Nüktedan ve İronik: “Dervişin Kulağı”

dervısın-kulagı-kahraman-cayırlı-ıthakı-yayınları

Kahraman Çayırlı

Sait Faik Abasıyanık’ın “Sivriada Geceleri” adlı öyküsünden “–Bu herif çalışmayacak mı? Oturup kayalara düşünecek mi? Martı ölmüş. Onu seyredip bize masal mı anlatacak?” cümleleriyle açılan Doğukan İşler’in yeni kitabı Dervişin Kulağı, 16 öyküden müteşekkil. Dervişin Kulağı’nı okurken en çok şunları düşündüm: Genç yazarın [1988, Antalya doğumlu] üslubu çok akıcı, çok ritimli, cümlelerinin aralarına sakladığı küçük ironilerle okuru epey kolay kapıyor ve bırakmıyor.    

“Yağmurlu Öykü”, İlhan Berk’in “o gün dünyanın ikinci günündeydik / bir sürü yağmur yağdırıp bıraktık” dizeleriyle; “Gör” adlı öykü ise Edip Cansever’in “parmağını sürsen elmaya, rengini anlarsın” dizesiyle açılıyor.

Dervişin Kulağı’ndaki öykülerin daha uzun olmalarını isterdim. Öykülerin atmosferlerine dahil oluyoruz, ilerliyoruz ve sonra çok kısa sürede bitiyorlar gibi hissettim. Kitaptaki öykülere yerleşik naifliği bir örnekle; “O Benim” adlı öykünün bir paragrafını alıntılayarak anlatmak isterim: “Kırtasiye kelimesini çok severdim. Gördüm, okudum, girdim kapıdan içeriye. Kokusuz silgiler de kokuyordu, ama güzel kokanlar daha pahalıdır. Tükenmez kalemler de tükeniyordu, ama kendini yiyip bitirir kurşun kalemler, ufala ufala ufala… Krepon kâğıtları renk renk, pek de neşeli duruyorlar yerlerinde ama makas kesmedikçe onları ne işe yararlar?” (s.65) Kitabın birçok öyküsü bir yandan da yazmaya, edebiyata, yazar olmaya dair güzel, muhtelif labirentler içeriyor. Neticede “Tüm kalem yontanlar, yonttuktan sonra tutup öpenler, yazmasa deli olacaklar için…” ithafıyla […Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım… “Haritada Bir Nokta” adlı öykü, Sait Faik Abasıyanık] yola çıkan bu öykülerde elbette yazmanın kendisi de güzergahın tümüne dönüşüyor peyderpey.

“İnilti” adlı öyküde yazarın yaptığı kelime oyunları, sözcüklerle bir tür dansa evrilen nüktedan, ironik, yer yer mizahi tavrı bana göre Dervişin Kulağı’nın en iyi, en önemli, başarılı özelliği. “Bir Öykü Yazıyorum” adlı öykü ise Enis Batur’un “Okumak ummaktır, dememiş miydim, hayır, yazmak ummaktır demiştim.” cümlesiyle açılıyor. Kitabın özellikle ikinci yarısındaki öykülerin daha iyi, daha nitelikli, sofistike olduklarını düşünüyorum. O yüzden Dervişin Kulağı’nın tadı, lezzeti öykülerde ilerledikçe daha fazla çıkıyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Sinema-TV, Marmara Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi alan; öykü, şiir, eleştiri ve denemeleri birçok farklı dergide yayımlanan Doğukan İşler’in Öykü Yapım Çalışmaları (2014, öykü); Rüya Kadar (2016, öykü); Dünya Kiracısı (2019, öykü); Binbir (2021, roman) adlı kurmacaları ile gençlere yönelik Kekeme Hamlet (2018) ve Annemin Gölgesi (2019); çocuklara yönelik ise Yanlış Masalcı Bay YaLNış (2019) ve ATsronot Dıgıdık (2021) kitapları mevcut. Yazarlık ve yayıncılık mesleğine devam eden yazarın nüktedan, ironik ancak bir miktar daha uzun öykülerde daha başarılı olacağı kanaatindeyim.

Dervişin Kulağı, Doğukan İşler, İthaki Yayınları, Öykü, 80 sayfa

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*