Çalınmış Hikâyelerin Gölgesinde: “Sarı Yüz”

İlayda Demirok

Edebiyat, yalnızca sözcükler aracılığıyla yankı doğurmakla, biçimsel ya da estetik yeniliklerle değil; giderek derinleşen temsil, kimlik, aidiyet ve etik gibi sorunları da gündeme taşır. Bu sorunlardan biri, 2023’te yayımlanan ve kısa sürede geniş bir tartışma zemini yaratan R. F. Kuang imzalı Sarı Yüz romanında da karşımıza çıkar. Kuang, yalnızca bir edebiyat dünyası anlatısı kurgulamaz; aynı zamanda kültürel üretimin kimler tarafından, hangi koşullarda, ne tür ayrıcalıklarla yapıldığını da masaya yatırır. Bunu yaparken modern yayıncılığın vitrinindeki parıltının ardında kalan çürüme izlerini, ironik ama soğukkanlı bir üslupla gözler önüne serer. Kuang; bu romanda yalnızca bir karakter değil, bir sistem, bir kültür ve bir yanılsama inşa eder ve sonra hepsini yavaş yavaş yerle bir eder. Roman; kurmacanın sınırlarını zorlayan, edebî üretimin görünmeyen politikaları ve makbul olanın imtiyazı üzerine derinlikli bir tartışmanın fitilini de ateşler.

Romanın başkarakteri June Hayward, yazarlık yeteneğine inanan fakat hiçbir zaman öne çıkamamış orta sınıf, beyaz, bir kadın yazardır; kendi deyimiyle “Yanlış hikâyeyi anlatan doğru kişi”dir bir bakıma. Buna karşın çağdaşı Athena Liu, Çin-Amerikalı kimliği ve anlatılarıyla edebiyat dünyasının parlayan yıldızıdır. Kariyerinin zirvesindeki Liu’nin, June’nun gözlerinin önündeki ani ve trajik ölümünün ardından bu durumu bir fırsata çevirir June. Athena Liu’nun tamamlayamadığı roman taslağını alır ve değiştirerek bu metni, kendi adıyla yayımlar hatta kimliğini “Juniper Song” gibi egzotikleştirilmiş bir adla örter. Her zaman Athena’nın başarısını ve yaşantısını kıskanan June’a başarı getiren bu kitap, onu övgü ve yerginin hedefi hâline de getirir ve “Gerçek akışkandır.” söylemine yaslanarak hakikatin sesini de duyurur yazar. 

Edebiyatta Aidiyet Sınavı

Kuang, bu kurguda yalnızca bir karakterin etik çöküşünü değil, daha geniş bir kültürel yapının sistematik işleyişini ortaya çıkarır. O, edebiyat sahnesine bakarken gözden kaçırdığımız perde arkasını da gösterir bir bakıma. Sarı Yüz, sömürgecilik sonrası bir bakış açısıyla farklı bir düzlemde okunabilir; zira merkezine, beyaz imtiyazın çoğu zaman görünmez kılınan işleyişini yerleştirir. June’un eylemi, yalnızca bireysel bir hırsızlık değildir; bu olay, temsilin zamanla nasıl bir pazarlama aracına dönüştüğünü de gösterir. Beyaz bir yazarın Asyalı kimliğe bürünerek “ötekinin” anlatısını sahiplenmesi, yalnızca bir kimlik meselesi değil, aynı zamanda bir piyasa stratejisidir. Kuang, bu gerçeği açık eder: Acı da göç de ötekilik de pazarlanabilir ürünler hâline gelmiştir. Her şeyin metalaştığı bir çağda, edebiyatın bundan payını almaması mümkün değildir. 

Roman, klasik bir iyi-kötü çatışmasına yaslanmıyor. Kendi iç hesaplaşmaları, yaptığını mantığa büründürme çabaları ile okur June ile özdeşleşir. June karakteri, roman boyunca okurla çatışmalı bir ilişki kurar; hem tanıdık hem ürkütücü. Okur, onu yalnızca yargılamaz; anlamaya da çalışır. June’un kırgınlıklarını, görünmezliğini, bastırılmış öfkesini duyumsar; zaman zaman ona hak verir gibi olur, sonra hızla bu empatiden çekilir okur. Bu ahlaki ikilem, romanın anlatısal gücünü belirleyen en önemli katmanlardan biridir. Çünkü Sarı Yüz, yalnızca neyin yapıldığını değil, neden yapıldığını da irdelemek ister. June, sistemin günah keçisi değil; tam tersine, sistemin ta kendisidir. Kuang, bize ayna tutarken aynadaki çarpıklığı da gösterir böylece. 

Romanın yapısı da dikkat çekicidir. Sosyal medya gönderileri, algoritmaların gölgesindeki yayıncılık, yayınevi yazışmaları, yorumları, tweet’leri romana entegre ederek çağdaş bir yapısal kurgu ile sunar. Kuang, anlatının biçimini dijital çağın çok sesli dokusuna uyumlar. Bu yöntem, romanı yalnızca bir olay örgüsüne indirgemekten kurtarır; onu çağdaş kültür eleştirisi hâline getirir. Ancak bu biçimsel tercihin zayıf yönleri de vardır: Sosyal medya kültürüne yapılan yoğun referanslar, romanın ileride nostaljik kalma riskini de beraberinde getirir. Buna karşın günümüz dünyasında sosyal medyanın rolü ve zaman zaman keskin bir bıçağa dönüşmesini de June üzerinden gözler önüne serer. “Twitter hepimizi vasıfsız ama hevesli hâkimlere dönüştürüyor.” ve böylece linç kültürünün o acımasız yapısına da göndermede bulunur. Yayın dünyasının çetrefilli sokaklarında okurunu dolaştırırken yazar, sosyal ağlar üzerinden yürüyen nefret söylemlerine, itibarsızlaştırma çabalarına da okurunu ortak eder. 

R. F. Kuang’ın kendi yazar kimliği de romanın bir parçasıdır aslında. Genç bir Çin-Amerikalı yazar olan Kuang’ın otobiyografik deneyimlerini de keskin bir eleştiri ile sunduğu bir anlatı evrenine dönüşür romanı. June’un hikâyesinde kurmaca ile gözlemlerinin ve sektör deneyimlerinin parçalarını ustaca anlatının katmanlarına yedirir yazar. Belki de Sarı Yüz ile kendi edebiyat yolculuğunun hikâyesini yazar Kuang. 

Sarı Yüz, içinde yaşadığımız çağın çelişkilerini kavramsallaştırmak açısından son derece güçlü bir anlatı sunar. En temel sorusu, edebiyatın hakikatle kurduğu ilişkiden çok, hak sahipliğiyle ilgilidir: Fikir hırsızlığının yanı sıra, değiştirilip dönüştürülen ürünün sahibi kimdir sorusunu da metnin içine bırakır.  Bu soru, edebiyatın kendisinden taşarak sanatın ve kültürel üretimin tüm alanlarına yayılır. 

R. F. Kuang’ın romanı, edebiyatın artık yalnızca estetik meselelerle değil; etik ve politik yüklerle de kuşatıldığı bir döneme denk düşer. Sarı Yüz, yalnızca genç ve başarılı Athena Liu’nun çalınmış hikâyesini değil, aynı zamanda edebiyat endüstrisinin dönüşümünü, temsilin araçsallaştırılmasını ve kimliğin bir performans nesnesine indirgenmesini ortaya çıkarır. Bugün, edebiyat yalnızca bir anlatı biçimi değil; aynı zamanda bir tartışma, hesaplaşma alanıdır. Kuang, bu alanın merkezine cesurca adım atar ve bizi de onunla yüzleşmeye davet eder. 

Sarı Yüz; sözcüklerin, kimliklerin ve vicdanın sınırlarını sorgulayan, edebiyatın şaşaalı dünyasının aydınlık yüzeyindeki çatlaklardan içeri göz atmanızı sağlayan bir roman ve bu çatlaklardan içeri sözcüklerin sihirli ışıltısı dışında karanlıklar da sızar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*