On Birinci Emir: “Filistin Diriliş İlahileri”

Aytuğ Tolu

aytugtolu@hotmail.com

“İlla ölmem gerekiyorsa sen yaşamalısın

Hikâyemi anlatmak için” (Refaat Alareer)

Hüseyin Haydar’ın Filistin Diriliş İlahileri adlı şiir kitabı Temmuz 2025’te Kaynak Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturuldu. 1980 sonrası Türk şiirinin toplumcu gerçekçi çizgisinde yer alan Hüseyin Haydar; 1981 Akademi Kitabevi Şiir Ödülü, 2012 TROYA Şiir Ödülü, 2012 Ahmet Necdet Şiir Ödülü, 2012 Yunus Nadi Şiir Ödülü, 2013 Enver Gökçe Şiir Ödülü, 2023 Altın Kalem Şiir Ödülü’ne değer görülür. İlk şiirlerinin yayımlandığı yıllarda dönemin edebiyat eleştirmenlerinden Asım Bezirci ve diğer isimlerden olumlu değerlendirmeler almıştır.

Filistin Diriliş İlahileri şairin diğer şiir kitaplarındaki gibi “Sunuş” yazısıyla ve “Adanış” şiiriyle başlıyor. Bu kitapta da “Adanış IX” şiiri bulunuyor. Ardından sıralı 50 ilahi geliyor ve bu ilahiler Filistin sorunu bağlamında birbirleriyle ilişkilendirilip tematik bütünlüğe ulaşıldığından kitap nehir şiir niteliği taşıyor. Kitabın son bölümü Attila İlhan’ın şiir kitaplarındaki “Meraklısına Notlar” bölümü gibi “Kıssacalar” başlığından oluşuyor. Dramatik anlatım tekniklerinin kullanıldığı bu kitapta her şiirin başında bulunan didaskalilerde çeşitli enstrümanlar kişileştirilerek sahneleniyor. Didaskaliyi dolduran ifadelerde gerçeküstücü görüntülere savaş sahneleri eşlik ediyor. Her ilahi bir didaskaliyle başlatılıp temanın bileşenlerini oluşturan durumlar, kahramanlar, kınamalar dile getiriliyor. Elli ilahide direnişçi kahramanlar, kınanan devletler ve oluşumlar, Yahudiliğin Siyonistlerce yozlaştırılması, işgalde katledilen şairlerin sahiplenilmesi, katledilen çocuklara ağıtlar, gelişen savaş teknolojisinin getirdiği yıkım, Filistin ve insanlık tarihine geçen katliamlar başta olmak üzere bir bütün olarak işgal ve soykırım kıskacındaki direniş ekseninin destansı mücadelesi dizelere dökülüyor. Picasso’nun Guernica’sı Hüseyin Haydar’ın dizelerinde şairliğin simyasıyla söze dönüşüyor. Ayrıca ilahi nazım şekli nazım birimi ve içerik açısından güncele uyarlanarak çağdaş bir biçime büründürülüyor.

7 Ekim 2023’te başlayan Aksa Tufanı’na kaside özelliği taşıyan Filistin Diriliş İlahileri’nde epik ton ağır basarak Filistin halkının kurtuluş mücadelesi son iki yıla değil, tarihsel açıdan kesintisiz mücadele akışında konumlandırılıyor. İsrail’in kuruluşuyla hızlanan işgal süreci karşısında verilen yaklaşık bir yüzyıllık mücadele tarihi şair açısından yüceltilirken işgal, sömürü ve emperyalist ilişkiler alçaltılıyor. Bu aşamada dilin kullanımı dost-düşman ayrımı ve saflaşma bağlamında ikiye yarılıyor: Dost olan koçaklamayla ödüllendiriliyor, düşman kabul edilen gotik görüntülere, argo ve alçaltıcı sıfatlara yakıştırılıyor. Dost olarak sahiplenilen Filistin halkları iyelik ekiyle çekimlendirilerek “biz” öznesinin kapsamına alınıp parça-bütün ilişkisi düzleminde ben (şair), bize (ezilenlere) sözcü tayin ediliyor. Bu sözcü görevi toplumcu gerçekçi şiir anlayışının belirgin özelliklerindendir. Hüseyin Haydar bu görevi sürdürüyor. Sözcü olan için tanıklık etmek ve toplumsal sorumluluk taşımak zorunluluğa dönüşüyor. Ayrıca “biz” öznesinin çoğul yapısına kendini iliştiren şairin bu genişlemede meşru bir gerekçesi vardır: Arkadaşlarının bir dönem destek için gittiği Filistin’de Siyonist güçler tarafından katledilmesi “biz” öznesi genişleten tarihsel kırılmalardandır, şair de süregelen mücadelenin doğal bir bileşenine evrilmiştir. Bu toplamın ortaya çıkardığı politik duruş şairin ideolojik açıdan yakın olduğu Avrasyacılık şiire yansıtılıp Atlantikçiliğe karşı çıkış dizelere dökülerek Batı emperyalizmine bir tür kargış dile getiriliyor. Alkış ise ezilen halkların mücadelesine yöneliyor. Emperyalizmle iş birliği kurarak işgali derinleştiren Siyonist güçlerle Yahudi halkı arasına sınır çekilip halkların kardeşliği ve hukuku geliştirilerek 10 Emir’e uymayıp komşusunu yerinden eden ve kadınlara, yaşlılara, çocuklara katliam düzenleyen Siyonistlere kargışlar sarf ediliyor. Peygamberlerin açtığı yoldan ilerlemeyen üç semavi dine mensup halkların egemenlerinin kurduğu çıkar odaklı ittifakların halklara verdiği zarar ve ortaya çıkan duyarsızlığa tepki kitaptaki birçok ilahide dile getiriliyor. Duyarsızlığı ve tepkisizliği büyüten STK, medya, sözde insan hakları savunucusu oluşumların sert bir dille eleştirilmesi şiirin satirik yönünü oluşturuyor.

Filistin Diriliş İlahileri’nde göndermeler dikkat çekiyor. Şiirler bu açıdan ayrı bir zenginliğe sahip. Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi’ne, İstiklâl Marşı’na, Yunus Emre’ye, Pir Sultan’a; Sümer, Babil, Mısır, Sodom, Nemrut, Anka anlatılarına; peygamber kıssalarına yönelik açık ve kapalı göndermeler ağına rastlamak mümkündür. Bu göndermelerin yanı sıra kadim anlatıların ve tarihsel olayların güncele uyarlandığı görülüyor. Kerbela, Nemrut, Hz. İbrahim anlatıları Filistin mücadelesi düzleminde güncelleniyor. Güncele uyarlamaların ve göndermelerin olduğu dizelerden bazıları şu şekildedir: “Bilinen bilinmeyeni taşıdı kaldırma gücüyle, / Filistin’in altında, su kanallarında bin Musa bebek, / Bin Kızıldeniz’i saat başı yararak geçiyordu” (s. 26). Bu dizelerde geçen Kızıldeniz’in saat başı Musa bebeklerle yarılması, ilgili dinî anlatının güncel duruma uyarlanıp anlatıdaki mazlum halkın bugün zalim yöneticilerin peşinden giderek Firavun’u onayladığına ve bugünün Musalarının büyümeden sular altında kalmasına işaret ediyor. 

Şaire göre zalimlerin adları ve yaşadıkları tarihsel aralıklar değişse de zulüm devam ediyor, zulüm devam ettikçe mazlumların mücadelesi de sürüyor; bu bakış diyalektik materyalizmin işaret ettiği karşıtların birliği ve mücadelesinin zorunluluğuna denk düşüyor. Hatta Nazilerin mazlumlaştırdığı halkın Filistin’de zalimleşmesi ironik şekilde şiire taşınıyor. Mazlumların mücadelesi bağlamında Filistin mücadelesi; Kerbela’yla, Anadolu halklarının Kurtuluş Savaşı’yla, Nemrut ve Firavunlara karşı mücadeleyle içkin hâle getiriliyor. Enternasyonal yaklaşım mekânda sınırı aştığı gibi ezilenlerin ve sömürülenlerin tarihini de bir akış içinde birleştiriyor. Toplumcu gerçekçi şiir anlayışının çözüm sunma/geliştirme özelliği Hüseyin Haydar’ın son şiir kitabında görülüyor: Şaire göre Filistin halkları kurtulacak, emeğin iktidarı kurulacak. Bu çözümün yaslandığı ideolojik zeminden yaklaşıldığında işgalin ekonomi politiğe de Filistin Diriliş İlahileri’ne yansıyor: İşgal, emperyalizmin bekası içindir. Petrol, doğa, yeraltı ve üstü kaynaklar sömürüldükçe halklar üzerinde doların baskısı artacaktır.

Filistin’in soykırım operasyonlarına karşı verdiği mücadele özellikle son iki yılda dünya halkları tarafından meydanlarda yüksek sesle sahiplenildi. Her türlü işgal, talan ve soykırıma maruz kalan Filistin halkları için dayanışmanın farklı biçimleri özgün yöntemlerle güçlendirildi. Günümüz Türk şiirinde de Hüseyin Haydar’ın bu dayanışmaya hem insani/vicdani hem de toplumcu gerçekçi şiir anlayışı açısından destek vermesi edebiyat tarihinde önemli bir boşluğu dolduruyor. Kitap aynı zamanda edebiyat sosyolojisi bağlamında değerlendirilebilir. Ustaca kurgulanmış nehir şiir özelliği taşıyan Filistin Diriliş İlahileri’nin dramatik anlatım ve halk şiiri söyleyişlerinden yararlanılarak inşa edilmesi kitabın özgün yanını oluşturuyor. Fonetik çağrışımlar, dil oyunları, zengin göndermelerle yapılandırılan Filistin Diriliş İlahileri’nin bir özelliği de şu şekilde belirlenebilir: Bir şairin yarım yüzyıllık tanıklığını nehir şiir olarak okuyucuyla buluşturması, yaşayan edebiyat bağlamında değerlendirilmesi önem arz eden bir niteliğe işaret ediyor. Günümüz toplumcu gerçekçi şiirinin sürdürülmesi, edebiyatın insan gerçeğine yaslanması ve yükselen postmodernist-bireyci savruluşlar karşısında bütünlüklerin ve değerlerin savunulması açısından Filistin Diriliş İlahileri günümüz Türk şiirinde başarılı bir açılım olarak değerlendirilebilir. Şairin toplumsal sorumluluk açısından bir ödevi yerine getirdiğini belirtmek gerekir: Katledilen Gazzeli Profesör’ün şiirinde belirttiği gibi yaşayanlar katledilenlerin hikâyesini anlatmalıdır, Hüseyin Haydar da Filistin Diriliş İlahileri’nde bu görevi yerine getirerek diriliş, plasenta, Palestina kavramları arasında anlam bağı ve fonetik çağrışım kurup mücadeleyi canlı tutmuştur.

Haydar, Hüseyin. (2025). Filistin Diriliş İlahileri. İstanbul: Kaynak Yayınları.