Ateşlerin En Güçlüsü

Elif Nihan Akbaş

Sayısız trajediden geçen iki genç kızın arasındaki bağı merkezine alan ve ödüllü öykücü Shobha Rao’nun ilk romanı olma özelliğini taşıyan Ateşe Yürüyen Kadınlar, Yabancı Yayınları tarafından okurla buluşturuldu. Zehra Uzun’un çevirdiği roman, Hindistan’ın neredeyse tüm hanelerinin dokumacılık yaparak geçindiği fakir bir köyünde, Indravalli’de, hayata birkaç sıfır yenik başlamış Poornima ve Savitha’nın birbirlerini ve hayattaki yerlerini bulma çabalarını sert ama incelikli bir üslup ve okuru her an diken üstünde tutan bir kurguyla anlatıyor.

İki genç kız arasında gelişen beklenmedik yakınlık, her ne kadar korkunç bir olay neticesinde birbirlerinden kopmak zorunda kaldıkları için kısa sürse de bu süre içinde ikisinin hayatını da sonsuza dek değiştirecek kadar güçlenip kök salmayı başarıyor kalplerine. Ayrı düştükleri yıllar boyunca bu arkadaşlığın hatırasına tutunarak hayatta kalma ve birbirlerini tekrar bulma çabalarını okuyoruz Poornima ve Savitha’nın.

Kadınların sürekli bir şeylere zorlandıkları bir roman bu… Görücü usulü evliliklere, fahişelik yapmaya, hayatlarında hangi sıfatla bulunursa bulunsun erkeklerin çıkarları uğruna yaşamaya zorlandıkları; şiddet ve acı seviyesi her satırda daha da artan bir anlatı. Yazarın deyimiyle; Bir kadının hayatındaki her an bedeni için yapılan bir pazarlıktı: Önce filizlenmesi, sonra solması için; önce âdeti, sonra bekâreti, sonra doğurganlığı (yalnızca erkek evlatlar evlattan sayılırdı), sonra da dulluğu için.”

Ancak yaşanan sayısız trajediye ve kan donduran detaylara rağmen yazarın anlatım tercihleri, romanın bir acı pornosuna ya da bir manifestoya dönmesini engelliyor. Duyguların gerçekliğini koruyan ama onlarla şov yapmaktan kaçınan, olayları ve bu olayların uyandırdığı duyguları bir cerrah titizliği ve soğukluğuyla ele alan, belki tam da bu yüzden kalplerin, ajite bir üslubun erişemeyeceği kadar derinlerine dokunan bir anlatım benimsemiş Rao. Üstelik bu derin karanlığın içinde umudun izini de hiç kaybetmeden yapmış bunu. Yaşanan onca zulme, aile içi şiddetten insan kaçakçılığına uzanan bir yelpazede karakterlerin maruz kaldıkları fiziksel ve psikolojik travmalara rağmen, iki arkadaşın arasındaki sevgi bağının gücü ve günün birinde birbirlerini tekrar bulacaklarına duydukları inanç bazen gri bulutları delen incecik bir güneş ışını, bazen kaldırımı delen cılız bir çiçek gibi kuvvetli ve okurun o kasvetin içinde boğulmasına izin vermiyor.

Hayatta kısacık bir an da olsa, bir parçacık bile olsa sevgi görmüşlüğün, bir başkası tarafından bir kez olsun sevildiğini hissetmenin insanı yaşatacak kadar güçlü olduğunu, bazen etrafımızı saran ateşlerin içinden ancak ateşlerin en güçlüsüne, içimizde yanan ateşe tutunarak geçebileceğimizi insanın kalbini sızlata sızlata hatırlatıyor Ateşe Yürüyen Kadınlar.