Podcast

Yasemin Çongar Anlatıyor: Değirmenden Geçmiş Bir Yazar Suat Derviş

Yasemin Çongar, Türkçenin önde gelen yazarlarından birisi olan Suat Derviş’in yaşamı boyunca birçok kimse tarafından örselenip kırıldığını, hakkının teslim edilmediğini belirtiyor. 1940’larda üçüncü eşi Reşat Fuat Baraner ile evlendikten sonra gazetelerde hakkında birçok olumsuz haber çıkan Derviş, gerek tutukluluk günlerinde gerekse kocasını ziyaret ettiği hapishane görüşlerinde birçok farklı sıkıntıyla yüzleşmek durumunda kalmıştır. Bir yandan kendi geçimini sağlamak, diğer yandan hapishanedeki eşine bakmak için durup dinmeden çalışmak, üretmek, yazmak zorunda kalan Suat Derviş, bu süreçte birçok haksız suçlama ile de mücadele etmiştir. Konuşmasında Suat Derviş’in sıkıntılarla dolu yaşam hikâyesine odaklanan Yasemin Çongar, onun bitip tükenmek bilmeyen mücadele azmine ve geçim mücadelesine değiniyor. […]

Podcast

Emine Hızır Anlatıyor: Beni mi?’de Mutsuz Evlilikler

Emine Hızır, Suat Derviş’in Beni mi? başlıklı hikâye kitabınındaki “mutsuz evlilikleri” değerlendiriyor, bütün bir kitabın bu örgü üzerine inşa edildiğini belirtiyor. Odağına öncelikle kitap ile aynı isimli hikâyeyi alan Emine Hızır, Derviş’in kadın karakterlerinin ne tür evliliklerle yüzleşmek zorunda kaldıklarını ve tüm yaşamlarını bu yüzleşme üzerinden sorguladıklarını belirtiyor. Sözgelimi Beni mi?’de “sevdiği adam Adnan Bey ile değil, Bedri ile evlenen Nermin,” tıpkı kitaptaki diğer birlikteliklerde olduğu gibi sonu baştan belli, mutsuz bir evlilik sürecine adım atar. Emine Hızır, Suat Derviş’in bu kitabında belirli bir sürerlilik içerisinde “mutsuz evlilik” yinelediğini, konuya kadınların perspektifinden yaklaşmaya özellikle dikkat ettiğini ifade ediyor. […]

Podcast

Liz Behmoaras Anlatıyor: Suat Derviş’in İç Dünyasının Romanlarına Yansıması

Liz Behmoaras, Suat Derviş’in romanlarında sıklıkla, maskeleyerek de olsa, kendisini ve çevresini anlattığını, eserlerinde işlediği birçok çatışmanın da aslında kendi iç dünyasından kaynaklandığını belirtiyor. Behmoaras, Derviş’in romanlarına bu perspektiften bakıldığında söz konusu tüm bu eserlerin “basitleştirilmiş birer psiko-analiz metni” olarak görülebileceğini de ifade ediyor. “Her ne kadar eserleri belirli dönemlerde bir ideoloji taşıyıcısı olarak görülseler de bu söz konusu hesaplaşmalar ancak yazdığı son eser ile nihayete erer.” İlk romanı Kara Kitap’tan itibaren kişisel yaşantısına ait çeşitli olay ve kişileri eserlerinde işleyen Derviş, kimi zaman çocukluğuna ait mutlu anları, kimi zaman ise yaşantısının trajik yönlerini kitaplarında kendisine konu edinir. […]

Podcast

Menekşe Toprak Anlatıyor: Suat Derviş’in Berlin’i

Menekşe Toprak, Suat Derviş’in 9 Ocak 1929 yılında “Berlin’de Ben” başlığı altında Vakit gazetesinde yayımlanan bir yazısından yola çıkarak usta yazarın Almanya günlerine uzanıyor. Suat Derviş’in yıllar sonra Berlin Yazıları başlığı altında kaleme alacağı tefrika dizisinden 9 yıl önce yayımladığı bu ilk yazı, usta yazarın Almanya tecrübesinin zamanla nasıl gelişip derinleştiğine de ışık tutuyor. 1930’lu yılların önemli şehirlerinden biri olan, hızlı ve modern kent yaşantısıyla dikkat çeken Berlin, aynı zamanda gece hayatı, ışıltılı caddeleri ve kalabalığıyla da devrin kültürel merkezlerinden biri olma işlevini üstleniyor. Zenginliğiyle olduğu kadar yoksul mahalleleriyle de dikkat çeken kent, dünyanın diğer şehirleriyle karşılaştırıldığında da kendisine has bir profil çiziyor. Suat Derviş’in “Berlin’in altın çağı olarak ifade edilen 1924 ile Hitler’in iktidara geldiği 1933 yıllarının ilk çeyreğine kadar Berlin’de geçirdiği refah dolu yıllara” doğrudan tanıklık ettiğini belirten Menekşe Toprak, yazarın söz konusu tüm bu birikim ve tecrübeyi beraberinde İstanbul’a da taşıdığını, Türkiye’de kaleme aldığı birçok gazete yazısı ve romanında bu yıllara gönderme yaptığını ifade ediyor. […]

Podcast

Çimen Günay Erkol Anlatıyor: İstanbul’un Bir Gecesi

Çimen Günay Erkol, Suat Derviş’in 1939 yılında tefrika edilen İstanbul’un Bir Gecesi romanı üzerinde duruyor. Suat Derviş’in Behçet Necatigil’e yazdığı mektubunda “en sevdiğim romanlarımdan biri” dediği İstanbul’un Bir Gecesi, karanlık bir atmosfere sahip olmasına rağmen anlattığı hikâye ile topluma ışık tutan bir eser. Romandaki karakterlerden biri olan Ali’nin aslında “bir tür sınır karakter” olduğunu belirten Çimen Günay Erkol, onun farklı sınıflara ait birçok insanı bir araya getirdiği tespitinde bulunuyor. Kimi noktalarda Adalet Ağaoğlu’nun Bir Düğün Gecesi romanıyla ortaklıklar kuran, düğün sahnelerinde toplumun farklı kesimlerine açılan roman, İstanbul’u sokak sokak içerisine hapsediyor. Zenginlerin zenginliğinin kaydını tutan, asıl işi muhasebecilik olan Ali, alt sınıflardan gelen bir kahraman olarak içerisinde bulunduğu durum ile ulaşmak istediği yerleri kıyaslar, bunalıma girer. Suat Derviş’in romanda birçok farklı kahramanın hayatını anlattığını belirten Çimen Günay Erkol, yazarın “bir tür ağ” ile İstanbul’un farklı yüzlerini sembolize eden birçok farlı kişiye hayat verdiğini ifade ediyor. […]

Podcast

Abdullah Ezik Anlatıyor: “Ev Neresi? Aksaray’dan Bir Perihan”

Abdullah Ezik, Suat Derviş’in 17 Aralık 1962-22 Şubat 1963 tarihleri arasında Gece Postası’nda tefrika olarak yayımlanan Aksaray’dan Bir Perihan romanı üzerinde duruyor. Roman, imparatorluktan cumhuriyete devreden bakiyeyi sorgulayan, toplumun, bir kurum olarak ailenin ve sosyal ilişkilerin zamanla nasıl yıprandığını konu ediniyor. Abdullah Ezik ise, başkahraman Ülker’in bütün hayatının “ev” imgesi üzerinden anlatıldığına dikkat çekerek buradaki “arayış”ı sorguluyor. […]

Podcast

Ceren Lordoğlu Anlatıyor: “Suat Derviş’in ‘Ev’lerindeki Çeşitlilik”

Ceren Lordoğlu, Suat Derviş’in evlerle, kentsel mekânla nasıl diyalog kurduğundan bahsediyor. Sınır, Ankara Mahpusu romanlarından ve “İstanbul Halkı Nerelerde Oturur?” röportajlarından yola çıkarak bu diyaloğu inceliyor. Derviş’in çocukluğunun geçtiği Çamlıca’daki konağa, evliliğinde nerede oturduğuna bakarak yaşadığı “ev”lerin romanlarındaki etkisine değiniyor. Yazarın bu bağlamda kaleme aldıklarının ise dönemin sıradan, hatta görünmeyen insanının gündelik hayatına kapı araladığını söylüyor. […]

Podcast

Didem Ardalı Büyükarman Anlatıyor: “Terfrikalarda Kalmış Bir Define: Suat Derviş”

Didem Ardalı Büyükarman, Suat Derviş’in eserlerinin yıllar sonra okuyucuyla buluştuğunu vurgulayarak Kadıköy’de Muhakkak Bir Define Vardır tefrikası üzerinde duruyor. Eğlenceli yaz havasıyla açılan romandaki atmosfer, Kamuran isimli kahramanın, bir gece kardeşi Handan’a benzettiği kadının Moda sahilinde kaçırıldığını görmesiyle bozuluyor. Bu kırılma noktasından sonra Kamuran’ın hayatı değişiyor ve kendisini kardeşini aramaya adıyor. Roman buradan sonra şifrelerle kentte define arama macerasına dönüyor. Derviş, okurunu ayazmalarda, dehlizlerde, İstanbul’un altında gizli kalmış tünellerde gezdiriyor. Bu kısmı ise Büyükarman, Dan Brown’ın eserlerine benzetiyor. […]

Podcast

Aslı Odman Anlatıyor: “İstanbul’da Hızlanan Bedenler”

Aslı Odman, Suat Derviş’in 1935-1937 yılları arasında yaptığı röportajların derlendiği Çöken İstanbul kitabında hızlandırılan ve fırlatıp atılan bedenlerin izini arıyor. Röportajlarda duyulan seslerin, Cumhuriyet ile kapitalistleşen bir ülkenin kusulan hayatlarının sesi olduğunu söylüyor. Konuşmaların yan yana konulduğunda İstanbul’un sosyal ve psiko-sosyal coğrafyasını verdiğini anlatıyor. O dönem İstanbul’unun haritasının “zıtlıklar coğrafyası” çizeceğini aktarıyor. […]