.

“Her gün öğreniyorum, bu bir yolculuk.”

Esin Hamamcı

esin.hamamci@sanatkritik.com

Ada Sanlıman, New York’tan İstanbul’a, çeşitli festivallerde ve seçkin mekanlarda sahne almaya devam ederken, farklı türlere uzanan repertuarlarıyla büyük ilgi görüyor.

Güçlü kontralto sesiyle caz, R&B, soul gibi farklı müzik türlerini miksleme konusunda özel bir yeteneğe sahip olan Ada Sanlıman’ın, ilk single ve klibi “O Günler”in 9 Aralık 2021’de Soho House’da gerçekleşen lansmanında dinledik.

Ada Sanlıman, sözleri Ülkü Aker’e ait olan, daha önce Selda Bağcan’ın ve Ferdi Özbeğen’in seslendirdiği “O Günler”i bambaşka bir stilde söyleyerek kendi imzasını atıyor. Şarkının düzenlemesini ve prodüktörlüğünü ise Genco Arı üstleniyor.

Sanlıman, kendine has ses rengini en iyi taşıyacak mikrofonu bulmak için 20’den fazla mikrofon denediği cover’ı, “Şarkının günümüz stillerinde hangi başlıkta anılacağını isimlendirmek istemem, çünkü herhangi bir müziğin türlere sıkıştırılmasını sevmiyorum,” diyerek anlatıyor.

Esin Hamamcı, Ada Sanlıman ile “O Günler” cover’ı ve müzik yolculuğu üzerine konuştu.

Esin Hamamcı: Ada Sanlıman, küçük yaşlarından itibaren müzikle iç içe bir yaşam sürer. Anaokulundayken piyano çalmaya başlar. Hayatının geri planını etkileyen bu ilgi ileriki yıllarda New York’un en iyi caz okullarından Parsons’a bağlı, New School for Jazz and Comtemporary Music’de eğitim görür. Farklı yerlerde sahne alır.

Bu yolculuğu aslında sizden dinleyelim, müziğe ilginiz nasıl başladı, nasıl devam etti?

Küçükken müziğe ilginiz çok büyük olsa da, o yaşlarda hayatınızı müziğin yöneteceğini kestiremiyorsunuz tabii. Sizin de anlattığınız gibi, çocuklukta başlayan ilgi sonunda mesleğime dönüştü. 3-4 yaşlarında aldığım piyano dersleri, daha sonra okul koroları, yine okullararası festivallerde solist olmam, piyano yerine sesimin enstrümanın olmasını istemem ve sonuç olarak da New York’taki okuluma alınmak için şart koşulan audition’a girip, okula kabul edilmem… 

Esin Hamamcı: Caz müzikte sizi cezbeden nedir?

Ben caz müziği ilk dinlediğimde, dinlediğim müziğin caz olduğunu bilemeyecek kadar küçüktüm. Geçenlerde yine bir söyleşide söylediğim gibi, küçük yaşta maruz kaldığınız, ev ortamında kulağınıza çalınan müzik, oradaki kulak dolgunluğu ister istemez beni cazla tanıştırdı. Miles Davis’ler, Chet Baker’ler ya da daha cool caz ya da kuzey cazına bebeklikten aşinayım. Ancak beni cazın blues ve soul kısmı her zaman çok daha fazla cezbetti. Cazın güçlü sesleri, otantik ve koyu kökleri…

Esin Hamamcı: “O Günler”in sözlerini Ajda Pekkan, Nilüfer, Ferdi Özbeğen, Ayten Alpman, Nil Burak, Selda Bağcan gibi sanatçılara şarkı sözü yazan Ülkü Aker kaleme aldı. “O Günler” parçası, Türk halk müziğinin önemli ismi Selda Bağcan’ın seslendirmesiyle Türkülerimiz 1 (1974) albümünde, Ülkü Aker’in aranjmanlarını seslendiren Ferdi Özbeğen’in ise Seviyorum Delicesine (1983) albümünde yer aldı. Sizin için “O Günler”in önemi nedir? Bu parçada sizi çeken neydi?

Ülkü Aker’e ait olan bu enfes şarkıyı ben ilk defa Selda Bağcan’dan dinleyip aşık oldum parçaya. Selda Bağcan zaten büyük bir ozan. Onun sesi ve şarkıları öyle etkileyici ki mesela çok sevdiğim müzisyenlerden Antony Hegarty’nin de dünyada en değer verdiği müzisyenlerden biri. Onun seslendirdiği bir şarkıyı seslendirmek benim için çok gurur verici. Genco Arı’nın düzenlemesiyle benim sesim birleşince başka türlü bir yorum çıktı ortaya. Bence insanlar da sevdiler, bildikleri bir şarkıyı bazıları yeniden hatırladı..

Ada Sanlıman

Esin Hamamcı: “O Günler” projesinin hazırlık süreci nasıl oluştu? Albümün perde arkasındaki kahramanlar kimlerdi? Stüdyo çalışma sürecinden bahsetmek ister misiniz?

Dediğim gibi, en başta değerli piyanist ve ses tasarımcısı Genco Arı var arkasında. Onunla büyük bir etkileşim içinde, sanki büyülenmiş gibi girdik kaydettik şarkıyı. Ben seslendirirken, o kaydını ve miksajını yaparken kalbimizi koyduk ortaya..

Esin Hamamcı: Eminim benim gibi birçok kişi sesinizi, enfes bir caz gırtlağına sahip Amy Winehouse’a benzetmiştir diye düşünüyorum. Bir röportajınızda da Patti Smith ve Janis Joplin’den de etkilendiğinizi söylüyorsunuz. Müzik yolculuğunuzda örnek aldığınız isimler kimlerdi, sizi nasıl etkiledi?

Amy Winehouse benzetmesi uzun süredir yapılıyor. Çok gurur verici tabii. Pek çok kişi yeni Winehouse da dedi. Ses rengimiz ve şarkı söylerkenki tavrımızı yakın bulanlar oldu. Sesimin caz müziğe uygun olduğunu bilsem de, ben kendime ait bir sesim olduğunu düşünüyorum, zaman içinde sound’umun da öyle değerlendirilmesini arzu ediyorum.. Örnek aldığım değil de, kendime yakın bulduğum ve etkilendiğim isimlerden biri de Melody Gardot…

Esin Hamamcı: Peki siz müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

Ben müziğimin zamansız, türlerden bağımsız olduğunu düşünüyorum. Çaz şarkıcısı nitelendirilmesi o yüzden eksik, çünkü ben caz söylemeyi sevdiğim kadar, RnB ya da ne bileyim alternatif pop müziğin içinde değerlendirilebilecek türde de şarkılar söyleyebilirim.

Esin Hamamcı: Kendi müzik hayatınızda bugüne kadar nelerin değiştiğini gözlemlediniz?

Her gün öğreniyorum. Bu bir yolculuk. Sesimin daha çok oturduğunu gözlemliyorum sanırım.

Ada Sanlıman

Esin Hamamcı: Bugün “caz” denildiğinde aklınıza hangi isimler geliyor?

Çok fazla isim var. Çok fazla grup var. Çok fazla farklı sound var. Miles Davis, Chet Baker, Julie London, Billie Holiday, Sarah Vaughan, Louis Armstrong, Bill Evans, Duke Ellington, John Coltrane, Charlie Paker, Melody Gardot, Nina Simone, İbrahim Maloouf’tan İlhan Erşahin’e kadar bir dolu isim var. Ben yeniye hep açık ve aç olsam da kendimi “old soul” olarak tanımlıyorum. Dinlediklerim de hep eskiler oluyor genellikle. Eski demeyeyim ama  duayen isimler diyebilirim… Asla sıkılmıyorum, her gün dinlediğim bir seçki var mesela, bu isimlerle dolu… Her seferinde başka bir his, başka bir nüansa kapılıyorum.

Esin Hamamcı: Pandemi sürecinde durma noktasını yaşayan müzik hayatı, tekrar aktif olmaya başladı ve artık neredeyse eski günlere geri döndük sayılır. Nardiss Jazz, Zorlu PSM Touché gibi birçok yerde de caz adına hareketlenmeler söz konusu. Türkiye’de ve dünyada caz müziğinin gidişatını nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye’de caz müzik çalan mekanlar bence sınırlı. Mekan sayısı arttıkça, caz müziği yapan insanlar da çok daha fazla öne çıkacaktır. Bence Türkiye’de, ya da İstanbul’da diyelim, çok rafine bir caz dinleyicisi kitlesi var. Bu kitle caz festivallerini iple çeken, bahsettiğiniz mekanlara giden bir kitle. Ve de eminim bu mekanlar çoğalsa orayı da dolduracaklardır. Caz müziğin, sonsuz esneklikte olduğunu düşünüyorum; başka türlerle de yakınlaştıkça müthiş eserler çıkıyor ortaya. 

Esin Hamamcı: İleride cover’lamak istediğiniz parçalarınız ve konser planlarınız var mı?

Evet var ama artık coverdan ziyade yeni şarkılarla karşınıza çıkacağım… Yakında hepsinin duyurusunu yapacağız. Farklı repertuarların olacağı konser takvimiyle ilgili de planlarımız olacak..

Ada Sanlıman’ın özgün yorumuyla “O Günler”, DMC etiketiyle tüm dijital platformlarda.