Nihal Ünver: “Çocuklukta içimde yer etmiş duygular, küçük anı kırıntıları bana ilham veriyor.”

Melike Sönmezer

melikesonmezer@sanatkritik.com

Nihal Ünver’in ikinci kitabı Diş Doktoru ve Elektrogitar Dinozor Çocuk etiketiyle okurlarla buluşmaya devam ediyor. Biz de Diş Doktoru ve Elektrogitar kitabını konuşmak üzere bir araya geldik.

Nihal Hanım, siz kitapların mutfağından geliyorsunuz; editörlük ve çevirmenlik deneyimleriniz yazmaya başlamanızı nasıl etkiledi? Yazma isteğini uyandıran güç neydi?

Hiç aklımda yokken geldi bu istek diyebilirim. Yazmaya hep mesafeli olmuşumdur, 24 yıldır editörlük yapıyorum, metinlerle o kadar çok vakit geçirdim ve o kadar çok eleştirel okuma yaparak yazmaya mesafelendim ki yazacağım herhangi bir metnin iyi olacağına dair inancım çok düşüktü. Ama işte sanat böyle… İnsanın kendini sağaltması, iyileşmesi, çok etkilendiği bir şeyi dışavurması için her zaman bir alan açıyor. İlk kitabım böyle bir arzuyla doğdu, çok empati kurdum, çok duygusal anlar yaşadım ve yeniden mantık alanına döndüm, yazarak ve paylaşarak rahatladım. Metnin güzelliğini, iyiliğini elbette yine önemsedim, kalbim titredi heyecandan, nasıl oldu acaba diye… ama işte anlatma isteğim baskın çıktı ve yazdım.

Kitabınızın ana teması, meslek seçimi, her zaman güncel bir konu. Jenerasyonlar değişiyor, hayat akıp gidiyor, ama aile-genç çatışması her dönemde yaşanıyor. Siz bu konuyu ele almaya nasıl karar verdiniz?

Bu tema da ilk kitabım da olduğu gibi çok etkilendiğim bir deneyim sonrasında aklıma düştü. Çocuklarım var ve onların gelecekleri hakkında sık sık konuşuyoruz, acaba şu hayatta ne yapacaklar diye düşünüp duruyoruz eşimle. Ama senin de dediğin gibi hayat değişiyor, kuşaklar farklılaşıyor. Yetişkin bireyler olduklarında hayatlarını kazanmak için yapacakları meslekler de oldukça farklılaşıyor. Bunları düşününce ve açıkçası evde de bununla ilgili canlı bir gündemimiz olduğundan hikâyeyi çok hızlıca kurabildim. Üstelik yetişkinlerin ve gençlerin bakış açısındaki farklılıklar ve uçlardaki beklentiler bir yanda baskın çıkarken çocuksu ve ergenlikle ilgili deneyimler ve yetişkinlerin de aşırı ciddi halleri mizahi bir dile çok yaklaştırdı beni. Bu ciddi meseleyi hafifletmeden ama muzip bir bakışla ele almak istedim.

Hikâyeyi küçük çocuk Emre’nin gözünden okuyoruz. Abisi Mehmet’in üniversite tercih sürecini Emre’den dinlemeyi neden seçtiniz? Neden Mehmet’in perspektifi yerine Emre’nin bakış açısı?

Hikayemizin kahramanı Emre empati kurabildiğim bir yaş gurubunda, çevresinde olan bitenleri anlamaya çalışırkenki hali bana çok yakın ve sıcak geliyor. Bu nedenle onu konuşturdum, onun duygularını aktarmak istedim. Mehmet ise çok yetişkine yakın, bambaşka dertleri olan, değişken bir birey. Onun zihnine ve duygusuna girmek demek, onun ağzından anlatmak demek bir gençlik metnine göz kırpmak demek. Kendimi henüz buna hazır hissetmiyorum.

Bir çocuğun dünyasını yansıtmak zordur. Bu bakış açısını ve çocuk diliyle kurmacayı oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz?

Gerçekçiliğe dikkat ediyorum. Çocuk karakterin tavrının, jestlerinin, mimiklerinin, başına gelenlerin gerçekçi olması önemli benim için. Bir çocuk bir duyguyu nasıl yansıtır, neler düşünür, neler dile getirir, bunları düşünerek yazmaya dikkat ediyorum.

Hikâyede Mehmet’in hangi üniversiteyi kazandığını bilmiyoruz. Bu boşluğu, çocukları yönlendirmemek adına bilinçli olarak mı bıraktınız?

Evet, okurlar kendilerini düşünsünler istiyorum, empati kurup ne olabilir diye biraz hikâyenin içinde, kendi hayatlarının içinde dolaşsınlar istiyorum. Çocuk okurlarla buluştuğumda en çok da hikâyenin sonuna dair tahmin oyunları yapıyoruz ve bu çok zevkli oluyor.

Çocukların dünyasında kalabilmek bir yetişkin için zor bir iş. Bunu başarmak için özel bir yönteminiz var mı?

Çok da özel bir yöntem olmasa da şunu paylaşabilirim: Çocukluğumu hatırlamaktan, hatırlamaya çalışmaktan hiç geri durmuyorum. Çocuklukta içimde yer etmiş duygular, küçük anı kırıntıları çok ilham veriyor bana. Bir de tabii ki en yakınımda olan çocukları gözlemlemek… Neye heyecan duyuyor ya da seviniyor, üzülüyor. Hayatlarında neye önem veriyorlar? Onları gözlerken, onlarla birlikte vakit geçirirken hep bu sorular oluyor aklımda ve tabii yine kendi çocukluğumu düşünüyorum.

Kitapta gitar çalan ve müzik grubu olan bir diş hekimi var. Emre, bu karakter sayesinde bir kişinin birden fazla alanda yetkin olabileceğini fark ediyor. Sizce günümüz gençlerine tek bir alanda uzmanlaşmanın yeterli olmadığını göstermek mi istediniz?

Tam olarak “yeterlilik” meselesini anlatmak değil niyetim. Seçeceğimiz meslekler, yapmak zorunda olduğumuz meslekler, hayatımızı kazanmak için katlanmak zorunda olduğumuz işler… Bunların hepsi iç içe geçmiş durumda ve çocuklara iyi bir gelecek ve başarı kriteri olarak sadece sınavları dayatıyoruz. Bir çöp toplayıcısının başka bir gerçeği olamaz mı? Bu can sıkıcı gerçeği sorgulamalarını ama aynı zamanda çözüm önerileri üzerinde de düşünmelerini istedim okurların. İnsanın biricik hayatını yaşarken imkanları elvermediği için, hayatını kazanmak mecburiyetinden çeşitli olanaklardan yoksun olması konusuna ve bu eşitsizliğe bir bakış atmalarını istedim.

Sizin yazdıklarınız Mert Keçeci’nin çizimleriyle buluştu. Bu işbirliği nasıl gerçekleşti ve çizimler hikâyeyi nasıl tamamlıyor?

Bu buluşmanın mimarı aslında çok değerli bir kütüphaneci arkadaşım Oya. Yeni kitabımdan bahsetmiştim ve Oya Mert’i önermişti. Bu küçük dokunuş sayesinde uyumlu ve çok eğlendiğimiz bir çalışmanın içinde bulduk kendimizi Mert’le. Mert’in çizim çalışmalarını biliyordum ASGARİ Dergi’den biliyordum. Ama kitap için hiç aklıma gelmemişti. Onun için de bir ilk oldu. Ve bu ilk kitap çalışmasında çok farklı ve özgün bir yöntem kullandı. Bildiğimiz çıra ve mürekkeple yaptı çizimleri ve metnin muzip yanına çok uyumlu resimler çıktı ortaya. Karikatüre yakın, bir yandan yine metinle uyumlu olarak okura mükemmel ve dümdüz mesajlar iletmeyen desenler… Kitabın sonunda Mert’in bu çalışmasına dair yorumunu paylaştığı not kısmının okunmasını öneriyorum.

Nihal Ünver

Diş Doktoru ve Elektrogitar’ın devamı gelecek mi?

Kitabın devamı gelmeyecek, hikâyeyi o kurguda bitirmek hoşuma gidiyor. Bir de biraz açık uçlu bitiyor kitaplarım genelde, bu da okurlarıma her iki kitap için de devamı gelecek mi sorusunu sorduruyor. Tabii ki kitabın sonunda bir uzay boşluğunda bulmuyoruz kendimizi ama karakterin ne seçtiğini, yönünü nereye çevirdiğini çok açık bağlamıyorum. Okurların bunun üzerine hayal kurmasını diliyorum daha çok.

Şu anda yeni bir çocuk kitabı üzerinde çalışıyor musunuz? Önümüzdeki projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Aklımda birkaç fikir var, not alıyorum bunlarla ilgili. Henüz çok heyecanlandığım bir aşamaya gelmediler. Ama bir tane bitmeye çok yakın bir hikâyem var. Metnin üzerinde yoğunlaşıp bazı inceltmeler yapmam gerekiyor sadece. Sakin ve sıcak yaz aylarını bekliyorum bunun için.

Son olarak, değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz. Okuyucularınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Ben teşekkür ederim bu harika sorular için…