Hulusi Çakmak
Eril hegemonyanın hüküm sürdüğü mekânlardan biri hiç şüphesiz bizdeki ‘’hamam kültürü”dür. Banyo işlevinin haricinde homoerotik ilişkilere de kapı aralayan hamam kültürü, bilhassa Osmanlı döneminin seks hayatına ışık tutan önemli bir kurumdur. Özellikle erkek eşcinseller tarafından kullanılan hamamlar, ‘’öteki” aşklara ev sahipliği yapmış mekânlardır.
‘’Hamamname’’ adı verilen bu eserler, güzel oğlanlara duyulan aşkı açık bir şekilde dile getirirler. Hiyerarşideki en alt katmanda yer alan bu ‘’oğlan”lar, ergenliğe girmiş kimselerdir. Ancak doğru düzgün sakalları, bıyıkları yoktur. Yaşları 11 ila 20 arasında değişebilir.
Derviş İsmail’in 1500’lerin sonunda yazdığı eseri Dellâknâme-i Dilküşâ, hamamların âdeta bir tele-ev, genelev formatında işletildiğinden bahseder. Hamam; tecavüze uğramış, kandırılmış, bir şekilde adı “kirlenmiş” oğlanların son durağı gibi görünmektedir. [1]
Tam da bu mevzu Ahmet Şimşek’in 2023’te yayımlanan öykü kitabı Midas’ta işlenmektedir. 11 öyküyü barındıran eserin assolisti şüphesiz kitaba adını veren “Kral Midas’ın Hikâyesi” adlı öyküdür. Şimşek’in öyküsünde hamamı mekân olarak seçmesi şaşırtıcı değildir.

Ergenliğe yeni girmiş ancak cinsel münasebetlerden pek haberi olmayan Davut[2] adlı karakterimizin ustası tarafından ilginç hikâyeler anlatılarak istismar edildiğini okuruz. Ancak metin sert, pornografik öğelerle bezeli değildir. Dili gayet usturupludur. Hatta istismara, fallogosantrizme[3] dair pek çok öğe metin içine şifreli bir şekilde gömülmüştür.
Davut, üvey ablaları tarafından hamama çırak olarak verilir. Yazarın üvey ablaları tercih etmesi boşuna değildir. Zira mitik anlatılardan ve masallardan bildiğimiz kadarıyla üvey anne/abla figürü tehlikelidir. Kahramanın başına çorap ören, ona zehirli elmayı yediren tiplerdir.
“Etraftan birinin Büyük Hamam’a gidip keselendiğini de duymamıştı.”[4]
Metinde geçen bu bölüm önemlidir. Davut’un çevresinden kimse bu hamama temizlenmeye gitmez. Turistler, yani yabancılar gider sadece. Çünkü hamam sahibi (öyküde adı Hikâye Anlatıcısı olarak geçen karakter) belli ki yöre eşrafı tarafından sevilmez. Neden? Eşcinsel olduğu için mi? Yoksa kendinden yaşça küçük erkeklere istismarda bulunduğundan dolayı mı? Bu soruya net cevap verilmez. Ancak kesin olan şey şudur ki Davut, üvey ablaları tarafından ‘’kötü yol”a düşürülür. Hamam bir nevi “genelev” rolündedir. Şu cümleler bu durumu gayet iyi özetler:
“Hamamda çıraklık edecek, akıllıysa tellaklık öğrenecekti.”[5]
Burada hamamın erotik bir mekân olarak kullanımına ait önemli bir gönderme mevcuttur. Genç oğlanların tellak olarak hamamda nasıl bir rol üstlendiklerini yukarıda verdim. Genç Davut’a bu yolda ustası rehberlik edecektir. Adamın ‘’ben yetiştiririm onu” ifadesi bir leitmotif misali öykü içerisinde sürekli geçer.
Burada eril hegemonya içerisindeki hiyerarşiden bahsedebiliriz. Ast-üst ilişkisi çerçevesinde erkeklik rolleri arasında bir dağılım söz konusudur. Ataerkil sistem içerisinde tüm kurumlarda (aile, din, ekonomi, sokak kültürü, askerlik, vb. vb.) mevcut olan bu hiyerarşide Davut, ustasının “alt”ında yer alır.
Öykünün bağlamı çerçevesinde bu hiyerarşi cinsel roller açısından belirleyicidir. Alttaki taraf nesneleştirilir. Üst tarafın amaçlarına araç olup hizmet etmesi doğal sayılır.[6] Metinde gördüğümüz üzere Davut, pasifize edilen bir objedir. Ustası onu istismar eden, etken olan, yukarıda olandır.
Hoca/usta/sahip konumundaki erişkin erkekler ile şakirt/çırak/köle konumundaki oğlanlar arasındaki ilişkiler farklı bağlamlarda farklı biçimler alsa da bu hiyerarşinin toplumsal, iktisadi ve politik gerekliliklerince şekillenir. Egemen konumundaki erkek, kendisinden aşağı konumdaki erkeğe bilgisini aktarır ve karşılığında da sadakat bekler.[7]
Davut’un ustası tarafından eğitilip, yetiştirilmesinin bir amacı vardır. O da ustasına sadık ve bağlı olmasıdır. Ancak Davut buna izin vermez. Ustası çocuğun pantolonunu indirip ona oral seks girişiminde bulununca Davut heyecanlanır. Bu durum ergenliğe yeni girmiş bir genç olduğu için mazur görünebilir. (Davut’un yöneliminde ustasıyla yaşadığı bu deneyimler etkili midir? Davut, tüm bu yaşadıklarından önce de hemcinslerine karşı bir ilgi duyuyor muydu, bunlarla ilgili öyküde net bir bilgi yok.)
“Ancak içinden bir ses, şimdi gülme, diyordu. Ömründe ilk kez yaşadığı bu özel muamele onu korkutup heyecanlandırıyordu. Gülme, Davut.”[8]

Davut’un cinsel muamele sırasında gülmesi, ustası tarafından bir hayal kırıklığı yaşatır. Adam, bir hışımla odadan çıkar. Davut, yaşça kendisinden büyük bu adamın yani ustasının (hiyerarşide üstte yer alan erkeğin) iktidarını sorgular. Gülme eylemi, alay etme, erillik krizini tetikleyerek hegemonik erkekliği zedeler. Öykünün burada sona ermesi de boşuna değildir. Ast, üstüyle alay ederek bu hiyerarşiyi yıkar. Bu durum da elbette öykünün postmodernist bir anlatıya sahip olmasından ileri gelir. Klasik anlatıda bu durum söz konusu bile değildir. (Divan şiirlerine, hamamnamelere bakmak yeterlidir.)
Cinsel muamelenin geçtiği yer peştamal dolabıdır. İstismarın koskoca hamamda bir dolapta geçmesi dikkat çekicidir. Çünkü dolap örtüktür, kapalıdır. İçeride olup biten şey bilinmez. Yazar tarafından dolabın kullanılması boşa değildir. Yapılan istismarın ne denli kötü, ayıp, gizli olduğunun altı çizilir.
Davut’un ustası bu eylemi birçok farklı zaman diliminde ve farklı kişilere uygulamıştır. Öyküde bu bize hissettirilir. Adamın çırağına kral Midas’ın efsanelerini kendi dili döndüğünce anlatması garip gelebilir. Anlatılagelen mitik öyküyü kendi hayal dünyasında evirip çevirerek çırağına anlatır. Peki neden Midas?
Cevap basittir. Davut’un ustası tıpkı Midas gibi açgözlüdür. Midas mitini biliyoruz. Dokunduğu her şeyi altına çeviren Midas’ın açgözlülüğü binlerce yıldır anlatılan bir meseldir. Davut’un ustası da cinsel yönden doyumsuz bir tiptir. Onun açgözlülüğü Midas’la eşleştirilir.
Şimşek’in öyküsünü bir masal formatında inşa etmesi, lineer anlatıyı kırarak zamanı kendince değiştirmesi ve tabi klasik mitik anlatıları-figürleri- şahsi perspektifinden yansıtması dolayısıyla kendi mitini, anlatısını, yaratması postmodernist çağa uygun bir harekettir.
“Öteki”lerin kendi hikâyelerini anlatması ve kendi mitolojik atmosferlerini inşa etmesi bakımından kıymetlidir. Hamam tabu kabul edilen ilişkilerin yaşandığı bir mekân olarak tarihi bir fonksiyona sahipse de aslında “zaman dışı” bir şekilde kültürel antropolojimizin mühim bir noktasıdır. Bittabi, eril hegemonyanın at oynattığı önemli bir motif hâline gelmiştir.
[1] Sarıtaş, E., Cinsel Normalliğin Kuruluşu, Metis Yayınları, İstanbul, 2021, s. 105
[2] Davut, İsrail Krallığının bir hükümdarı aynı zamanda da semavi dinlerce kabul edilen bir peygamberdir. Şimşek’in öyküsünün başkahramanını mitik ve kutsal bir isimden seçmesi doğal görülebilir. Ancak Davut-Jonathan aşkı homoseksüel aşk bağlamında aklıma gelince Davut isminin homoerotik aşka gönderme yapabileceğini düşünüyorum.
[3] Öykünün “(…) içine bıçak gibi bir şey sokup onu karnına kadar yaracağını aklının ucundan bile geçirmezdi.” bu şekilde başlaması “bıçak”ın fallusa gönderme oluşu, “yar-” fiilinin kullanılması istismara dair önemli ipuçlarıdır.
[4] Şimşek, A., Midas, İthaki Yayınları, İstanbul, 2023, s. 50
[5] Şimşek, Midas, s. 50
[6] Plumwood, V., Feminizm ve Doğaya Hükmetmek, Metis Yayınları, İstanbul, 2023, s. 79
[7] Sarıtaş, E., Cinsel Normalliğin Kuruluşu, Metis Yayınları, İstanbul, 2021, s. 73
[8] Şimşek, Midas, s. 48


İlk yorum yapan olun