Berat İlk: “Animasyonu hareket sanatı diye tanımlamayı seviyorum.”

Esin Hamamcı

esin.hamamci@sanatkritik.com

Canlandıranlar, Berat İlk’in 2008 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlediği ücretsiz film atölyeleri ile başlıyor. Bu fikrin çıkış noktası neydi?

Neden bilmiyorum küçüklüğümden beri oyun oynarken, gezerken bir şeyler yaparken hep birileri ile birlikte yapmak bana çok keyifli ve güzel gelmiştir. Belki de hâlâ aynı duyguyla yaşıyorum ve paylaşmak bana iyi geliyor.

Bu fikir geçmişte yaşadığım deneyimlerden oluştu diyebilirim. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film Bölümü’ne girdiğim ilk yıl, tek başıma, bir elin parmaklarının birbirinden ayrılmasını konu alan desen anime tekniğinde bir film yapmıştım. Çok zorlanmıştım ve neredeyse yarım bırakacaktım. Sonra da mezun olurken yaptığım “Uzaktan Kumanda” adlı stop-motion filmde bir ekip kurdum ve filmi ekip olarak çalışarak bitirdik. “Canlandıranlar” fikrinin çıkmasında bu film üretme deneyimlerimin büyük rolü var, diyebiliriz.

Daha sonrasında Canlandıranlar Yetenek Kampı başlıyor. İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Ajansı etkinlikleri çerçevesinde adımlarını büyütüyor. Yetenek Kampı neleri hedefleyerek yola çıktı?

Daha fazla kişiye ulaşmayı aslında. Film yapmak farklı disiplinleri bir arada kullanmayı gerektiren takım çalışması ile ilerleyen yapıda, zor bir şey. Üniversitelerde farklı bölümler olmasına rağmen bunların birlikte iş yapabilmesi pek mümkün olmuyor her nedense. Düzenlediğim derslerde, atölyelerde hep farklı disiplinlerden öğrencilerle animasyon üretmeye çalışıyorum. Bu da ortaya çıkan filmleri olumlu etkiliyor.

2006 yılında Bilgi Üniversitesi VCD bölümünde ilk defa stop-motion dersi açtım. 2006-2008 yılları arasında Bilgi Üniversitesi öğrencilerine film atölyeleri düzenledim. Bu atölye Canlandıranlar’a evrildi. Kısa bağımsız film yapmak isteyenler için alternatif bir yol oldu. Öğrenmek için interaktif bir alışverişe girmek gerekiyor. Bu süreçte insan öğretirken de öğreniyor, bu işin sürdürülebilir olması bence böyle mümkün.

Animasyon, emek isteyen yoğun bir iş. Bir film yapmak da hiç kolay değil. İnsan zaman zaman kendini fazlasıyla yalnız hissedebilir ve bu da onun vazgeçmesine neden olabilir. Burada motivasyon devreye giriyor. Canlandıranlar Yetenek Kampı bir dayanışma ağı. Dayanışma da motivasyon sağlıyor. Bu da film yapmaktan vazgeçmemenizi sağlıyor.

Canlandıranlar Festivali, animasyon odağında faaliyetlerini çeşitlendiren bir festival olarak büyümeye devam ediyor. Siz bugün animasyon alanında hangi konulara eğilmek gerektiğini düşünüyorsunuz?

Çok büyük emekle üretilen bağımsız animasyon filmlerin izleyici ile buluşması çok önemli. Ayrıca yeni yeteneklere, bu işe ilgi duyanlara ulaşıp gelişmelerine yardımcı olmayı, festivalden beslenerek vizyonlarını geliştirmelerini önemsiyoruz. Festivaller, film üretenlerin ürettikleri filmin giderlerini çıkarmaları ve yeni projelerine kaynak bulabilmelerine de imkân sunmalı.

Fotoğraf: MediaCat

Canlandıranlar Derneği, 2013 yılından beri düzenlediği Uluslararası Canlandıranlar Film Festivali ile animatörleri ve animasyon severleri buluşturuyor. Bugün Türkiye’de animasyon izleyici kitlesi nasıl? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Animasyonun izleyicisi her yaştan olabiliyor. Biz bağımsız canlandırma sinemasına odaklanan bir festivaliz, dolayısı ile seçkilerimiz daha çok yetişkinlere hitap ediyor. Ancak programımıza her sene çocuklar için de bir bölüm koymaya çalışıyoruz. Aklında hiç animasyon yokken festivalimizde izlediği bir filmden etkilenip ya da dinlediği bir söyleşinin büyüsüne kapılıp animasyon yapmaya başlayanlar, yapanlara destek olanları da görüyoruz. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Pandemiden sonra hibrit olarak sürdürdüğümüz festivalimiz artık Türkiye’nin her yerinden izleniyor.

Canlandıranlar Festivali kapsamında gerçekleşecek etkinliklerden bahsetmek ister misiniz? Bizleri neler bekliyor?

Bu yıl festivalimiz 10 yaşında. Önemli bir sene bizim için, çok heyecanlıyız. Bu sene özellikle stop-motion ile uğraşanlar için kaçırılmayacak bir sene olacak. Bu seneki onur konuğumuz Peter Lord. Türkiye’deki stop-motion işlere de özel bir pencere açacağız. Film gösterimleri, söyleşiler, atölyeler olacak…

Etkinlikler kapsamında dijitalleşme konusuna verdiğiniz ağırlık göze çarpıyor. Özellikle teknoloji ve sanatın birleştiği bir alan olarak animasyonda, Web3, Nft gibi teknolojilerin dönüştürücü etkisi üzerine neler söylemek istersiniz?

Animasyon, eski-yeni demeden her türlü teknolojiyi canının istediği gibi kullanan, hayal gücü ve yaratıcılığın sınırlarını zorlayarak yeni ve var olmayan dünyalar yaratabilen bir sanat. Filmlerden savaş teknolojilerine, tıptan kamusal alanda veri tabanlı üretilen sanat işlerine dek animasyonun kullanım alanı çok çeşitli. Galiba, gözlemlediğim en önemli dönüştürücü etki, animasyonun artık daha kolay ulaşılabilir olması. Ben 16 mm kamera ile başladığım animasyon yolculuğuna cep telefonumla devam ediyorum.

Sanırım pandemi sonrası teknolojik gelişmeler animasyonun kullanım alanlarının azalmadığını ve arttığını bize daha iyi hissettirdi. Özellikle Web3, NFT de daha yolun başındayız zamana ihtiyacımız var diye düşünüyorum.

Animasyonun tanımını bir de sizden dinleyelim mi? Sizin için animasyon film ne demek?

Animasyonu hareket sanatı diye tanımlamayı seviyorum. Bir de animasyon yabancı bir kelime, Türkçesi ise “canlandırma” demek. Biz “canlandıranlar” diyerek bu işi yapan herkesi odağa koyuyoruz ve onlara verdiğimiz değere vurgu yapıyoruz. Bu nedenle de ismimizi seviyorum. Animasyon filmler, farklı duyguları deneyimlememe neden olan, farklı düşünceler geliştirmemi sağlayan, bambaşka estetik anlayışları ile beni şaşırtan, meraklandıran, heyecan veren filmler, diyebilirim.

Canlandıranlar Derneği’nin festival dışında farklı faaliyetleri de oluyor. Takipçileriniz için neler söylemek istersiniz?

Nisan’dan Eylül ayına kadar 12. Canlandıranlar Yetenek Kampı’nın etkinlikleri kapsamında kısa canlandırma film ve bağımsız oyun projelerine destek veriyoruz. Bu kapsamdaki etkinliklerimizin çoğu herkese açık, üstelik ücretsiz. Animasyon ve oyun konusuna ilgi duyanları bekleriz.  Ağustos ayında Erasmus Plus projemiz devreye girecek ve Ekim ayında ise Canlandıranlar Festivali’nin onuncu edisyonu animasyoncuları ve animasyon severleri buluşturacak. 

Bunların dışında Canlandıranlar’ın işin ekonomisi ile de ilgileneceğini ve animasyon üretenler için alternatif gelir modelleri geliştirilmesine ilgisini ve enerjisini vereceğini söyleyebiliriz.

Canlandıranlar Yetenek Kampı animasyon eğitiminde alternatif bir model ile şimdiye kadar onlarca ödüllü film üretti ve üretmeye devam ediyor.

Festivalde üretilen filmlerin izleyici ile buluşması dışında, yurt içi ve yurt dışındaki film marketlerinde satışlarının olması ve yeni finans modellerinin kurgulanması için çalışıyoruz.