“Hayır” Deme Gücünün Kaynağı: Bir Aradalık

Nil Cihan

Çocuklar, her şeyi rayından çıkarabilecek küçük bir “hayır” kelimesinin gücünü ve bir şeylerin değişebileceğine olan umudu gösteriyor.

Çocukların en kolay kullandıkları sözcüklerden biridir “hayır”. Henüz okul çağına gelmemiş çocukları hayırdan döndürmek, yemek istemediği bir yemek için ağzını açmasını sağlamak, dışarısı -5 derece olduğu için en sevdiği yazlık ayakkabısı yerine kışlık bir bot giydirmek ya da mont giydirmek ya da oyuncağını bir başka çocukla paylaşmasını istemek zordur. Peki ne oluyor da sesleri avaz avaz çıkan bu çocuklar biraz büyüdüklerinde seslerini yükseltmekte zorlanıyor ve kelime dağarcıklarında ilk sıralarda yer alan “hayır” bir anda son sıralara gidiyor?

Yazar ve çizer Lisen Adbåge Karar Verenler kitabında bu sorulara yanıt verecek bir ortam yaratıyor. Üstelik zor ve kapsamlı bir konuyu en anlaşılır hale indirgemenin en zor yollarından birini kullanarak yapıyor bunu: resimli kitap. Sanatçının kitapta kurduğu küçük bir dünya var. Az mekân, küçük kelimeler, az olmasa da sınırlı sayıda çocuk. Mekân tercihindeki azlık, yani kitapta sadece bir parkın ve bir futbol sahasının tercih edilmiş olması çok temel bir mesaj veriyor aslında: Çocukların en çok bir araya geldiği ve sosyalleştiği mekânlar. Kitaptaki bu az mekanlar, ele alınan soruna yeterince alan açmış.

Küçük Kelimelerin Gücü

“Karar verenler” ve “Dışlananlar” güç ilişkilerini sorgulatan iki farklı grup. “Karar verenler” somurtuk, elleri bellerinde ve kaşları çatık olarak resmedilmiş. “Dışlananlar” ise neşeli, gülümser ve iletişime açık… Bu jestler dışında aralarında fark yok çocukların, hepsi de rengarenk ya da hepsi de kara kalem çizilmiş. Aslında bir eşitlik kurulmuş. Şimdi gelelim bu büyüdükçe “Hayır” deme güçleri ve sesleri azalan çocuklara… Çocukluk ve çocukluğun hâlleri evin dışına çıkınca, güvenli alanlardan uzaklaşınca değişiyor. Her türlü itirazını, derdini büyük inatlarla anne ve babasına ya da bakım verenlerine gösteren çocuklar, büyüyünce yaşıtlarıyla sosyal ortamlarda daha çok vakit geçiriyor ve bir uzlaşma ve karşılıklılık ilişkisine giriyor. Yetişkin olduklarında sosyal çevrelerini paylaşacakları çocuklarla şimdiden politik bir zemin kurmaya başlıyorlar aslında. Ama işte güç dengeleri çeşitli etkenlere bağlı olarak değişiyor ve eşitlik bozuluyor. Bir dolu etken var güç dengelerini oluşturan ama biz bu kitapta bunun nedenlerini görmüyoruz. Sonuçları ve etkilerini görüyoruz. Boyun eğmeye alışık çocukların “Hayır, dur, yeter” demeye kadar olan sürede yaşadıkları ise biz yetişkinlerin güç karşısında yaşamımızı yeniden ve yeniden kurmamızı hatırlatıyor. Parktan kovulan “Dışlananlar”, ağaç dallarıyla kulübe yapıyorlar. Kulübeleri yıkılan “Dışlananlar” bu kez top bulup maç yapmaya başlıyorlar. Hayatları devam ediyor, motivasyonları düşmüyor ve bir arada kalmaya devam ediyorlar. Bir şeyleri değiştirmek, akran baskısı, normlar ve iktidar kurmak isteyenlere karşı çıkmak ise kolay değil elbette. Ancak “Hayır” deme gücü bu bir aradalıktan, beraber hareket etme gücünden geliyor. Hayır deme gücünün kaynağı işte bu kadar net:

“Biz oyundan dışlananlar kenara çekilip oturuyoruz,

Karar Verenler sahaya giriyor.

Ama oynayamıyorlar. Çok azlar.

Takım kuramayacak kadar az.”

“Dışlananlar” her şeyi rayından çıkarabilecek küçük bir “hayır” kelimesinin gücünü ve bir şeylerin değişebileceğine olan umudu gösteriyor.

Karar Verenler, Yazan ve resimleyen: Lisen Adbåge, İsveççeden çeviren: Ali Arda, Dinozor Çocuk, Şubat 2026.