.

Kalbiniz Size Hangi Hayali Fısıldıyor?

Dilek Büyük

Değişen dünya düzeni, hayatımızı kolaylaştırdığına inandığımız teknolojik gelişmeler bazen farkında olmadan hayatımızın önemli unsurlarını törpüleyebiliyor. Değirmenler Vadisi işte bu hassas noktaya yumuşacık dokunan bir kitap.

Adından da anlaşılacağı üzere değirmenlerin çok olduğu Değirmenler Vadisi’nin sakin halkı yaşamlarına her şeyi mükemmel yapan makinelerin gelmesiyle artık bir şey yapmaz olur. Çalışmalarına, düşünmelerine, hayal etmelerine gerek kalmamıştır artık. Çünkü makineler onların yerine her şeyi yapmaktadır. Kayan yıldızı görünce dilek dilemelerine bile gerek kalmamıştır, dilekleri için bir tuşa basmak yeterlidir. Fakat vadinin derinlerinde bir yerde yine de hayal kuran birileri kalmış, Terzi Anna gibi. Makinelerin varlığı nedeniyle artık onun mesleği de gereksizmiş, sadece ufak tefek sökük işleri yapıyormuş artık ama Anna yeniden elbiseler, ceketler dikmeyi hayal ediyormuş. Ve bir gece hâlâ kendisi gibi hayalleri olan dev Bay-Kuş’la karşılaşmış. Onun hayali de uçabilmekmiş. Anna ona uçabileceği bir kıyafet dikmeyi hayal etmiş. Eskiden vadi insanlarının dileklerinin gerçekleşmesi için gittikleri Püf Çiçeği Bahçesi’ne gitmiş. Makinelerden sonra rüzgâr da uğramaz olmuş bu bahçeye. Fakat hayaline inanan Anna çiçeğe üfleyince rüzgâr da katılmış ona, Püf Çiçeği’nin tüylerini alıp uzaklara taşımış. Savrulan tüylerin peşinden giden Anna kayalara takılan rüzgârın saçlarını görüp toplamış, bunlardan Bay-Kuş’a bir elbise yapmış. Elbisenin hazır olduğu sabah vadideki nicedir çalışmayan değirmenlerin kollarını hareket ettirmeye başlamış rüzgâr. Vadi insanları bu sese uyanmışlar, yüz yıllık bir uykudan uyanır gibi. Rüzgâr evlerin arasında dolaştıkça insanlar hayallerini hatırlamaya, onlar hatırlamaya başladıkça makineler durmaya başlamış. Ve halk başını kaldırdığında rüzgârın kendisine taşıdığı giysiyle gökyüzünde hayali gerçekleşmiş ve uçmakta olan Bay-Kuş’u görmüşler…

Değirmenler Vadisi

Değirmenler Vadisi, masal dili ve formunun iyi kullanıldığı bir metin. Kendimizi var kılmak, hem kendimiz hem kendimiz dışındaki dünya için üretmenin yolu hayallerden geçiyor. Metinde hayal kurmayı unutmanın ya da bundan vazgeçmenin bulunduğumuz noktaya bizi sabitleyeceğini pek yumuşak bir dille anlatmış Noelia Blanco. Bu açıdan kitap aynı zamanda bir yüreklendirme okur için. Hayaline inanmanın kendine inanmak olduğunu hatırlatıyor okuruna. Aynı zamanda hayatımızda çeşitli sebeplerle duraklamalar, yavaşlamalar olabileceğini ama yapmak istediklerimizi hatırlamanın motivasyon kaynağı olacağını da söylüyor. Yazar bunu yaparken kahramanını yalnız bırakmamış. Yani kahraman sadece kendisi için kurmuyor hayalini. Bir başkasının hayalini gerçek kılmasına yardım etmenin, kendi hayalimizi de gerçekleştirebileceğini göstererek aslında görünmez ipliklerle nasıl birbirimize bağlı olduğumuzun altını çiziyor. Hikâyenin finalinde bunun tüm vadi halkına nasıl bulaştığını da görüyoruz. Blanco sözcüklere dökmese de küçücük başlangıçların nasıl toplumsal bir dalgaya dönüşebileceğini de söylüyor aslında.

Başka bir yönüyle de çağımızın değişim şekline eleştirel bir bakış var metinde. Hayatımızı kolaylaştıracağını düşündüğümüz değişimlere, teknolojik yeniliklere kucak açarken dengeyi korumakta ne kadar başarılı olduğumuzu (ya da olamadığımızı)  sorgulatıyor okura.

Kitabın çizimleri de kalbe dokunan türden. Makinelerle ilgili bölümler daha sert çizgileri sahip, renkler daha karanlık. Hayallerin hatırlanmaya başladığı bölümlerden itibarense çizgiler daha yumuşak bir hal alıyor. Renkler ise koyudan açığa akan bir geçiş takip ediyor. Çizer Valeria Docampo metnin ruhunu destekleyen ve dengeleyen bir iş çıkarmış.

Değirmenler Vadisi bana William Blake’in, “Hayal gücü, bir durum değil, insanın var oluşunun ta kendisi.” sözünü anımsattı. Hayal gücümüzü koruyup, hayallerimize sahip çıkabilmek dileğiyle…

YAZAR: Noelia Blanco

ÇİZER: Valeria Docampo

ABM Yayınları