Marillion / Misplaced Childhood (1985)

Hilmi Tezgör

İngilizcedeki ‘misplace’ fiilinden türemiş ‘misplaced’ sözcüğünün belki birbirine yakın, ama farklı anlamları var: ‘yersiz, barınacak yeri olmayan, yerinde olmayan, yanlış yere konmuş, kaybolmuş, uygunsuz kullanılmış, manasız’ bunlardan bazıları. İskoç progressive rock topluluğu Marillion’ın, bu yazının konusu olan ‘Misplaced Childhood’ albümü şarkı sözlerinde neredeyse tüm bu anlamlara dokunan bir çocukluğu hikâye ediyor.

1987 yılında gruptan ayrılana kadar Marillion’ın bütün şarkı sözleri, grubun vokalisti de olan Fish (esas ismiyle Derek William Dick) tarafından yazıldı. Bu sözler genellikle otobiyografik özellikler taşıyor ve Fish’in çocukluk anılarını, aile hayatını, mahalle arkadaşlıklarını, gençlik deneyimlerini ve tabii duygusal sorunlarını bazen melankolik, bazense depresif bir atmosferde dile getirerek kişisel bir hikâyeyi, Fish’in sıkça kullandığı metafor olan bozyap (jigsaw) gibi parça parça oluşturuyor.

Özellikle ilk iki albüm Script for a Jester’s Tear [Bir Soytarının Gözyaşı İçin Yazıt] ve Fugazi [Geçici] daha bunalımlı havaya sahipken, 1985 tarihli Misplaced Childhood çocuklukla hesaplaşan ve büyüyen bir erkeğin portresini çiziyor. Fish ile birlikte kaydedilen son Marillion albümü olan 1987 tarihli Clutching At Straws (Otlara Tutunmak) ise sorunlarını yetişkinliğe taşımış, aşması gerekenleri aşamamış bir insan portresi sunuyor dinleyiciye. Zaman zaman politik eleştirilere de rastlanıyor bu dört albümlük kişisel hikâyenin bütününde. Özellikle ‘Forgotten Sons’, bence değeri bilinmemiş, gözden kaçmış, çok iyi bir ‘savaş-karşıtı’ şarkı. Fish’in kişisel hikayesini bir yana bırakırsak, sadece bu şarkı bile daha fazla ilgi görmeliydi diye düşünüyorum.

*

Özellikle ‘Kayleigh’ isimli şarkının listelerde üst sıralara tırmanmasının ardından yüksek satış rakamlarına ulaşan Misplaced Childhood, progressive rock’ta sıkça rastlanan ‘concept’ albüm olma özelliğini taşıyor; yani, birbiriyle bağlantılı -çoğunlukla uzun ya da çok kısa- bestelerden oluşan ve tek bir odağa sahip olan albüm.

Albümün giriş parçası ‘Pseudo Silk Kimono’da güven içinde, hatta sanki uyuşmuş birisi var ve bu kalbi kırık, sürgün yetimin ‘misplaced’ çocukluğu ve onun ruhu, kendi ifade etmek için yükselmeye başlıyor. Bu girişe bağlanarak geçilen ve popüler müziğin en sevilen aşk şarkılarından olan ‘Kayleigh’, Fish’in kolejde okurken kız arkadaşı olan Kay Lee ile yaşadığı ilişkiye dönüp bakan, romantik, nefis bir beste. “Özür dilemek için, üzgün olduğumu söylemek için geç mi kaldım Kayleigh? / Kalbini kırdım mı senin? / Lütfen affet beni, hiç istemezdim bunu / Ama sen kırdın benimkini.” Şarkıda güzel anılardan bahsedilir, sevgiliyle birlikte geçirilen zamanlar hatırlanır. Video klipte de bunlar birebir canlandırılır. Son dizeler ise şöyledir: “Bu aşk şarkısını yazmaya çalışıyorum Kayleigh / Ama gitmiş olman benim için daha önemli / Bu belki bizim doğru yaptığımızı kanıtlayacak / ya da benim yanıldığımı.”

Hemen ardından gelen ‘Lavender’ [Lavanta] da ‘Kayleigh’ gibi bir aşk şarkısı, ama romantizmin yanında bu şarkıda melankoli yok. ‘Bitter Suite’ ise genç bir fahişeyle yaşananları romantik bir bakışla ele alarak, oradan gerçekleşmeyen randevulara, çocukluğun geçtiği mahalledeki kırık aşk hikayelerine ve kendine acımalara kadar uzanıyor. ‘Waterhole’ [Su Birikintisi] ve ‘Lords of the Backstage’ [Sahne Arkası Tanrıları] de kendinden, ilgilerinden ve ilişkide olduklarından giderek uzaklaşan, ‘yetişmekte olan’ bir bireyi anlatıyor. ‘Blind Curve’deki [Kör Eğri] ise bu yalnızlaşma, ün kazanmış şarkıcının, onunla röportaj yapmak isteyen bir gazeteciye içini dökmesine kadar genişleyerek çaresizliğe karışır. “Vicdandan bahsettim ona, acıdan bahsettim / O pencereden dışarı baktı, yağmur o sırada başladı / Delirdim herhalde diye düşündüm / Ve ben şişeye doğru uzandım, o da kapıya doğru / Aldım uyku haplarını, serildim yere / Keyfi bir belirsizliğin beni çağırdığı yere…” Hapların etkisinde geçen zaman, ‘Threshold’ [Eşik] isimli şarkıda “bir savaş dulunun çamaşırhanede kocasının elbisesindeki anıları yıkayıp temizlemesinden, napalm bombasından eriyen çocuk görüntülerine” kadar genişler, uzar, uzanır. “Bize uygarlaştığımız söyleniyor, acaba veda mı etsek artık?” diye sorar Fish burada.

‘Eşik’ geçilir ve ‘Childhood’s End’e, çocukluğun sonuna gelinir. Bu şarkının sözlerini Fish’in şiirselliğinden uzaklaşmak pahasına hem özetleyerek hem de bütünlüğünü bozmamaya özen göstererek buraya almak istiyorum: “Bir sabah kendimi, kaybolmuş sandığım bir çocukluğun yasını tutarken buldum. Pencereden dışarı baktım, yağmur dinmişti. Yalnız değildim, çünkü aynaya baktığımda seni, bir zamanlar sevdiğim çocuğu gördüm: kalbi kırılmadan önceki çocuğu. Kalbimizi. Kaybolmuş sandığım kalbi.

Sorularının cevabı hep içindeydi gözlerinin. Şaşırttı mı bu seni? İşte, her şeyi yapabilirim artık, işte o benim, aynı çocuğum. Çünkü yanlış olan (misplaced) tek şey yöndü ve şimdi doğru yönü buldum. Çocukluğu sonu yoktur ve sen de benim çocukluk arkadaşımsın. Oradan kurtulmak gerektiğini biliyordun ve kurtuldun işte, tekrar doğmak için geldin. Hafızanın küllerinde yanan ışığını buldun kaderinin.

Değiştirmek istiyorsun dünyayı, kalbi kırık bir asi olarak kalmak istemiyorsun çünkü bu geriye bakmak olurdu, ama sen ışığı buldun. Çünkü yanlış olan tek şey yöndü ve şimdi doğru yönü buldum. Çocukluğu sonu yoktur ve sen de benim çocukluk arkadaşımsın.”

Ama albüm burada bitmez. Fish albümün sonuna kişisel olmayan bir mesaj iliştirmek de ister ve biraz tribün şarkısı, biraz marş havasındaki son şarkı ‘White Feather’da eline “beyaz bayrak” alır. Bu bayrak başkasının bayrağıdır, ama taşınan kalp kendisine aittir ve bayraklarla ya da uluslarla değil, kalplerle gurur duyduğunu söyler. Teslimiyet olarak yorumlanabilir bu, ama politik bir mesaj da eklenmiştir. Bu noktada Pink Floyd’un ünlü The Wall albümünde de yer alan söze gönderme yapılır. “Birlikte ayakta kalırız / Ayrılırsak düşeriz” sözünü Fish bu şarkıda “Ayrılırsak ayakta kalırız / Birlikte yükseliriz” diye yeniden yazar. “Kalplerimizi çalamazsın artık / Artık kaçıp gidemem” diyerek biter albüm.

*

1958 yılı Edinburgh doğumlu Derek William Dick (sahne adıyla Fish) ‘60 sonlarında ortaya çıkan progressive rock müziğinin ikinci kuşağının hem önemli seslerinden hem de en iyi söz yazarlarından bir tanesi. ‘Progressive rock’ müziği, isminin çağrıştırdığının tam tersine, genelde çocukluk, folklor, mitoloji, masallar gibi geçmişe ait temalarla meşgul olan bir alt-tür. İlk kuşağın Genesis, Yes, Moody Blues, Van der Graaf Generator gibi dev isimlerinden çok etkilenen, söz yazarlığındaki yaklaşımında ise Joni Mitchell’dan el aldığını söyleyen Fish’in edebiyattaki favorileri ise Jack Kerouac, Truman Capote, Robert Burns ve Dylan Thomas (1987 tarihli Clutching At Straws albümünün kapağındaki barda oturanlar arasında Jack Kerouac ve Dylan Thomas da vardır).

Fish, turnelerin getirdiği aşırı temponun yanı sıra grubun gitaristi Steve Rothery ile yaşadığı görüş farklılıkları nedeniyle Marillion’dan ayrıldıktan sonra solo albümlerle müzik hayatına devam etti. Arada filmlerde ve dizilerde konuk oyuncu olarak görünmekten hoşlandı. Futbolu ve içkiyi hep sevdi, oğlu ve sevgilisiyle Almanya’ya yerleşti ve burada hayatını sürdürüyor.

Fish, Misplaced Childhood albümünü 10 saat süren bir yolculuk sürecinde yazdığını söylüyor. Ancak bu yolculuk, Beatles’ın hakkında şarkı yazdığı (‘Lucy in the Sky with Diamonds’) uyuşturucu madde olan LSD sayesinde yapılan bir zihinsel yolculuk. Bu yolculuk pişmanlıklar, arzular, kırgınlıklar, dışlanmışlık, romantizm, cinsel deneyimler, geleneksel ve toplumsal değerlerle alay, bolca gözyaşı ama hep dürüst ve içtenlikli bir hesaplaşmayı içeriyor. Çocukluk hakkında olmasına rağmen albümün şarkı sözlerinde bir kez bile anne ve babadan söz edilmemesi de ilginç. Müzikal açıdan ise oldukça melodik, akıcı ve dile dolanan bestelerden oluşuyor. İyi çalınmış ve iyi söylenmiş, her bakımdan ‘parıltılı’ olan albümün satış rakamları da çok yüksek oldu ve ‘platin’ plağa ulaşıldı.

63 yaşını dolduran Fish geçtiğimiz ay verdiği bir röportajda, birlikte çalıştığı bir müzisyen intihar edince kendisinin de intiharın eşiğine geldiğini, ama ailesini ve arkadaşlarını düşünerek bunu yapmadığını söyledi: “Sorunlarla karşılaşıldığında bunlar hakkında konuşmak gerektiği öğretildi bana. Ancak böyle yükümüz hafifler. Eski grubum ve şimdi birlikte çalıştığım insanlar, hatta bazı arkadaşlarım bile hayatım hakkında neden bu kadar açık olduğumu anlamıyorlar ama anlatmak bana yardımcı oluyor.”

Kaynaklar:

Reynolds, Simon & Joy Press. Seks İsyanları. Çev. Mehmet Küçük. İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2003.

https://timesofmalta.com/articles/view/i-was-en-route-to-killing-myself-until.947230

www.wikipedia.org

Marillion / Misplaced Childhood – CD/LP, EMI, 1985.