Şiirin Çatlaklarından Yeni Dünyaya

“Sanat Kritik-Aynalıgeçit’te Bir Karşılaşma: 21 Mart Dünya Şiir Günü” için çağdaş şiirimizin kıymetli isimlerinden Selcan Peksan ve Yaprak Damla Yıldırım “Şiirin Çatlaklarından Yeni Dünyaya” isimli bir bildiri kaleme aldılar. Dünya Şiir Günü kutlu olsun!

Şiirin Çatlaklarından Yeni Dünyaya

Dışarı

Evrensel ilkelerin boşa düştüğü, mutlak hakikatlerin olmadığı bir dünyadayız.Hem anlam arayışının anlamsız ve çağdışı sayıldığı hem de spiritüel dinginliğin geleneksel alanlarının, kültürün, sanatın, duyguların kapital değer biçimleriyle metalaştırılıp kârlı bir endüstriye döndüğü  dünyada… Patriyarkanın, ırkçılığın, emperyalizmin, sömürgeciliğin, cis-heteroseksizmin, sağlamcılığın ördüğü şiddet çemberinin ortasında, hayatımızın ne kadar anlamlı olduğunu kanıtlamak zorunda bırakılıyoruz durmadan. Var olmak için fark edilmek, fark edilmek için ilgi çekmek, ilgi çekmek için sınırlı sayıda kelimeyi sürekli değişen ağızla, moda jargonla ve esneyen bir vurguyla bağırmaya, profilimizi sayılarla, şok üstüne şoklarla, sürekli uyarıcılarla görünür kılmaya mecbur kalıyoruz.

zaman dökülüyor cam çerçeve devriliyor dünya

besleniyor muktedirler topuklarımızdan sızan kanla

devleşip kükrüyor her bir adaletsiz

dişlerinde etimiz

Tedirginiz, çok tedirginiz. Ekolojik felaketin, moral yıkımın ortasında verdiğimiz mutlu pozlarla, gittikçe artan hızda baş döndürücü bir hayatı üç hayat gibi, bir hayatı robot hızında yaşamamız gereken  zamanda kafalarımızdaki uğultuyla sersemlemiş vaziyetteyiz. Algoritmik soyutlanmayla hayatlarımız dağılıyor.

daraldıkça yakamızda şiddet

toplanıp nefesleniyoruz dünyanın iç coğrafyasında

Davet

sıyrılmak için üstümüze çöken tuğlalardan

patronlardan ‘adamlardan’ eğri büğrü yasalardan

baskınlarından anadil bekçilerinin

cezaevi tutkunlarından

bir keşif lazım

     yaratıcı yıkım

     müspet bozunma

Doğrularımızı belirleyen sınırları aşan alanlar lazım bize. Yaşamı nasıl yaşadığımızı yeniden düşünmeye, yaşamayı yeniden öğrenmeye, bir ağacın ağaç olmasının hakikatine, bir ağacın ağaçlığından yayılan hakikatin bize sızmasına ihtiyacımız var.

Şiirin gücünü tam da burada buluyoruz.

böyle başlıyor söz ve ses

çınlıyor medusa’nın kahkahası

dünyanın boş evlerinde

kendimize yeni gökler kuralım diye

kural bozan düzen yıkan dalgalı dil

tenimizin zarlarından içeri sızıyor

tanelenip dağılıyor sözcük bilgisi

bir kapı aralığı bırakıyor taş zeminde

imkân cambazı kelimeler

yeryüzünün karasından kurtulmak için 

İç

Yeni anlamlandırma biçimlerine olanak tanıyarak, muktedirin dilini reddederek, çatlaklardan ilerleyerek canlılar arasında, insanların içlerine kanallar açarak, nefes boruları oyarak, insanlar, doğa, beden ve dil arasında ağlar yaratarak… 

mezopotamyadan başlatıyor ateşi

yazıyor duasını enheduanna

bir dağ yıkılsın diye

dilin merkezinde

bağlar kuruyor

Anlamlı bir hayat hayalini arayan kemiklerimize işlenmiş harflerle, hatrımızda yankılanıp çoğalıyor ses. Duyarlılıkta ortaklaşmanın, dijital hengâmeye karşı insanlar arasındaki bağları yeniden ve yeniden inşa etmenin, şiddetin tuğlalarını söküp yeni bir dünya inşa etmenin gücüyle…

Şiir bizi bir araya getiriyor.

Selcan Peksan, Yaprak Damla Yıldırım