Burak Soyer
soyerbrk@gmail.com
Sebahat Meraki, ilk öykü kitabı Durmaksızın Ölürler’de, her öyküsünde ölümün tedirginliğinin süreklilik hâlinin devamına karar vererek, gitgide artan bir tekinsizlikle yaşam ve ölümün karşılığının neye tekabül ettiğine dair sorularla okuru baş başa bırakıyor.
Covid–19 virüsüyle birlikte evlere kapandığımız, sıkıldığımız, usandığımız, kafayı çizme noktasına geldiğimiz pandemi döneminin bize tek ve en büyük faydası, ölüm üzerine düşünmemizi sağlamak oldu. Hiç kimsenin ölmeyecek gibi yaşadığı bir çağda, ölüm, insanı birer rakama indirgeyerek her akşam izlediğimiz haber bültenlerinde aslında hepimizin istatistiksel bir veriden ibaret olduğumuzu hatırlattı. Böyle böyle derken şimdilerde pek moda bir deyim olan “Ölümü hayattan ayrı düşünemeyiz” minvalindeki sözler de hayatımızın içine yerleşti. Öleceğimizi bilen tek canlıyız evet, ama binbir çeşit ölüm örneğini deneyimlemiş bir “tür” olmamıza rağmen hâlâ daha ölmemeye kararlı gibi yaşamaya devam eden de tek canlıyız. Bu bir umutla da var olabiliyor, maddi bir açlıkla da ruhani bir aydınlanmayla da. Ancak ölüm sadece vademizin sonuna geldiğimizde kapımızı çalmıyor. Ben bu satırları yazarken ölüyorum, bu satırları okuyanlar da okudukları sırada ölüyor. Kısaca, Sebahat Meraki’nin Ketebe Yayınları’ndan çıkan kitabının adı gibiyiz: “Durmaksızın Ölürler”.

1993 yılında Ankara’da doğan, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde tamamlayan Sebahat Meraki, Olağan Hikâye, Post Öykü, Muhayyel gibi mecralarda ve çocuk dergilerine öykü ve inceleme yazıları yazmış. Altı çocuk kitabı bulunan ve Olağan Hikâye’nin de editörlüğünü yapan Meraki’nin ayrıca “Güzel Tehlike” adlı bir YouTube kanalı mevcut. Burada kitaplar ve yazarlarla ilgili programlar yapıyor. Sebahat Meraki’nin ilk öykü kitabı olan Durmaksızın Ölürler, yukarıda bahsettiğim “Ölümü, yaşamdan ayrı düşünemeyiz” söylemiyle hemhal olmuş öykülerden oluşuyor. Ölüm ve yaşamı aynı çıkmazın kesişim noktasında kafa kafaya getiren Meraki, bu çatışmadan huzursuz bir gerçeklik yaratarak okuru öykülerinin içindeki ayrı hikâyelerin peşi sıra sürükleyip ölümün sessiz ve soğuk hâlini en yoğun biçimiyle hissettirerek zihinleri kaotik bir atmosferin içine bırakıyor.
Durmaksızın Ölürler‘deki öyküler, bir bütünün parçalarından müteşekkil olsa da, ayrı ayrı okunduğunda da farklı anlamlar içeren detaylara sahip. Meraki’nin asgari düzeyde işlediği temalarla birleşerek anlatımını ve ifade biçimini berraklaştırdığı metinler, derinliği açısından okurun aklının yalpalamasına sebep oluyor ki, bu da okuru öykülere daha da yakınlaştırıyor. Büyük meselelerin ardına düşmeden, sıradan, gündelik yaşamın içinden aldığı karakterlerle, ölümü aynı sıradanlıkla buluşturan Meraki, her öyküsünde bu süreklilik hâlinin devamına karar veriyor ve gitgide artan bir tekinsizlikle yaşam ve ölümün karşılığının neye tekabül ettiğine dair aynı tekinsiz soruyla okuru baş başa bırakıyor.

