Nezihe Meriç’in oyunu (1995). Feriha, uzun yıllar çalıştıktan sonra nihayet kendine bir daire satın alır. Böylece hayalini kurduğu eve kavuşmuştur. Taşındığı gün, balkondan aşağıya nakliyecileri yönlendirirken istemeden de olsa gürültü yapar. Bunun üzerine komşusu Güneşi, rahatsız olup ona neden bağırdığını sorar ve ikisinin arasındaki münasebet başlamış olur. Güneşi; ilk anda aşırı sinirlidir, Feriha ile anlaşamaz ama Feriha ona nazaran daha ılımlı ve sevecen tavırlar sergiler. Daha sonra Güneşi, yaptığından dolayı pişmanlık duyup özür diler. Feriha da onu yemeğe davet eder. Uzun ısrarlar sonucunda Güneşi, eve girmeyi kabul eder. Feriha’nın şarap ikram etmesiyle ikili sohbete başlar ve saatler ilerledikçe birbirlerinin hayatları hakkında birçok şey öğrenirler. Nitekim bu sohbette Feriha Rumelili olduğunu; teyzesinin,anne ve babasının öldüğünü anlatır. Aynı zamanda hiç evlenmemiştir. Geçmişte aşk yaşadığı Mahmut adlı polis bir sevgilisi olmuştur. Fakat görev esnasında vurularak öldürülmüştür. Güneşi ise hayatın manasını anlamaya çalıştığını ve sürekli bunaldığını anlatır.Onun da geçmişte Haydar adında bir sevgilisi olmuş ama annesi bu aşkı onaylamamıştır .Birtakım faaliyetlere girişme sonucunda Haydar, Güneşi’nin annesi tarafından ihbar edilmiş ve içeri atılmıştır. Bir gün annesi ve babası Boğaz’da trafik kazası geçirerek ölmüştür. Güneşi daha sonra eğitim için Amerika’ya gitmiş, orada Haydar’ın yerini dolduracak Yuanna, İsrael ve Pilar adında üç arkadaş edinmiştir. Bu sırada Haydar da evlenip çoluk çocuğa karışmıştır. Bir süre sonra Amerika’da bunalan Güneşi, tekrar Türkiye’ye dönmüştür. Şarap eşliğinde koyulaşan sohbet, Güneşi’nin çın sabaha karşı-sabahın erken vakti-sızmasıyla son bulur.  (İlk baskı Mitos-Boyut 1995)