Hindistan’da Rengârenk Bir Festival… Holi

Elif Çamlıkaya

“There is nothing so strange in a strange land, as the stranger who comes to visit it.” ~Dennis O’Rourke / Cannibal Tours 

Hindistan deyince aklımıza hemen festivaller ve bu festivallere coşkuyla katılan insanlar gelir. Hindistan’ın yaklaşık 1.380.000 nüfusunun %80’i Hindu inancına bağlıdır ve Hindu festivalleri, ülkenin festival kültüründe önemli bir yere sahiptir. Fakat Holi öyle kapsayıcı ve birleştiricidir ki, diğer dinlere inananlar arasında da festivalin eğlenceli bölümüne katılanları görebiliriz.

Hindu inancı veya Hinduizm olarak bilinen sistem aslında “Sanatan Darma” denilen bir yaşam tarzıdır. Bu, sonsuz ve doğru olana bağlı olma hâli demektir. Yeniden doğduğun her yaşamda, sonsuz ve doğru olanın yolunda yürüyerek gelişmek ve sonunda da artık dünya yaşamına dönmeden, ilahi alemin bir parçası olabilmektir. Hindu inancında evreni yaratan ve yöneten ilahlar olduğu gibi, kötülüğü simgeleyen ve ifritler diyebileceğimiz asuralar da vardır. Yaratılıştan beri asuralar, ilahları alt etmek veya insanların gözünde küçük düşürmek için planlar kurar ve uygular. İlahlar onları yenmek ve bozulan düzeni yeniden kurabilmek için farklı görünümlerde bedenlenir. Bu görünümlere “avatar” denir. Çoğu festival eril veya dişil bir ilahın, güçlü bir asura karşısında kazandığı zaferi ve bozulan düzenin yeniden kurulmasını kutlamak için düzenlenir. Bu festivallerin en önemlileri tohumların ekilmesi veya hasat gibi tarım ve doğa olaylarıyla örtüşür. Kışın bitişi ve baharın, insanların yaşamına tüm renkleriyle dönüşü Holi festivaline özgü bir ayrıcalıktır. Doğanın farklı renklerini temsil eden toz boyalar, insanların kış boyu katlandığı soğuk, gri, hastalıkları çoğaltan hava ve kısıtlı gıda olanaklarının bitişini müjdeler. Bu nedenle Holi, orta ve kuzey Hindistan eyaletlerinin festivalidir. Havanın devamlı sıcak ve ekim hasat tarihlerinin farklı olduğu güney Hindistan’da Holi’nin yerini başka yerel festivaller alır. 

Hindu inancında ibadet ve festivaller Ay takvimine göre belirlenir. Özellikle Ay’ın en karanlık olduğu gece ve dolunay geceleri en büyük festivallere ev sahipliği yapar. Dolunayın olduğu geceye purnima denir. Dindar aileler genelde her ayın purnima gecesini oruç ve ibadetle geçirir. Phalguna ayının purnima arefesi Holika Dahan, ertesi gün de Holi festivalidir.

Fotoğraf: Elif Çamlıkaya

Holika Dahan, Holi’den bir gün önce kutlanır. Holika Dahan, önemli bir dini hikâyenin sonucunda ortaya çıkmıştır. Hiranyakaşyap, şehrin Hindu kralıdır fakat aynı zamanda bir asuradır. Hindu inancında, uzun süre ibadet ve meditasyonla ilahlardan birinin senin önünde belirmesini sağlarsan; o ilahtan ne dilersen gerçekleştirir.  Hiranyakaşyap da bu sayede ilahi bir lütuf kazanır. Buna göre kralı ne bir hayvan ne bir insan, ne içeride ne dışarıda, ne gece ne gündüz, ne fırlatılan ne de elde tutulan bir silahla, ne karada ne suda ne de havada öldüremeyecektir. Bu kadar büyük bir güç elde eden Hiranyakaşyap, kendini ilah ilan eder ve en önemli tanrılardan Vişnu’ya ibadet edilmesini yasaklar.

Oğlu Prahlad küçüklüğünden beri Vişnu’ya iman etmiştir. Asuralar, bu çocuk bir gün hakimiyetimizi bitirecek diye ona çok disiplinli iki öğretmen bulur ve Vişnu’dan bahsetmeyecekleri bir eğitim programı hazırlatır. Vişnu’nun adını anmak bile yasaklanır. Öğretmenler genç prense kendi evlerinde, yaşıtı çocuklarla birlikte ders vermeye başlar fakat Prahlad fırsatını bulduğunda, diğer çocuklara Vişnu’yu anlatan dersler verir. Öğretmenler durumu mecburen Hiranyakaşyap’a anlatır. Babası çok kızar ve oğluna sadece bana ibadet edeceksin, der. Fakat asla sonuç alamaz. İfritler çocuğa sivri uçlu silahlarla saldırır, çocuk acıyı hissetmez. Bir file çiğnetmek ister. Fil, ayağının altında bir demir külçe varmış gibi hissederek ayağını kaldıramaz ve çocuğu ezemez. Uçurumdan attırır; Vişnu çocuğu bir tüy gibi çimene indirir.

Hiranyakaşyap’ın kız kardeşi Holika’nın ateşte yanmayan bir pelerini vardır. Kral, oğlundan kurtulmak için son çare olarak kız kardeşine gider ve ondan yardım ister. Planına göre Holika yüksek bir ahşap koltuğa oturacak ve yeğenini Prahlad’ı kucağına alıp sohbet ederek oyalayacaktır. Tam o sırada koltuk ateşe verildiğinde Holika pelerinine sarılarak kurtulacak ama Prahlad yanacaktır. Her şey planlandığı gibi gider ama alevler bedenini sardığında Prahlad, bir Vişnu ilahisi söylemeye başlar. Pelerin birdenbire çocuğu sarar ve Holika alevlerin içinde yok olur. Böylece iyilik, kötülük karşısında büyük bir zafer elde eder. Hikâyenin devamında Vişnu, Hiranyakaşyap’ı aslan adam Narasimha avatarıyla öldürecektir ama bu başka bir yazının konusu olsun.

Holi öncesinde tüm yerleşim yerlerinde ve hatta mahallelerde Holika denilen platformlar kurulur. Tezek diskleri bir sunak oluşturacak şekilde üs tüste yerleştirilir ve yüksek bir sahne elde edilir. Sunak üzerine Holika ve kucağında oturan yeğeni Prahlad’ın heykelleri konulur. Bu sunak en az on gün burada kalır. Evli kadınlar bu sunağa gelerek ibadet eder. Çevresine ipler dolayarak, eşleri için uzun ömür diler. Holika Dahan gecesi, uğurlu saat olarak belirlenen saat geldiğinde bir Hindu rahip Holika’yı ateşe verir ve çevredekilerden biri ateşe atlayıp Prahlad’ı kucağından alarak Holika’yı alevler içinde yanmaya bırakır. Herkes bu ateşten bir parça ateş alarak evini arındırmaya gider. Doğruyu söylemek gerekirse Holika yanarken, etrafını saran insanların heyecanla bağırması ve yanmasını seyretmesi her izlediğimde beni hüzünlendiriyor. Bu hikayedeki kötü ve yakılan karakterin bir kadın olması, farklı bir tartışmanın konusu olabilir.

Holi’nin çıkış yeri ve en heyecanla kutlandığı yer, yine Vişnu’nun bir avatarı olan ve en popüler tanrılardan Krişna’nın hayatını geçirdiği bölgedir. Mathura, Barsana, Vrindavan, Gokul, Nandgoan ve çevresindeki tüm köy ve şehirlere Braj Bhoomi denir. Bu bölge Krişna’nın hayatının farklı aşamalarını geçirdiği yerlerdir ve Holi burada bir gün değil bir hafta boyunca, her gün ayrı bir kasabada kutlanır. Bir şenlik havasında geçer.

Krişna’nın milattan önce 3228 yılında doğduğuna ve 125 yıl yaşadığına inanılır. Hindu inancının en sevilen ve aşkla ibadet edilen tanrısıdır. Bu dünyadan ayrılıp, ilahlar alemine döndüğünde yıkım çağı olarak bilinen Kali Yuga başlar.

Mathura’nın kralı Kansa, tahta babasını öldürerek çıkar. Mathura halkına ağır çalışma şartları altında işkence eder. Kimsenin sevmediği ifrit kralın, sevdiği tek kişi kız kardeşi Devaki’dir. Kardeşini o kadar sever ki, Vasudeva ile evlendirdiği gün düğün arabasını kullanarak ona olan düşkünlüğünü gösterir. Kansa, Devaki ve Vasudeva’yı evlerine götürürken birden kulağına ifritler fısıldamaya başlar: “Devaki ve Vasudeva’nın doğacak sekizinci çocuğu seni tahtından edecek ve öldürecek. Buna asla izin vermemelisin.”

Çok öfkelenen Kansa, Devaki’yi öldürmeye karar verir. Vasudeva yalvarır ve “yeter ki bizi öldürme” der; “Bizi hapset ve orada yaşamamıza izin ver.” Kardeşini öldürmeye kıyamayan Kansa bu öneriyi kabul eder ve genç çifti bir mağaraya hapseder. Devaki ve Vasudeva, kapısında demir sürgü olan ve onlarca asker bekleyen bu hapis odasında yaşamaya başlar. Her doğan bebek Kansa’ya bildirilir ve Kansa bebeği duvara vurarak öldürür. Tanrıların bu ifrit kralı ortadan kaldırmak için bir planı vardır. Vişnu, yeniden bedenlenerek Kansa’nın sonunu getirecektir.

Kansa, sekizinci bebeğin doğumunu büyük bir heyecanla bekler. O sabah ilahi bir ses “Vasudeva’yı uyandırır ve doğacak bebeği alarak Yamuna nehrinin karşına geçir,” diye talimat verir. Krişna doğduğunda bir mucize olur ve odanın demir parmaklıları açılır. Askerler derin bir uykuya dalar. Vasudeva, yağmurlu bir gecede bebeği nehrin karşı tarafına geçirir. Nanda’nın eşi Yaşoda, o sabah bir kız bebek dünyaya getirmiş ve uykuya dalmıştır. Vasudeva bebekleri usulca değiştirir ve kız bebekle mağaraya döner. Askerler bebeğin ağlamasını duyar duymaz Kansa’ya haber verirler. Kansa sekizinci bebeğin bir kız olmasına şaşırır ama yine de duvara vurarak öldürmeye hazırlanır. O sırada bebek, tanrıça Durga’ya dönüşerek Kansa’ya bu sefer yenildiğini ve ölümünün bu çocuğun elinden geleceğini haykırır. Artık Kansa’nın tek hedefi bu çocuğu bulmaktır.

Bu sırada Krişna, sakin bir köyde ailesi olduğunu sandığı, annesi Yaşoda ve babası Nanda’nın evinde büyümeye başlar. Bir köylü çocuğu neler öğrenir ve yaparsa, o da aynı şekilde yaşar. Annesinin yaptığı tereyağı toplarından aşırıp yiyen, tatlı ve yaramaz Krişna’yı herkes çok sever. Eve bir gün ağlayarak gelir çünkü o aslında bir tanrı olduğu için bedeni koyu mavi rengidir ama diğer çocukların hepsi Krişna’dan farklı bir ten rengine sahiptir. Annesi ona rengarenk boyalar verir ve der ki: “Sen de bu onları bu renklerle boya ve hepiniz aynı renklere bürünün o zaman.” Krişna ve arkadaşları bu oyunu yıllarca oynar ve insanların Holi’de birbirini renkli toz boyalarla boyaması bu geleneğe bağlanır. Günümüz Hindistan’ı için anlamı; farklı sosyal sınıflardan insanlar bir gün için de olsa görüntüde eşitlenir ve ortak renklerde buluşur.

İfritler Krişna’yı çocukluğundan beri rahatsız eder ve öldürmeye çalışır. Krişna çok güçlüdür ve hepsini alt eder. Bu arada çocukluktan gençlik çağlarına geçiş yapar. Sığır çobanı gopi kızlar ona hayrandır ama Krişna içlerinden birine, Radha’ta bağlıdır. Birlikte ormanda geçirdikleri zamanlarda Krişna, Radha’ya flütünden çıkan ilahi müziğini dinletir.

Fotoğraf: Elif Çamlıkaya

Nihayetinde olaylar gelişir ve Krişna aslında soylu bir çiftin oğlu olduğunu ve ilahi görevinin ifrit kral Kansa’yı ortadan kaldırmak ve bozulan düzeni tamir etmek olduğunu öğrenir. Radha’yı son defa görerek, ona veda eder. Hayatının akışı artık başka bir yöne doğru değişmiştir. Mathura’da maceralı bir sürecin sonunda Kansa’yı öldürür, anne babasını hapisten kurtarır ve adaletli bir kral olarak yönetimi devralır.

Holi festivali öncesinde insanlar mutlaka evlerini temizler ve evden birkaç eski eşyayı atar. Yeni giysiler alınır ve aile ile birlikte yenecek yemekler yapılır. Çarşıdan doğal toz boyalar satın alınarak, Holi sabahı beklenir. Holi günü herkes birbirine toz boyaları atarak, eğlenceli bir gün geçirir ve aynı zamanda Krişna’nın hatırasını yad eder.

Holi her yerde çok eğlenceli ve renklidir ama Mathura’da Holi, bambaşkadır. Braj Bhoomi bölgesi şehir ve köylerinde Holi tam yedi gün sürer. Birinci gün, Barsana’da lath mar holi oynanır. Barsana, Radha’nın köyüdür. Burada insanlar birbirini namaste diye değil, Radhe Radhe diye selamlar. Barsana’lı kadınlar gopi kızlar gibi giyinir. Krishna ve arkadaşları, Radha ve gopi kızlarla holi oynamaya gelince, kızlar onları sopayla kovalarmış. Barsana’da bu oyun tekrarlanır. Yaşlılar Radha Rani Tapınağında ilahiler söyler. Rahipler ladoo tatlısı dağıtır.

Aynı eğlence ikinci gün Nandgaon’da tekrarlanır. Bu sefer Barsana erkekleri Nandgaon’a gelir ve kızlar onları sopalarla kovalar. Üçüncü güne Phoolwalon Ki Holi denir. Bugün bence Holi’nin en güzel günü çünkü holi, çiçeklerle oynanır. Herkes Vrindavan’daki Banke Bihari Tapınağı’na gider. Kapı 16.00 gibi açılır ve tapınakta büyük bir kalabalık toplanır. Birden Krişna ve Radha heykellerini saklayan tapınak perdesi ilahiler eşliğinde açılır ve rahipler rengarenk çiçekler atmaya başlar. Tapınaktaki herkes yaklaşık yirmi dakika çiçeklerle holi oynar ve tapınaktan ayrılır.

Dördüncü gün, dullar için özel holi oynama günüdür. Eşleri ölen kadınların bazı önemli dini etkinliklere katılması yasaktır. Dul kadınların sığındığı en önemli Dullar Evi Vrindava’da olduğu için, son yıllarda çok güzel bir adet başladı ve dulların Gopinath Tapınağında holi oynayacağı bir etkinlik düzenleniyor.

Beşinci gün, herkes tekrar Vrindavan’daki Banke Bihari Tapınağı’nda toplanır ve sabahtan öğlene kadar toz boyalarla, tapınak iç mekânda holi oynanır. Bugün, Krişna’nın da orada olduğuna ve tapınağa gelenlerle birlikte holi oynadığına inanılır. Bugünün gecesine Holika Dahan denir. Gece yarısına doğru Holika yakılır ve Prahlad kurtarılır.

Altıncı gün, asıl Holi festivali günüdür. İnsanlar beyaz giyinmeyi tercih eder. Birbirine rengarenk boyalar atar. Su tabancalarıyla ıslatır. Özellikle sabahtan öğlene kadar tapınaklar Krişna müritlerinin ilahileriyle çınlar ve sokaklar rengarenk boyalarla boyanır. Mathura’da holi ilginçtir ama aynı zamanda zorludur. Ben Mathura’da üç defa holi yaşadım. Çok eğlendim; bazen de ağlayacak kadar sinirlendim ama holi oynarken şikâyet etmek yok! Gönüllü geliyoruz ve bu oyununa katılmak istiyoruz sonuçta. Başka şehirlerde çok daha rahat holi oynayabilirsiniz. Varanasi, Jaipur ve Udaipur ideal holi oynama şehirleridir. Bu şehirlerde defalarca holi yaşadım ve hepsi de çok eğlenceliydi. Herkes birebirine daha sakin ve yavaştan boya atar. Daha nazik davranır.    

Mathura’da holi, holi’den sonra bile devam eder. Yedinci gün, Mathura’dan 30 km uzakta Baldeo köyündeki Daoji Tapınağı’nda son bir holi daha oynanır. İnananların ibadet ve eğlenceyle kendinden geçtiği bir haftalık dönem, böylece sona erer.

Hindistan’da bir Holi zamanında görüşmek üzere… Happy Holi!