cevaplar arasında ise ulaşımın pahalılığı, eski evlerin kullanımının yeni hayat şartlarına uygun olmaması, ısıtması, suyu ve elektriğinin eksik olması sıklıkla yer almıştır. Derviş, şehrin en önemli bölgesinin değişimine tanıklık etmiş, buraların dönüşümüne yaptığı konuşmalarla ışık tutmuştur. […]
Ebru Aykut bu bölümde, Suat Derviş’in 1920’lerin sonlarından itibaren açıkça sahiplendiği feminist perspektife vurgu yapıyor. “Kadın erkekle bir olabilir mi?”, “Kadının yeri ev midir, iş hayatı mıdır?” gibi sorular etrafında gazetelerin mütemadiyen anketler düzenlediği, “Kadınlar erkekleşiyor mu?” endişesinin gündemden düşmediği 1930’lu yıllarda, Suat Derviş’in bu suallere verdiği ters köşe cevapların yanı sıra, hem gadrine uğradığı erkek meslektaşlarını hem de eril tahakküm ve zihniyeti büyük bir özgüvenle nasıl topa tuttuğunu ele alan Aykut, Derviş’i “öfkesini, dilini evcilleştirmemiş” bir feminist, Sara Ahmed’den ilhamla “oyunbozan” bir feminist olarak tanımlıyor. […]
Bu bölümde Sevdagül Kasap, Suat Derviş’in 1935 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen ve ilk kez 1939’da kitaplaşan Hiç romanı üzerinde duruyor. Yazarın kendisinden izler taşıyan, kadın karakter merkezli eserlerinin pek çok katmanlı bir yapıdan oluştuğunu söylüyor. Kadınların sevmediği erkekler Derviş’in romanlarında ikinci plandadır, yer kaplamazlar, birer “sabun köpüğü”dürler. Fakat Hiç romanında sevilmeyenler kadar sevilenler de sabun köpüğüdür. Romanın ana konusu “hiçlik” ise, artık bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Kasap, Suat Derviş’in eserlerinde intihar eden kadınların, güçlü bir ifade etme biçimi olarak işlendiğini aktarır. Hiç romanında olduğu gibi içine sürüklendiği konumu reddeden bir kadın ifadesi vardır. […]
Tevfika İkiz, Suat Derviş’in İki Kadın, İki Aşk romanı üzerinde duruyor, onun “bugün için dahi güncel olan bir kadınlık durumu”nu anlattığını ifade ediyor. Almanya’da Berlin Konservatuarı’ndaki piyano eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen Macide, ailesinin uygun gördüğü bir damat adayı olan Rauf ile evlenir, kızı Perihan’ı dünyaya getirir. Rauf’un okuldan arkadaşı Cemil ile tanıştıktan sonra ona âşık olan Macide’nin hayatı o günden sonra tamamen değişir. Bir yanda babası, kocası ve kızı, diğer yanda ise âşık olduğu Cemil arasında kalan Macide, oldukça büyük sıkıntılarla dolu zor bir süreç geçirir. Tevfika İkiz, Macide’nin bu süreçte bir kadın olarak arzularıyla sorumlulukları arasında nasıl bocaladığına dikkat çekerken onun aynı zamanda bir anne olarak Perihan’a dair endişelerini de dile getiriyor. İkiz, Suat Derviş’in İki Kadın, İki Aşk isimli romanında yine oldukça çarpıcı bir aşk anlatısına imza attığını belirtirken saplantı, arzu ve ihtirasla dolu ilişkilerin kitaba nasıl bir derinlik kattığını da farklı noktalardan değerlendiriyor. […]
Copyright © 2020-2025 | sanatkritik.com