Eskiden

Nâzım Hikmet’in Bilinmeyen Bir Takma Adı: Nazmi Haluk

“Son Posta gazetesinin 31 Mart 1936 tarihli 2032 numaralı sayısında duyurulur: O günden itibaren haftanın yedi günü, yedi ünlü yazarın öyküleri okuyuculara sunulacaktır. Beş isim yer almaktadır duyuru metninde. Burhan Cahit Morkaya, Ercüment Ekrem Talu, Kadircan Kaflı ve Nurullah Ataç’ın isimlerinden sonra ‘En kuvvetli, en kıymetli şairimizin Nazmi Haluk nam-ı müstearıyla yazacağı hikâyeler’in de bu kapsamda yayınlanacağı müjdelenir.” […]

Şair Divanı

Bir Çocuk Şair: Didem Madak

“Bir şairin derdini duymakla, bir analizanın derdini anlamak çabası benzer bir çaba olabilir. Erken duygulanımsal gelişimin ve düşünmenin kökeninde yer alan kapsanma deneyimiyse eğer, duygulanımları anlama yoluyla da, kuramsal bakış açılarımızı tazeleyebiliriz ve şiirin dilini anlamak bunu yapabileceğimiz konumlardan biridir. Psikanaliz de şiir gibi tekniğin ve duyguların bir karışımını üretmez mi?” […]

Odak Yazar

Okudukça Yenilenen Huzursuzluğun Hikayeleri: Peruk Gibi Hüzünlü

İnsan, “yara almadan geçemez” yürüdüğü yolda; üzerimizdeki yük, boynumuzun borcu gibi bir şey bu. Olmadık yerde, ummadık birileri/bir şeyler beliriverir karşımızda. Yüz çevirmekle didinmek arasında bir yerde sıkışırız. İşte Yalçın Tosun’un bu kitaptaki öyküleri bu sıkışmışlığın izlerini sürdürüyor okura. Ve şu soruyu sorduruyor istemsizce: “Acı anlamsız olur mu?” […]

Yazılar

Orhan Pamuk’un Romanları Arasındaki Çeşitli Bağıntılar, Göndermeler ve İlk Cümlelere Dair

“Paul Valery, tüm evreni kapsayacak bir kitap yazma hayalinin peşindeydi. Bu hayal, birçok yazarın da hayalidir. Bunu yapmanın birçok yolu var ve bu yol, yazardan yazara değişebilir. Her yazar, kitaplarını ayrı ayrı da değerlendirebilir, bütün olarak da. Okuyucu, bunlar arasında varsa bir bağıntı, bunları ortaya çıkararak anlam ilişkilerini, yakınlıkları yakalayabilir. Bu bağlamda Orhan Pamuk şüphesiz iyi bir örnektir ve romanları arasında göze çarpan yakınlıklardan söz edilebilmektedir.” […]

Yazılar

Ama Olsun Tina…

“Dış sesteki yabancılayan ses Tina için çok bildik, tanıdıktır. İsminin, çoğunlukta yabancı kalacağını bildiği için kendi isminin söylenmesinden korkmuştur hep, ona seslenilmesinden yabancı olduğunun fark edilmesinden çok korkmuştur.” […]