Jung Diye Diye podcast serimizin dokuzuncu bölümünde Metin Bobaroğlu, Jung’un tanrı arketipini anlatıyor.
Spotify’dan dinlemek için:
Buradan dinlemek için:
Jung Diye Diye podcast serimizin dokuzuncu bölümünde Metin Bobaroğlu, Jung’un tanrı arketipini anlatıyor.
Spotify’dan dinlemek için:
Buradan dinlemek için:
Tevfika İkiz, Suat Derviş’in İki Kadın, İki Aşk romanı üzerinde duruyor, onun “bugün için dahi güncel olan bir kadınlık durumu”nu anlattığını ifade ediyor. Almanya’da Berlin Konservatuarı’ndaki piyano eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen Macide, ailesinin uygun gördüğü bir damat adayı olan Rauf ile evlenir, kızı Perihan’ı dünyaya getirir. Rauf’un okuldan arkadaşı Cemil ile tanıştıktan sonra ona âşık olan Macide’nin hayatı o günden sonra tamamen değişir. Bir yanda babası, kocası ve kızı, diğer yanda ise âşık olduğu Cemil arasında kalan Macide, oldukça büyük sıkıntılarla dolu zor bir süreç geçirir. Tevfika İkiz, Macide’nin bu süreçte bir kadın olarak arzularıyla sorumlulukları arasında nasıl bocaladığına dikkat çekerken onun aynı zamanda bir anne olarak Perihan’a dair endişelerini de dile getiriyor. İkiz, Suat Derviş’in İki Kadın, İki Aşk isimli romanında yine oldukça çarpıcı bir aşk anlatısına imza attığını belirtirken saplantı, arzu ve ihtirasla dolu ilişkilerin kitaba nasıl bir derinlik kattığını da farklı noktalardan değerlendiriyor. […]
Menekşe Toprak, Suat Derviş’in 9 Ocak 1929 yılında “Berlin’de Ben” başlığı altında Vakit gazetesinde yayımlanan bir yazısından yola çıkarak usta yazarın Almanya günlerine uzanıyor. Suat Derviş’in yıllar sonra Berlin Yazıları başlığı altında kaleme alacağı tefrika dizisinden 9 yıl önce yayımladığı bu ilk yazı, usta yazarın Almanya tecrübesinin zamanla nasıl gelişip derinleştiğine de ışık tutuyor. 1930’lu yılların önemli şehirlerinden biri olan, hızlı ve modern kent yaşantısıyla dikkat çeken Berlin, aynı zamanda gece hayatı, ışıltılı caddeleri ve kalabalığıyla da devrin kültürel merkezlerinden biri olma işlevini üstleniyor. Zenginliğiyle olduğu kadar yoksul mahalleleriyle de dikkat çeken kent, dünyanın diğer şehirleriyle karşılaştırıldığında da kendisine has bir profil çiziyor. Suat Derviş’in “Berlin’in altın çağı olarak ifade edilen 1924 ile Hitler’in iktidara geldiği 1933 yıllarının ilk çeyreğine kadar Berlin’de geçirdiği refah dolu yıllara” doğrudan tanıklık ettiğini belirten Menekşe Toprak, yazarın söz konusu tüm bu birikim ve tecrübeyi beraberinde İstanbul’a da taşıdığını, Türkiye’de kaleme aldığı birçok gazete yazısı ve romanında bu yıllara gönderme yaptığını ifade ediyor. […]
Şima İmşir, Freud’dan içinde bulunduğumuz pandemi sürecine dair neler öğrenebileceğimiz sorusuna odaklanıyor. […]
Copyright © 2020-2025 | sanatkritik.com


İlk yorum yapan olun