Israr, Tekrar ve İstikrar

Furkan Öztekin

Bir süredir İstanbul’a gitmemekte ısrar ederken kendimi bir anda Ayşe Erkmen’in rengârenk alçıpanlarının arasında buluyorum. Soluk grilerin arasından gözüme ilk olarak buz yeşili çarpıyor. Herhangi bir yere ait olabilecek bu renkler, kaldırımlara sınır çizen bordür taşlarını ve devlet kurumlarının ortadan ikiye ayrılan duvarlarını aklıma getiriyor. Çünkü onların içinde de garip bir ısrar var. Yine duvarlara yayılan her bir renk, beni Ayşe Erkmen’in eski sergilerine götürüyor. Birbirinden farklı boyutlara sahip parçalar, kendi içinde bir dinamiğe de sahip. Parçaların dizilimi, mekânda kendinden emin bir hat çiziyor. Renklerin bıraktığı çağrışımlarla beraber sergiden ayrılıyorum. Sergiyi ziyaret ettikten birkaç gün sonra Cem İleri’nin Ayşe Erkmen üzerine yazdığı metinlere dalıyorum. Mekânı galeriye çeviren duvarların iki boyutlu resimlere dönüşümü üzerine düşünürken, Cem İleri’nin E Evi (2018) kitabından bir paragraf gözüme ilişiyor.


Ayşe Erkmen, Israr Sergisinden Genel Görünüm, Dirimart Dolapdere, 2022 (Fotoğraf: Nazlı Erdemirel)
 

“Her şey ordaydı. Gözlerimin önünde. Olup bitenler.

Geçenler. Geçmeyenler. Sözcükler. Biçimler. Renkler.

Sözcüklere dönüşen biçimler ve renkler.”[1]

Cem İleri, bu paragrafı başka bir iş üzerine yazmış olmasına rağmen, Ayşe Erkmen’in galeri duvarlarına yapacağı renkli müdahaleyi sanki yıllar öncesinden hissediyor. Ben de bu yazı üzerine düşünürken Cem İleri’nin E Evi ve henüz yeni çıkan I Prefer N-N-Not To (2022) kitabını kendime rehber edinmeye karar veriyorum.

24 Şubat-27 Mart 2022 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de izlenebilen Israr sergisini Ayşe Erkmen’in bu mekânda attığı ikinci bir adım olarak okuyabiliriz. İlk adım ise bundan beş yıl önce yine aynı galeri mekânında gerçekleşir. Ayşe Erkmen, 2017’deki Kıpraşım Ripple sergisi için galerinin kendisine müdahale etmeye karar verir. O sıralarda büyük bir dönüşüm içinde olan Dolapdere’den yola çıkan sanatçı, mekânı sarıp sarmalayan alçıpanları duvardan söker. Galeri duvarlarından koparılan farklı boyutlardaki bu parçalar, tavandan aşağı doğru sarkıtılır. Mekân, bu müdahaleden sonra beyaz duvarlarından tamamen arınır. Ellerini havaya kaldırıp âdeta boşluğa teslim olur. Erkmen’in müdahalesiyle yeniden inşa edilen galeri, bir sergileme mekânı olmaktan çıkıp yapıta dönüşür.[2] Galerinin mimari planını kendi süzgecinden geçiren sanatçı, mekânda gerçekleştirdiği söküm işlemiyle Dolapdere’nin belleğini geri çağırır. Sanatı, sanatçıyı aradan çıkararak mekânla izleyiciyi baş başa bırakır.[3] Şantiye alanını andıran mekân, söküm işleminden sonra tüm çıplaklığı ve dürüstlüğüyle gün ışığına çıkar. Hatta kendi kendini ele verir demek yanlış olmaz.


Ayşe Erkmen, Kıpraşım Ripple, Dirimart Dolapdere, 2017 (Fotoğraf: Hadiye Çangökçe)

“Alçıpanların duvarlardan sıyrılıp çamaşır gibi kirişlere asılmasında son derece ironik bir eleştiri, tam Erkmen’e özgü tuhaf bir kara alay yok mu? Hem galerinin, sanat yapıtlarının hem de bölgenin belleğinin bu hafıza tetikleyicisiyle birlikte temizlenmesi, geçmişinden soyulması, mekânın sıfırlanması da niyetlenmiş olamaz mı?”[4]

Ayşe Erkmen, galeri mekânını savunmasız bırakışından tam beş yıl sonra ikinci hamlesini gerçekleştirmek üzere Dirimart’a geri döner. Sergiye adını veren ısrar da tam olarak bu noktada başlar. Kıpraşım Ripple sergisinde sökülüp beş yıl boyunca galerinin deposunda sanat eserleriyle duran alçı duvarlar yeniden harekete hazırdır.[5] 2017’de duvarlardan geri dönmeyecekmişçesine ayrılan alçıpanlar, sanatçının isteği hatta “ısrarı” üzerine saklandıkları yerden çıkarılır. Bu sefer görevleri öncekinden farklıdır: mekânı ham olarak açığa çıkarmaktan ziyade kendi bedenlerini görünür kılacaklardır. Sökülürken yıpranan kenarları ve çatlamış yüzeyleriyle beraber tavandan aşağı inip birer resim gibi davranacaklardır.

Ayşe Erkmen, Israr Sergisinden Genel Görünüm, Dirimart Dolapdere, 2022 (Fotoğraf: Nazlı Erdemirel)

Ayşe Erkmen, iç mekân boyalarına ait bir karteladan seçtiği altmış dört rengi alçıpanların yüzeyine uygulamaya karar verir. Alçıpanların hasarlı kenarları kâğıt bantlarla paspartulanarak çoğunlukla pastel renklere boyanır. Boyama işlemi sonrasında kâğıt bantlar sökülür ve yeni görünüme kavuşan alçıpanlar galeri mekânına sıra sıra dizilir. Ait oldukları yerde, dönüşümden önceki ve sonraki hâllerini temsil ederler. İnce uzun dikdörtgenler, kareye yakın formları takip ederek aksak bir ritim oluşturur. Aynı anda hem birbirlerine bağımlı hem de birbirlerinden bağımsızlardır. Ayşe Erkmen’in diğer mekân müdahalelerinde olduğu gibi bir yanılsamanın parçası gibidirler. Sonuna ek alan fakat anlamını yitirmeyen sözcükleri andırırlar. Nihayetinde “Ayşe Erkmen’deki biçimler ve renkler, sözcüklere dönüşür.”[6]

Ayşe Erkmen’in alçıpanlara olan ısrarını, Cem İleri’nin I Prefer N-N-Not To kitabı ile düşünmek serginin hissiyatını daha da kuvvetlendiriyor. Hatta Cem İleri’nin Ayşe Erkmen’in sanat pratiği üzerinden kurguladığı kitabının sergiye paralel bir işleyişi de var. Ayşe Erkmen, Türkçe ve İngilizce olarak 500 adet basılan kitabın kapağında küçük bir eskiziyle yer alıyor. Kitap kapağının merkezine yerleşen dikdörtgenin içi mavi kalemle boyanmış. Bu küçük eskizi Israr sergisindeki alçıpanların indirgenmiş hâli ya da bir temsili olarak düşünebiliriz. Sanatçı, Israr sergisinde olduğu gibi kitabın altmış dört nüshasını altmış dört ayrı renge boyayarak imzalıyor. Böylelikle sergi ve kitap gibi birbirinden farklı iki mecra arasında geçişlilik sağlıyor.

Cem İleri, I Prefer N-N-Not To, Norgunk Yayınları, Şubat 2022
(Kitap Tasarımı: Bülent Erkmen, Kapaktaki Desen: Ayşe Erkmen)

Cem İleri, Israr sergisine eşlik metni Herman Melville, Roland Barthes ve Gilles Deleuze’ün dile olan yaklaşımları üzerinden formülize ediyor. Bir yazar olarak inşa ettiği bu referans dünyası, Ayşe Erkmen’in Kıpraşım Ripple ve Israr sergileri üzerinden açığa çıkıyor. Barthes’ın Yazı Üzerine Çeşitlenmeler ve Deleuze’ün Kritik ve Klinik başlıklı metinlerindeki diliyle, Ayşe Erkmen’in mekânsal yaklaşımını eşleştiriyor. Yine Ayşe Erkmen’in sanat pratiği aracılığıyla “bir tür dilsel formül”ün[7] izini sürüyor. Sanatçının bazen geçici bazen de görünmez olan sanatsal müdahalelerini buralarda bir yere konumlandırıyor. Mekân ve dil arasındaki silik sınırların arasında bir yere… Belki de her zaman imkânsız olarak görülen bir yere…

“Ayşe Erkmen’in yaptığını yapmaya çalışıyorum. Ayşe Erkmen’in yaptığını yapmayı tercih ediyorum. Erkmen bir sergiyi söküp yeniden asıyor. Ben bir yazıyı söküp yeniden yazıyorum. Erkmen galeri duvarlarını tuvale dönüştürüyor. Ben kitabın sayfalarının duvara dönüşmesini istiyorum. Erkmen kitabın kapağını tuvale dönüştürüyor. Şu an okumakta olduğunuz kitabın.”[8]

Kapanmadan bir gün önce yakaladığım Israr sergisi, Ayşe Erkmen’in yıllardır mekânla kurduğu ısrarlı ilişkiye yeni bir bağlam kazandırıyor. Yeni ama bir yerlerden tanıdık gelen bir bağlam… Sergide, ısrar gibi kulağa genellikle olumsuz tınlayan bir kelimenin yeniden deneyimlenen ve mekânı aşan bir olguya dönüşümüne şahit oluyoruz. Görünmez olanın ardındaki ihtimalleri temsil eden alçı duvarlar, mekânla kurulan ilişkiyi yeniden düşünmemizi sağlayacak nüvelere dönüşüyor. Oldukça basit görünen müdahaleler, yepyeni anlamları beraberinde getiriyor. Bununla beraber Cem İleri ve Ayşe Erkmen’in yazar ve sanatçı sıfatlarını aşarak kurduğu düşünsel ittifakı da es geçmemek gerek. Bu ittifak, I Prefer N-N-Not To kitabıyla dil ve mekân arasındaki kaçınılmaz ilişkilere bir yenisini daha ekliyor:

Yazılıp çizilen,

Sökülüp atılan,

Israrla her gün yeniden inşa edilen.


[1] Cem İleri, E Evi, Norgunk Yayınları, 2018, s.199

[2] Ayşe Erkmen, Kıpraşım Ripple Basın Bülteni, Dirimart, Nisan, 2017

[3] Cem İleri, I Prefer N-N-Not To, Norgunk Yayınları, 2022, s.5-6

[4] Cem İleri, E Evi, Norgunk Yayınları, 2018, s.173

[5] Levent Özmen, Dolapdere’nin dönüşümü Ayşe Erkmen’in “Israr” sergisinde, Medyascope, 01.03.2022

[6] Cem İleri, E Evi, Norgunk Yayınları, 2018, s.199

[7] Cem İleri, I Prefer N-N-Not To, Norgunk Yayınları, 2022, s.5-6

[8] Cem İleri, I Prefer N-N-Not To, Norgunk Yayınları, 2022, s.37