Kurulu ve Yanlış Kurulacak İdeal/Alternatif Düzenlere Akın: “İşte Geldik” – II

Aytuğ Tolu

Şiir Dili, Beslenilen Kaynaklar ve Biçim Özellikleri Açısından “İşte Geldik”

Enis Akın’ın şiirleri hem varoluşu sorgulayan hem de bu varoluşu toplumsalın dışında değerlendirmeyen bir içeriğe sahiptir. Şiir dilini bu içeriğe göre geliştirirken ninnilerden faydalanmaktan, klişe ifadeleri -eleştirel zeminde- şiire taşımaktan, argoyu savurganca kullanmaktan, çağın dijital iletişim kanallarında kullanılan dil tahribatını yansıtmaktan, dil bilgisi kurallarının çizdiği sınırı aşmaktan geri durmaz. Ünlü aşınmasına uymayacak sözcükleri bitişik yazıp ünlü kaybına yol açar: “yaşladam”. Sözcüklerin içinde harflerin dizilimini değiştirir: “boyul boyunca”. Şiirin içeriği açısından öneme sahip uyarı/baskı belirten eylemleri koyu ve büyük puntolarla yazarak göze hitap eder, bu sözcüklerin görsel özelliği diğer sözcükleri gölgede bırakır çünkü işaret ettiği çağrışımların birey-toplum çatışmasında belirgin bir yeri bulunur: “dur!”, “sus!”. Yabancı bir sözcüğün Türkçe okunuşunu öne çıkarıp sözcüğü Türkçe gibi düşündürerek şiirin bağlamına yerleştirir: “döküle döküle bitmez tchaikovsy” (Akın, 2023: 50). Bu dize, şiirin bağlamı içinde değerlendirildiğinde mizah ve dil oyunlarının kullanıldığını gösterir. Sözcüklerdeki harf sıralamasını değiştirdiği gibi cümle bilgisini altüst edecek şekilde sözcüklerin de sırasını değiştirir: “bir hiç daha yakışamayız artık bu hayata” (Akın, 2023: 54). Bu dizede “hiç” sözcüğünün çağrıştırdığı olumsuz anlamı vurgulamak için sözcüklerin yerinin değiştirildiği sonucuna varılabilir. Diğer şiirleriyle birlikte çözümlendiğinde yer yer kitaptaki dizelere yansıyan hiççilik dikkat çekicidir. Bir diğer dikkat çeken özellik -dil bilgisinin bilinçli ihlali- de hece düşürülmesidir: “öldünüz için üzülünmeyecek yaşadınız için sevinilecek yere” (Akın, 2023: 62). “göke” sözcüğünde görülen ünsüz yumuşamasının dikkate alınmaması ve sözcüklerin ikiye ayrılıp aralarına bir boşluk bırakılarak yazılması Enis Akın’ın şiir dilinin önemli özelliklerindendir. Yeni sözcük türetimi “sokaklasam” gibi örneklerde görülür. Yine, eylemlere gelen şahıs eklerinin “-sın/-sin” yerine “-ssn” diye günlük konuşma dilindeki gibi kullanıldığı örnekler mevcuttur. Fonetik çağrışımlara “üzümlerde olur üzülme olur” (Akın, 2023: 111) dizesi örnek gösterilebilir. “çet, imeyl, sVGLM, ben zr bi herifim hmmmm, : )))” gibi kısa mesaj jargonunun şiire yansıtılması, mesafelerin kısaldığı dijitalizm çağında insanların gitgide yalnızlaşması ve ifade gücünü yitirmesine yönelik tepkiyi geliştirmek içindir.  Tepkinin yöneldiği bir başka hedef de birin ikiye bölünüp ötekileştirme pratiğinin devreye girmesidir ki şair bu noktada şiir dili aracığıyla ikiyi birleştirir: “dünyayı gündüzgecelere kadınerkeklere ayırdık” (Akın, 2023: 272). Bu dizede bitişik yazılan sözcükler kurulu düzende yeni üretilen ayrıştırma ve eşitliği bozmayı aşmaya odaklıdır. 

Eleştirmenlerin tepkileri savurgan bir argoyla geri püskürtülür: “kelime oyunu yaparak cânım şiirin ağzına sıçmışsınız / Sıra dışı olmamış, daha önce yapıldı bunlar, geç kalmışsınız enis geç” (Akın, 2023: 313). Şairin şiir dilin kuralları ve kalıpları bozarak ilerlemesinin örneklerini genel hatlarıyla sıraladıktan sonra bunu neden yaptığına dair değerlendirmede bulunulabilir. Enis Akın’ın şiirleri, içerik olarak sert tepkilerin ve sitemin yoğunlaştığı; alayın, ironinin, parodinin kullanıldığı; yerleşik çarpıklığa saldırmanın bir eylem biçimine dönüştüğü bir mevzide konumlanır. Bu aşamada dil bilgisi kuralları; eril, baskıcı, otoriter, yasakçı, eşitliği çiğneyen egemen sınıfların inşa ettiği tarihin sonucunda standartlaştırılmıştır. İçerikte gerçekleştirilen saldırı dilde hedeflenen kural yıkıcılığıyla bütünleşir. Yerleşik düzen, dil bilgisi kuralları dahil sarsılmaya açıktır. Dil de dahil hayatın bütün alanları düzene göre şekillenir. Şair, bu düzeni bozmaya gelmiştir; kitapla aynı ada/başlığa sahip şiirdeki gibi varoluş, eyleme geçildiğinde öze/anlama kavuşur: İşte Geldik. Bu değerlendirmeyi destekleyen kanıtlardan biri şudur: Daha önce değinildiği gibi susmak ezberletilir, susturularak büyütülür, otoritenin çizdiği sınır dahilinde konuşmaya izin verilir. Korku kültürü kekemeliğe yol açar ve şiir dilinde kekeleyerek yazılan ifadeler önem arz eder. Baskı, korkuyu; korku, politik bir kekemeliği harekete geçirir. Sorgulanmak, baskı altına alınmak, sesin geri sahibine yankılanıp karşılık bulamaması, susturulmak, söylenmek istenen yarım bıraktırılması kitaptaki şiirlerde sahnelenen durumlardır; bu durumlar okuyucunun zihninde canlanacak şekilde şiir dili inşa edilir ve biçime yansıtılır.

Enis Akın’ın beslendiği kaynaklar arasında dinî anlatılar, mitoloji, felsefe, tarih, sosyalist ideoloji, ninniler, ulusal marşlar bulunur. Bunların bir kısmı eleştiri ve parodi kullanımı için şiire alınır. Orhan Veli, Ergin Günçe, Nazım Hikmet, Özdemir Asaf, Ece Ayhan ve divan şairlerine açık ve örtük göndermelere rastlansa da dil yönünden İkinci Yeni şairlerinin etkisinde kaldığı belirtilebilir. Özellikle Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın dil ve içerik yönünden etkisi açık şekilde fark edilir.

Parodi, ironi, mizah, öyküleyici anlatımın kullanıldığı şiirlerin yanı sıra anlatım tekniği olan ve şiirde pek rastlanmayan bilinç akışının kullanılması şairin özgün yanlarından biridir. Bilinç akışının kullanıldığı şiirlerde bilgi akışının saniyenin altına düştüğü teknolojik-dijital çağdaki insanın kuşatılmışlığını dile getirip görünür kılma şair için önem taşır.

Enis Akın’ın toplu şiirlerinden oluşan İşte Geldik biçim açısından her şiir kitabının birbirinden farklı özellikler taşıdığını gösterdiği için önemli veriler sunar. Deneysel şiir yöntemlerini kullanan şair her kitapta belirlediği biçimlerde günümüz toplum yapısına göndermede bulunur. Telefon özelinde ekran bağımlısına dönüşen toplumun/insanın durumunu göstermek için siyah kutulara beyaz puntolarla yazılan şiirlere yer verilir. Güzel Boşluk kitabı Türk şiiri açısından modern sanat/resim galerisine yaklaşan az sayıdaki örneklerden biridir. Alışılagelmiş/yaygınlaşmış şiir kitaplarındaki sayfalar görsel açıdan tabloya evrilmiştir. Bu noktada bu şiirlerden biri alıntı yapılamayacak derecede görsel zenginliğe sahiptir. Kolajlar, silik yazılan ifadeler, içe içe geçmiş sözcükler, bilinen/tanınan psikiyatrik ilaçların içeriği değiştirilmiş prospektüsleri, porte fotoğraflar, yazılım dilinde kullanılan “0” gibi kodlar, geometrik şekiller, kekemelik terapisini “pazarlayan” reklam broşürlerinin parodiye alınıp yeniden yazılması, kredi kartı reklamlarının görselleri, telefonların mesaj kutusunun ekran görüntüleri, çizgi roman örneği oluşturan sayfalar, okuyucunun doldurması için bırakılan noktalar bağlamında Güzel Boşluk kitabı deneysel somut/görsel şiir açısından özgün örneklerdendir. Dizelerde sesin yankılanarak verilmesi okuyucunun kulağına hitap etmesi içindir. Enis Akın’ın her şiir kitabını belirleyen biçim ve içerik, bütünlüğün iki önemli bileşenini oluşturur. Bir kitabındaki şiirler o kitabın merkezine alınan sorundan bağımsız var olmaz, yapbozun parçaları gibi birbiriyle uyumludur ve ilişki içindedir.

Sonuç

1980 sonrası Türk şiiri açısından İşte Geldik kitabı özgün bir yere sahiptir. Bir şairin toplu şiirlerinde onun gelişim seyri; duraklamalar, gerilemeler ve sıçramalar açısından görülebilir. Enis Akın; bu seyri sıçramalar hâlinde inşa ederken biçimi sürekli değiştirme, şiiri görsel sanatlarla kaynaştırma, sürekli kendini yenilemeyi ihmal etmemiştir. Poetik açıdan şairliği; ses çıkarma, tepki geliştirme, korkuya rağmen eyleme cesaret etme düzleminde algılar. Bâkî’ye göndermede bulunan şairin, varoluşun öze dönüşmesinde sesi/şiiri bir araç ve tutunma biçimi olarak görür. Ona göre kekemelik bir direniş biçimidir, bu yönüyle “kekemelik” kavramını Türk şiirine kazandırmaya çalışır. 

Enis Akın’ın şiiri düşünceye dayanır. Türk şiirinde Melih Cevdet için yapılan tespitle uyum hâlinde şiirler üreterek şiiri; anlam, varlık, felsefe, insan ve toplum bağlamında bir poetika ortaya çıkarmıştır. İnsan-toplum ilişkisini hem varoluşun gereği hem de toplumun “geri” bırakılarak oluşturulmuş sınırlarının silinmesi dahilinde şiire yansıtmıştır. Bu yönüyle özgürlükçü ve birey merkezli sosyalizm anlayışı etkisini şiirde göstermektedir. Özgürlüğün tavizsiz bir değer olarak şiire yansıtılması şairi anarşizmin sınırlarında gezdirmektedir. Küreselleşen, dijitalleşen ve doğadan kopuşun zirveye çıktığı bir çağda insanın tekil durumunun çoğuldan ayrı değerlendirilemeyeceği, varoluşun görünmez bağlarının diğer varlıklarla kurduğu ilişkiyle ele alınabileceği, toplum ilerlerse bireyin güçleneceği fakat ideolojik bağnazlık uğruna bireyliğin ve özgür aklın terk edilmemesi gerekliliği Enis Akın’ın toplumcu izleklerinin üretim gerekçesidir. Kitlelere yön tayin etmek slogana dönüşürken, kitle bilinçlenmeden yön tayin edilemeyeceği yaklaşımı şiire hâkim kılınmıştır. Bu açıdan yaklaşıldığına Enis Akın’ın şiir dilinin ve içeriğinin slogana yaslanmadığını, aksine temelsiz ve toplum gerçeğinden soyut sloganın karşılığının şiirde de yaşamda da politikada da olmadığını okumak mümkündür. Eşit bir düzenin inşasında nesnel ve öznel şartların örtüşmesi gerekir fakat nesnel şartlar oluşmasına rağmen öznel şartlar bilinç düzeyinin geriliğiyle malul olduğu için Enis Akın’ın eleştiri okları daha çok “içeriye”/topluma yöneliktir. Toplumcu gerçekçi şiir anlayışında nesnel şartların eleştirisi ağır basarken Enis Akın’ın şiirlerinde öznel şartların eleştirisi baskındır. Bu nedenle sosyal-politik psikolojinin terimlerinin derinde yattığı dizelere rastlamak olanaklıdır. 

İşte Geldik’te Enis Akın’ın dili, ilk şiirlerde kuralları yıkıp kalıpları bozma yönündedir. Son şiirlerde görüldüğü gibi bu yıkım eylemi yumuşatılır fakat dilin kullanım biçimi açısından sürekli bir yenilenme söz konusudur. Aynı şekilde şiirin biçim özellikleri de yenilenme sürecini kesintisiz sürdürür, Güzel Boşluk kitabı şiirin hem disiplinler arası hem de sanat dalları arası bağlamda beslenilen kaynağın zenginleştirilmesi üzerine kurulmuştur. Dağdaki Emirler kitabı parodi, ironi ve mizahın sert bir dille sunulduğu şiirlerden oluşur. Genel olarak Enis Akın’ın şiir kitapları müstakil açıdan içerik, biçim ve dil yönden bütünlük arz etmektedir. Onun toplumcu çizgisi sadece egemenlere değil, sınıf bilinci kazanmamış emekçi sınıflara (bazı dizelerde pozitivist kimlikçiliğe savrulma görülse de) ve onlara yanlış şekilde öncülük eden ideolojik-politik hatlara yönelik eleştiriden müteşekkildir. Bu yüzden Edip Cansever’in gelmiş bulunma durumu, Enis Akın’da “işte gelmeye” evrilir; varlık, eylemle ve onu kuşatan şartlarla hesaplaşarak gelme/bulunma hâlinde anlam kazanır. Ötekileştirilen, ezilen, sömürülen, yok sayılan, baskı altına alınanlara ses olan varlık, aynı zamanda kendi varoluşunun anlama/öze ulaşmasında aşkın bir anlayışa ulaşmaktadır. Sonuç olarak; Enis Akın’ın şiirleri güçlü bir sosyolojik imgelem ve zengin bir felsefi birikim içeren, göndermelerin ve dil oyunlarının sıkça kullanıldığı, korku kültürünü aşmaya yönelik dizelerden oluşur.

Akın, Enis. (2023). İşte Geldik. İstanbul: YKY.

Debord, Guy. (1996). Gösteri Toplumu. Çev. Ayşen Ekmekçi-Orhan Taşkent. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Volkan, Vamık. (2012). Körü Körüne İnanç. Çev. Dr. Özgür Karaçam. İstanbul: Okuyanus Yayınları.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*