Hilmi Tezgör: Tanpınar’da ütopya

Serimizin 24. gününde Hilmi Tezgör, Tanpınar’ın “Her Şey Yerli Yerinde” şiirindeki ütopyayı başka şairlerin ütopyalarıyla birlikte anlatıyor.

Dinlemek için aşağıdaki linke tıklayınız:

‘Her Şey Yerli Yerinde’ Şiiri Üzerine

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın edebiyatıyla tanışalı 23 yıl olmuş. İç kapaklarına yazdığım notlardan romanlarıyla şiir kitabını eşzamanlı olarak aldığımı görüyorum, ancak şiirleri romanlardan biraz daha sonra okumuştum. Bu okumalardan 10 yıl sonra modern rock grubu Radiohead ‘in ‘Everything’s In Its Right Place’ şarkısına denk geldiğimde, “Aaa, Radiohead Tanpınar mı bestelemiş” diyerek içimden gülümsediğimi de hatırlıyorum. Sonrasında bu şiire sık sık döndüm ve Tanpınar şiirinin en şeffaf pencerelerinden bir tanesi olduğunu düşündüm. Ve birkaç ay önce Tanpınar podcast’i için hangi metni seçeyim sorusuyla karşılaşınca da bu şiiri seçmekte tereddüt etmedim. Şiiri hatırlayalım:

“Her şey yerli yerinde; havuz başında servi

Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan,

Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan.

Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi.

Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,

Serpilen aydınlıkta dalların arasından

Büyülenmiş bir ceylân gibi bakıyor zaman

Sessizlik dökülüyor bir yerde yaprak yaprak.

Biliyorum gölgede senin uyuduğunu

Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin

Hazların âleminde yumulmuş kirpiklerin

Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu.

Belki rüyalarındır bu tâze açmış güller,

Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde.

Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde;

Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner.

Her şey yerli yerinde bir dolap uzaklarda

Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan,

Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan

Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgârda.”

Tanpınar her şeyin yerli yerinde olmasını hep istemiş ama bunu elde edememiş bir adamdı. Bu nedenle, ben bu şiiri ilk planda bir ütopya olarak okuyorum. Hiçbir şeyi yerli yerinde olmayan bir adamın ütopyası. Ama şiirde, bu ütopya çerçevesinin içinde, yaşanmış, mutlu etmiş, huzur vermiş, hayallerde ve bellekte kalmış bir aşk macerası da var. Bu macera da ütopyanın bir parçası, yani olmuş olması istenen ama bence olmamış bir şey. Ve ilk planda, her şeyin yerli yerinde olması zihinde olumlu bir resim çizerken, şiire biraz daha yaklaşınca, gıcırdayan dolap, evi kaplamış sarmaşık, böcek sesleri, ağır bir öğle sonu, dokunulan, öpülen ya da sevişilen değil de uyuyan sevgili ve kuru güz yaprakları, aslında “yerli yerinde olan her şey buysa, olmasaydı nasıl olurdu” sorusunu sorduruyor okuruna.

*

Tanpınar’ın çok etkilendiği Ahmet Haşim’in de bir ütopya şiiri var. Daha doğrusu birden fazla var ama en ünlüsü O Belde’dir. Tanpınar’ın Her Şey Yerli Yerinde şiirinde Haşim’in O Belde’sinden izler olduğunu düşünüyorum.

Her iki şiirde de bir sahne kurulmuş, bu sahnenin detayları ince bir duyarlık ve içtenlikli bir duyguyla verilmiştir. Haşim’in O Belde’sinde deniz kenarında bulunulmaktadır, Tanpınar’da ise deniz mağarası hayali kurulur. Her iki şiirde de kadın, bu kurulmuş sahnenin (‘setting’in) içinde yerini almıştır. Her iki şiirde de aşk bitmemiş (en azından erkek tarafında bitmemiş) ama bir şeyler yine de bitmiştir. Belki şöyle söylemeli: işin macera tarafı bitmiştir. Ve Haşim’de, kadınla birlikte, ‘o beldeye’ kavuşma değil de ‘bu’ içinde bulunulan beldeye mahkûm olma hali ebediyen sürecek, yani ütopya, ütopya olarak kalacaktır.

Tanpınar’ın, her şeyin yerli yerinde olduğu ‘beldesi’ şiir anında oradadır, ya da öyleymiş gibidir. Haşim’in ‘beldesi’ ise bilinmeyen bir yerdedir, ama tanınmakta ve sanki her haliyle bilinmektedir. Tanpınar’da şiirin zamanı geçmekte ama gerçek zaman durmakta gibiyken, Haşim’de gerçek zaman geçmekte ama şiirin zamanı durmakta gibidir.

*

Türk Edebiyatı’nda modern şiirin başlangıcı söz konusu olduğunda ismi Haşim’le birlikte anılan, Tanpınar’ın ise -bilindiği gibi- hocası olan Yahya Kemal’in de bir şiirini bu kısa konuşmaya dahil etmek istiyorum. Yahya Kemal’in ütopyaları gelecekte değil geçmişte yer alır. Ondan şiir seçmek de zor olmadı, çünkü en sevdiğim şiirlerinden bir tanesi olan Erenköyü’nde Bahar, bence burada sözü geçen iki şiire eklenmek üzere hazır bekliyordu sanki.

Erenköy’ünde Bahar şiirindeki ütopya, yani geçmişten bir sahne, bu üç şiir arasında en kendine güvenen, coşkusu en bulutsuz olan ve ayakları en yere basan şiirdir. Flu değil, nettir. “Mevsim iyi, kainat iyiydi” der Yahya Kemal. Güven duygusu, yaşananın kesin olarak bitmiş olmasından kaynaklanır. Şiirin zamanı, yaşanmış olandan ileridedir. Yine bir kadın bu geçmişteki sahnede yerini almış, aşk yaşanmış, yaşanıp kesin olarak bitmiştir. Ve geri dönüp bakılan şey, eğer tekrarlanması mümkün olsaydı, yine ulaşılmak istenen bir ütopya olarak yerini alırdı. Ama şair bilir ki bu mümkün değildir; her şey artık bir fotoğrafa dönüşmüş olduğu için rahatlık söz konusudur.

Yine Tanpınar’a ve onun Her Şey Yerli Yerindeşiirine dönersem, “azapta bir ruh gibi gıcırdayan dolap” her şeyin yerli yerinde olduğu söylenen şiiri hem doğrular hem de -benim yorumuma göre- boşa çıkartır, hatta yalanlar. Üstelik bu dolap ‘kesin’ değil de ‘belki’ bir şeyler hatırlıyordur. Belkilerle hayat geçmez. Bunu Tanpınar da bilir ama “eşyasına sinen rüyası”, eşyasının darmadağın hali yüzünden çoktan uçup gitmiştir.

Hilmi Tezgör: 1968’de İstanbul’da doğdu. Avusturya Lisesi’nde okudu. Dergicilik, yayınevi editörlüğü ve müzik yazarlığı yaptı. Yüksek lisansını Boğaziçi, doktorasını İstanbul Üniversitesi’nde tamamladı. 1992’den bugüne çeşitli dergi, gazete ve antolojilerde şiirleri, şiir ve şarkı sözü çevirileri, edebiyat ve müzik konulu yazıları yayımlanıyor. Sanat Kritik’te Bir Plaktan köşesini yazıyor. 1995’te kurulduğundan beri Açık Radyo’da Vertigo isimli müzik programını hazırlıyor. Yeditepe ve Sabancı Üniversitelerinin ardından öğretim üyeliğini Almanya’da, Duisburg-Essen Üniversitesi’nde sürdürüyor. Modern Türk Edebiyatı, Modern Türk Şiiri, Edebiyat Kuramları, Karşılaştırmalı Edebiyat ve Popüler Müzik-Edebiyat İlişkisi alanında dersler veriyor, çalışmalar yapıyor. Kitapları: Geçişli Fiiller  (Şiir- Altıkırkbeş, 2003), Şarkıdaki Şiir: 20. Yüzyılda Popüler Müziğin Edebi Yüzü (İletişim Yayınları, 2012), “Bin Atlı Akınlarda Çocuklar”: Ortaokul Türkçe Ders Kitaplarında Şiir (1929-2005) (İletişim Yayınları, 2013) Çeviri şiir kitapları: Hermann Hesse / Seçilmiş Şiirler (Altıkırkbeş, 1994), Erich Fried / 41 Aşk Şiiri (İyi Şeyler, 1998), Karl Krolow / Dünyanın İşaretleri (Yapı Kredi Yayınları, 1999), Konrad Bayer / Kuşların Yüzeyi (Encore Yayınları, 2014) Derleme kitabı: “Korkuyu Beklerken” Gelenler: Oğuz Atay Öyküleri Üzerine Yazılar (İletişim Yayınları, 2011).