.

Tutankhamun ve Hazinesi

Elif Çamlıkaya

İngiliz arkeolog Howard Carter ve ekibi, Mısır’ın Luksor kentindeki Krallar Vadisi’nde yer alan Firavun Tutankhamun’un mezarını 1922 yılında keşfetti. Büyük Mısır Müzesi’nin, bu çok önemli keşfin 100. yılı olan 2022’de açılması bekleniyordu fakat müzenin resmi açılışı henüz gerçekleşmedi. Tutankhamun’un mezar hazinesine ait olan ve daha önce hiç sergilenmemiş bazı eserlerin de müzede yerini alması bekleniyor. Firavunun hazinesine ait parçaların çoğu Kahire Müzesi’ndeydi. Mısır’daki farklı müzelerde sergilenen parçalarıyla birlikte, hazineye ait tüm eserler gerekli restorasyonun tamamlanmasından sonra Giza Piramitleri’nin karşısında inşa edilen Büyük Mısır Müzesi’ndeki yerini alacak.

Tutankhamun’un mumyası, Krallar Vadisi’nde KV62 numaralı mezarı içindeki mezar odasında sergileniyor. Mezar hazinesi artık firavunun mumyasıyla birlikte değil.  Dünyanın en büyük arkeoloji müzelerinden biri olacak Büyük Mısır Müzesi’nde sergilenecek 100 binden fazla eserin beş bin parçasını, genç yaşında hayatını kaybeden firavunun hazinesi oluşturuyor. Tutankhamun’un hazinesi için müzede yedi bin metrekare alan ayrılmış durumda ve ziyaretçiler tüm hazineyi tek bir alanda görebilecekler.

Tutankhamun, Krallar Vadisi’ndeki neredeyse hiç bozulmamış mezar odasının Kasım 1922’de bulunmasından önce 18. Hanedan’ın az bilinen ve gölgede kalmış bir firavunuydu. Mezarında bulunan objelerden dolayı edindiği şöhrete rağmen yaşamı aslında halen gizemini koruyor. Döneminin bazı kaynaklarında yer aldığı için Tutankhamun’un ismi biliniyordu fakat ‘Amarna kralları’ arasında hangi sırada yer aldığı belirsizdi. Tıpkı Akhenaten ve Ay gibi, ismi Abidos ve Karnak’ın klasik krallar listesinden silinmişti ve liste, 3. Amenhotep’ten Horemheb’e atlıyordu. Tutankhamun’un kimliği ve anne babası hakkında genel kabul gören bilgiden farklı varsayımlar olsa da, genel olarak genç prensin Amarna’daki sarayda büyüdüğü kabul ediliyor. Mezarında bulunan bazı eşyalar tanrı Aten’e ibadet edilen döneme ait. Altın kaplama tahtının karşısına yerleştirilen ve Tutankhamun ile genç eşi Ankhesenpaaten’i koruduğuna inanılan Aten’in diski, bu objeler arasında en önemli olanıdır. Amun yerine Aten’e ibadeti başlatan Akhenaten’in iktidarının son dönemlerinde, sarayın üst düzey yöneticilerin işlerin yolunda gitmediğinin farkındaydı. Akhenaten’in kardeşi Smenkhare de benzer bir sonuca vararak, ölümünden önce eski başkentlerden Memphis’e gitmiş ve Amun’un yasaklanmış rahipleriyle görüşmüş olmalı.

Tutankhaten, babası Akhenaten’in ölümünden sonra MÖ 1334’te Memphis’te taç giydi. Tahta çıktığında muhtemelen dokuz yaşındaydı ve yakın kadın akrabası kalmamıştı. Annesi Kiya, üvey annesi Nefertiti ve yaşça büyük üvey kız kardeşleri ölmüştü. Üst düzey yönetimde yer alan Ay ve yüksek rütbeli asker Horemheb’in doğrudan etkisi altındaydı. Eşi ve üvey kız kardeşi Ankhesenpaaten ondan büyük yaştaydı çünkü görünüşe göre babası Akhenaten’den bir kız çocuğu sahibi, yani doğurganlık yaşında bir genç kadındı. Antik Mısır’da firavunlar kız kardeşleri veya kızlarıyla evlilik yapardı ve bunun nedeni soyun saflığını korumaktı.

Genç kral tahta çıkar çıkmaz eski dine dönüş yapıldı. Kralın ve kraliçenin isimleri, tahta çıkışın ikinci yılında değişti. İsimlerinin sonunda yer alan -aten eki yerini -amun ekine bıraktı. Tutankhamun, Amun’un yaşayan görünümü (bedenlenmiş hâli) anlamına geliyordu. Çocuk kralın aldığı kararlar muhtemelen danışmanları tarafından belirleniyordu. Onun döneminde baş tanrı Amun’un tapınakları yeniden açıldı. Karnak ve Luksor’a çok önemli eklemeler yapıldı fakat Tutankhamun’un ismi yer alan yazıtlar daha sonra Horemheb tarafından kendi ismiyle değiştirildi.

En etkili iki figür olan Ay ve Horemheb dışında, Tutankhamun’a hizmet etmiş başka önemli devlet görevlileri de vardı. Bunlardan ikisini, kralın mezarına hediye ettikleri değerli eşyalardan biliyoruz. Örneğin Nakhtmin, mezar odası için beş büyük ahşap uşabti hediye etmiş. Uşabti, ölen kişiye öteki dünyadaki yaşamında hizmet edecek kişileri temsil eden heykelciklere verilen isimdi. Aklınıza gelen her türlü zahmetli işi yapmakla yükümlüydü ve inanışa göre, yemek pişirmekten, çiftçiliğe kadar tüm ağır işleri ölen kişi yerine uşabti heykelleri yapardı.  Her mezarda çok sayıda uşabti bulunurdu. Hazineden sorumlu yönetici Maya da mezara büyük bir ahşap uşabti ve değerli bir mobilya hediye etmişti.

Tutankhamun çok genç yaşta, muhtemelen tahtta oluşunun dokuzuncu yılında MÖ 1325’te hayatını kaybetti. Mumyası üzerinde yapılan adli analize göre ölüm yaşı on yediydi. Mezarında bulunan şarap küpleri üzerindeki kil mühürlerde benzer bir bilgiyi veriyor. Bu küpler üzerinde şarabın türü, bağın yeri, bağcının ismi ve kralın tahtta olduğu yıl belirtilirdi. Buna göre, mezarda bulunan en yüksek yıl dokuzu gösteriyor ve bu da bize Tutankhamon’un ölüm yılını gösteriyor. Ölüm nedeni kesin olarak bilinmese de mumya üzerinde yapılan otopsi ve röntgen sonuçlarına göre kafatası boşluğunda yer alan kıymık biçiminde kemik parçaları buraya bir pıhtı, cinayet sebebi olabilecek şekilde başa alınan bir darbe veya arabadan düşme gibi bir kaza sonucu yerleşmiş olabilir. Ölümüyle ilgili sol ayağındaki kemik hastalığı ve akraba evliliği nedeniyle sağlığının hızla bozulması, kırık bacağında gelişen iltihap, geçirdiği sıtma enfeksiyonları gibi çok sayıda farklı nedenden bahsedilir.

Howard Carter, Tutankhamun’un ismi yazılı küçük bir çini fincan (1905-6 kazı yılı), kralın mumyalanmasında ve cenaze yemeğinde kullanılmış eşyalardan bazı kalıntılar (1907), kralın ve Ay’ın ismini taşıyan altın varaklı araba ve mobilya parçaları (1907) gibi Krallar Vadisi’nde bulunan bazı eşyalardan yola çıkarak Tutankhamon’un mezar odasının bu kayalarda bir yerde gizli olduğuna emindi. Zengin Carnarvor Kontu’ndan sağladığı kaynakla Kasım 1917’de Tutankhamun’un mezar odasını aramaya başladı. Beş yıllık bir çalışmanın ardından 4 Kasım 1922’de ekibiyle birlikte önce ana kayaya oyulmuş girişi ve ertesi gün de mezara inen ünlü on altı basamağı buldu. Sonraki birkaç haftayı mezarı soygunculardan korumak ve açmaya hazırlanmakla geçirdi. Tutankhamun’un mezar odası içindeki hazinesiyle karşılaştığı gün, 26 Kasım 1922 tarihiydi.

Tutankhamun’un iki tane altın kaplama ahşap tabut içinde yer alan saf altından iç tabutu 110,4 kilogram ağırlığındaydı. İçinde kralın mumyası ve mumyanın yüzünde 10,23 kilogram ağırlığında cenaze maskesi vardı. Mumyanın üzerinde koruyucu amaçla yerleştirilmiş 170 obje yer alıyordu. Mumyanın yer aldığı odanın dört duvarı da dini konulu resimlerle dekore edilmişti. Kralın mezar hazinesi arasında edebi veya tarihi belgelere rastlanmadı. Bulunanlar arasında kralın mumyası dışında iki mumya daha vardı ve bunlar, biri beş diğeri sekiz veya dokuz aylık iki ölü doğmuş kız bebeğe aitti. Tutankhamun ve Ankhesenamun’un bebekleri eğer yaşasaydı annelerinin yerini alacak ve Amarna soyunu devam ettirerek, belki de yeni başlayacak 19. sülalenin tarihini değiştirecekti. 

Hemen temin edilen altın tabut, maske ve tabutların içine konulduğu lahitten yola çıkarak, Tutankhamun hayattayken ölümüne hazırlık yapılmaya başlandığı söylenebilir. Fakat demek ki birdenbire ölümü beklenmiyormuş ki cenaze deposunda hazırda bekletilen eşyalar ve hatta başkaları için yapılan mezar eşyalar kullanılmış. Tüm hazırlıklar aceleyle tamamlanmış çünkü dinsel açıdan törenler ve mumyalamanın 70 günlük bir sürede tamamlanması gerekmekteydi.

Mezar odası bir kral için çok küçüktü ve muhtemelen saraya yaptığı üstün hizmetler için ileri yaştaki Ay’a yapılmış bir jest olarak Krallar Vadisi’nde yer alan bir mezar kullanıldı. Vadide diğer başka ayrıcalıklı yüksek memurlara sağlanan mezarlar gibi örnekler bulunuyor. Tutankhamun için hazırlanan asıl mezar, muhtemelen Giovanni Belzoni’nin 1816’da Krallar Vadisi’nin en batı ucunda keşfettiği ve sonradan Ay tarafından kullanılan mezar odasıydı. Tutankhamun için asıl planlanan mezarın, dedesi 3. Amenhotep’e yakın yapılmış olması köklere ve eski dine dönüşün sembolik olarak vurgulanması suretiyle bir propaganda aracı olarak düşünülmüş olmalı.

İngiliz arkeolog Dr. Nicholas Reeves, yayımlanacak “The Burial of Nefertiti” başlıklı makalesinde mezarın aslında Tutankhamun’un üvey annesi Nefertiti’ye ait olduğunu iddia ediyor. Ani ölümü sonucu yeni bir mezar hazırlamaya zaman olmadığı için, Nefertiti’nin mezar odasının ön koridorundaki bir başka mezar odasına yerleştirildiğini belirtiyor. Bu odada yer alan iki mühürlü kapıdan birinin bir depoya diğerinin de mezarı halen bulunamamış. Nefertiti’ye ait olduğunu söyleyen Reeves’e göre henüz nerede olduğu bilinmeyen Nefertiti’nin mezarı, Tutankhamun’un mezar odasının bitişiğinde yer alıyor.     

Tutankhamun’un 110 metre kareden oluşan ve dört odalı küçük bir mezarı var. Küçük olması nedeniyle, kralın ölüm sonrası ihtiyaç duyacağına inanılan çok sayıda objeyle dolu, zengin bir mezarı var. Eşyalarının bazıları eski mezarlardan toplananlar arasında seçilmiş. Smenkhkare için yapılmış bir büyük ahşap altar ve iç organların saklandığı kanopik kaplar gibi. Orta tabutun, üzerinde yer alan yüz ve diğer özelliklerinin, altın maske ve dış tabuttan farklı olması nedeniyle Smenkhkare için yapılmış olan bir tabut olduğu düşünülüyor. Hatta mumya üzerinde yer alan altın maskenin bile Tutankhamun için yapılmadığını belirten araştırmalar var. Kralın sadece çocukken küpe taktığını ve gençken asla kullanmadığını; maske üzerinde yer alan yüzdeki delik kulaklar nedeniyle Nefertiti veya başka bir soyluya ait olabileceği söyleniyor. 

Tutankhamun’un erken ölümü eşi Ankhesenamun’u çok zor bir durumda bırakmıştı. Kendisinden çok yaşlı ve onunla evlenerek tahta geçme hevesindeki erkeklerden kurtulabilmek için Hitit Kralı 1. Şuppililiuma’ya bir mektup yazarak durumunu anlatmış. Sonucu Mısır kayıtlarından değil ama Hitit kayıtlarından öğreniyoruz. Genç kadın eşinin öldüğünü ve bir oğlu olmadığını yazarak, çok sayıda oğlu olan Hitit kralından bir oğlunu göndermesini ve onunla evlenerek soylu kanı devam ettirmek istediğini bildirmiş. Yaptığı araştırmanın sonucunda kraliçenin doğru söylediğini anlayan Hitit kralı, oğlu Zannanza’yı Mısır’a göndermiş. Hitit prensi Mısır’a varamadan yolda öldürülmüş. Bu ölümden sorumlu olan kişinin, Mısır ordusunun komutanı Horemheb olduğu düşünülüyor.