Işık Sungurlar
Telefonun ucunda kendi çocukluğunuzun sesini duysanız. Evin içinden gelen tanıdık sesleri, bildik korkuları. Bir yaz gününe dönseniz mesela. Ne söylerdiniz telefondaki o sese? Herkesin geçmişe gidip değiştirmek isteyeceği şeyler vardır mutlaka. O ana gidip başka bir karar vermiş olmak ya da farklı bir tepki vermiş olmak. Çocukluğunuzu düşünseniz, onu sarıp sarmalamak istediğiniz zamanlar yok mu hiç? Korkma, hepsi geçecek demek istediğiniz. Belki geçmeyecek ama yanında biri olduğunu hissettirmek. Korkusunu bir an için giderebilmek. Yüzünün güldüğünü görebilmek ya da kahkahasını duyabilmek.
“Dostum”, dedim. “Söz veriyorum her şey yoluna girecek. Unuttun mu? Ben gelecekten geliyorum.” (s.81).
Evden Kurtuluş Var mı?
Alex Schulman son kitabı 17 Haziran’da geçmişi şimdiye getiriyor. Kitap Nisan ayında Yonca Mete Soy çevirisiyle Timaş Yayınları tarafından yayımlandı.
Schulman daha önceki iki kitabı Malma İstasyonu ve Hayatta Kalanlar’da olduğu gibi yine bir aile çatışmasına götürüyor bizi. Mutsuz geçen çocukluğun sonrasında nasıl bir insan olacağımızı şekillendireceğini düşündürtüyor. Schulman geçmiş ile şimdiyi birbirine bağlamada mahir bir yazar.
Son kitabında da 1986 yazının 17 Haziran’ına götürüyor okuyucuyu. Vidar, öğretmenlik yaptığı okulda bir olaya karışır ve açığa alınır. Zor bir sürece giren Vidar’ı daha karmaşık bir süreç bekler. Evindeki kolilerin birinde bir telefon numarası bulur ve bunun eski yazlık evlerine ait olduğunu hatırlar. Numarayı çevirdiğinde ise eskilerden tanıdık bir ses duyulur; babasının sesi. Artık ne babası vardır ne de o ev. Ama sesler oradadır. Anılar yavaş yavaş gün yüzüne çıkar.
Schulman’ın kitaplarında bellek ve hafıza önemli bir yer tutar. Bazen yaşanılan şeyler yokmuş gibi davranılır, unutulmak istenir, gizli köşeye saklanır. Ta ki bir an gelip hatırlanmaya başlayana kadar.
Ev dediğimiz yer üzerimizde nasıl bir etki bırakmıştır? Ebeveynlerin yanlışları doğruları bizi nasıl etkilemiştir? En güvenli gelen yer, evimiz aslında her zaman güvenli bir yer değildir. Özellikle çocukken yaşadığımız ev hayatımızın sonrasını da etkiler. Mekânsal bellek ilk olarak çocukluk evinde oluşmaktadır. O an farkında olmasak da orada yaşadığımız korkular, yalnızlıklar, sevgiler, mutluluklar, öfkeler yetişkinlik döneminde kendilerini fark ettirirler. Ev yaşam biçimlerinin ifadesidir aynı zamanda. Duvarların ardında ne yaşandığı bilinmez. Dışarıdan korunaklı bir yer gibi görünen ev, bazen hatırlamak istemediğimiz anların olduğu bir yere dönüşür. Schulman bu kitabında ev ve bellek arasında unutmaya ve hatırlamaya dair bir ilişki kurar.
Kitapta başlarda 17 Haziran günü ile Vidar’ın karıştığı olay arasında bir bağ yok gibi görülür, sonrasında hatırlanması gereken bir sözün var olduğuyla yüzleşilir. Yazar okuyucuyu iki gizem arasında bırakır. Yıllar önce duyulan bir söz yıllar sonra başka bir sürecin başlangıcı olur. Yazar yine belleğe, hatırlamaya yöneltir okuyucuyu.

“Öğrenci her zaman haklıdır.”
Alex Schulman öğretmen bir karakter yaratarak, bir yandan da okulda yaşanan olaylara, eğitim sisteminin geldiği noktaya değinmiştir. Okullardaki bozulma, öğrenci ve velilerin değişen yapısı oldukça tanıdık olduğumuz bir konu. Burada da bir kavgayı ayırmakla başlar Vidar’ın öğretmenlikten açığa alınması. Bu noktada yazar, Vidar üzerinden günümüzdeki eğitim sistemindeki öğrencinin konumundan bahseder; “Ben çocukken bir öğretmen şapkamı çıkarmamı söylediğinde çıkarırdım. Bugün bir öğretmen öğrenciden şapkasını çıkarmasını istediğinde annesinden bir e-posta gelir; çocuğun aslında şapkayla kendini daha rahat hissettiğini açıklayan bir e-posta.” (s.49). “Haklarla şişirilmiş ama sorumluluktan azade bırakılmış öğrenciler” diye tanımlar.
Vidar kitap boyunca iki gizemi çözmeye çalışır, 17 Haziran’da ne olmuştu ve kavga sırasında öğrencisi ona ne demişti de çılgına dönmüştü?
Schulman bu kitabında hafızamızdan silinse bile kulağımızdan silinmeyen seslere, sözlere götürür bizi. Hatırlama ve yüzleşmenin iç içe geçtiği bu anlatıda çocukluğumuza sarılmak ve onun yüzündeki endişeyi, korkuyu silmek isteriz. Yapamayacağımızı bilsek bile.

