Edebiyatın Hudutları Nerede Başlar ve Biter?

donald-ray-pollock-knockemstıff-ıthakı-yayınları

Kahraman Çayırlı

Donald Ray Pollock [1954 doğumlu], çocukluğunu Knockemstiff, Ohio’da geçirir, yetişkinliğini ise Chillicothe, Ohio’da yaşar. 1973-2005 yılları arasında, dedesi ve babasının da çalıştığı Mead Kâğıt Fabrikası’nda çalışır, kamyon şoförlüğü yapar. Babasının emekliliğinde yaşadıklarını kendisi de yaşamak istemediği için Ohio Eyalet Üniversitesi’nin İngilizce programına kayıt yaptırır. Bu sırada çocukluğunu geçirdiği yerdeki tecrübelerinden beslenerek yazdığı öykü derlemesi Knockemstiff, 2008 yılında yayımlanır. Bu kitapla PEN/Robert W. Binghan Ödülü’nü kazanır. İlk romanı Düş Yakamdan Şeytan, 2011’de yayımlanır; Publishers Weekly tarafından o yılın en iyi 10 kitabı arasında gösterilir, 21’den fazla dile çevrilir…

Yazarın özgeçmişi, tüm edebiyat tarihine örnek olabilecek denli ilginç, çarpıcı (yalnız, şehirli beyaz yakalıların varoluşsal sıkıntılarına odaklanan çağdaş edebiyat için bir panzehir) ve bana Mekânın Üretimi, Şehir Hakkı, Ritimanaliz – Mekân, Zaman ve Gündelik Hayat gibi birbirinden kıymetli mekân, kent sosyolojisi kitaplarının yazarı Henri Lefebvre’i hatırlattı. Lefebvre taksi şoförlüğü de yaptığı için ürettiği kent sosyolojisinin daha somut, elle tutulur; daha gerçekçi olduğunu düşünürüm hep. Sosyoloji ve diğer tüm sosyal bilimler gibi edebiyat da ne kadar gerçek hayattan eklemlenirse sanki o kadar güçlü olabilecek diye düşünüyorum. Pollock’ın öyküleri de son derece sert, gerçek, net; gerçek hayatın tüm sertliğini, gücünü, öfkesini, hiddetini taşıyorlar. Hakikaten Pollock bu öykülerde “edebiyat olsun diye -edebiyat yapmıyor-” ve öykülerin gücü bana göre tam da buradan oluşuyor; başarılı benzetmeleri, akıcı gelişmeler, yaşananlar okuru bir anda kitabın sonuna ulaştırıyor.

Yazarın kilim, halı dokur gibi yazdığı, işlediği öykülerde bunca sertliğe rağmen zaman zaman bir hüzün de hissediliyor. Karakterlerden ziyade mekânlardan ve yazarın biçeminden kaynaklandığını düşündüğüm bu hüzün, öykülerden aldığımız edebi lezzeti çoğaltıyor. Mekânları, mekâna dair detayları bu kadar başarılı anlatmasında yazarın kendi memleketini anlatıyor olmasının da payı var kuşkusuz. Knockemstiff, evet bir taşra anlatısı ancak klasik taşra edebiyatındaki dışarıda olma, dışarıda kalma halinden beslenmiyor sadece. Öyküler kendi aralarında mekânsal olduğu denli öykü kahramanlarıyla da bağlanıyor ve bu nakış gibi yapı zaman zaman parçalı bir roman okuduğunuz hissini veriyor.
Gündeliğin sıradan noktalarından bile eşsiz bir edebiyat üreten, hayat dolu bu sert öyküler, edebiyatın bizi her zaman eğlenceli, lunapark misali mekânlara götürmeyeceğini -ki zaten götürmemeli- okurlara bir kez daha hatırlatıyor. Sayfalar, öyküler, yaşananlar çok sert ancak gerçek hayat da öyle değil mi? Edebiyatı tam olarak nereye konumlandırdığımız, edebiyattan ne istediğimiz, edebiyata biçtiğimiz hudutlar üzerine yeniden düşünmek için de kıymetli bir eser, Knockemstiff. Gerçek hayatın ne kadarını edebiyata taşıyacağız, bir filtre uygulayacak mıyız, edebiyatın hudutları, etik ölçüleri nerede başlar ve biter… Bu öyküler edebiyata, metoda dair iyi sorular sorduracak denli çarpıcı ve güçlü.

Knockemstiff / Donald Ray Pollock / İthaki Yayınları / Çeviren: Avi Pardo / Öykü / 200 sayfa

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*