Çağnur Denişik
pskcagnur@gmail.com
Sevgi, bir insanı kurtarmaya yeter mi? Bu sorunun işaret ettiği kim peki? Kurtarılmak istenen sevilen mi, yoksa seven mi? Kadınlık, annelik, bağ ve bağımlılık üzerine kuşaklararası örülmüş bir aile hikayesi kuran Sevgi ve Özlemle; esprili melankolisiyle bir insanı sevmenin anlamlarını düşündürüyor.
Roman, üç kadının etrafında şekillenir: Ruth, kızı Eleanor ve Eleanor’un kızı Lily. Uyuşturucu bağımlısı olan kızının bir çocuğu olacağını öğrendiğinde Ruth’un hayatı yeniden şekillenir. Kendi torununu evlat edinir. Bununla birlikte süreğen kaybın içinde ikinci bir şans ihtimali yeşerir.
Eleanor’un yokluğu kitap boyunca varlığını hissettirir. Telefon çaldığında arayan Eleanor olabilir veya ona dair kötü bir haber gelebilir. Her an kapı açılabilir ve Eleanor içeri girebilir. Tutulmayan sözleri anımsayabilir, geri dönebilir, bir sokakta ona rastlanabilir. Orada bulunmayışıyla Eleanor, Ruth ve Lily’nin hayatında canlı bir hayalet gibi gezinir. Bu yüzden Eleanor için yas tutulması da mümkün değildir. Sevilen birinin kaybıyla birlikte tutulamayan yas, kaybedeni ruhsallığın erken dönemlerine götürür. Kaybedilenle yeniden birleşme ihtimali için benliğin bir yanı adeta feda edilir. “O anda bana benim içimden çıktığını söyleseniz inanırdım size.” (s. 15) der Ruth, Lily ona sarıldığında. Sevilenin artık var olmadığıyla yüzleştikçe yas tutulabilir. Eleanor’un süreksiz varlığı ve belirsiz zamanlarca bölünmüş yokluğu, Ruth’un ruhsallığında tekrarlayan kayıplar ve hayal kırıklıklarıyla deneyimlenir.
Romanın içinde Ruth’un sevgisi, suçlulukla iç içe gelir. Nerede yanlış yaptığını düşünür, geçmişe döner ve hayatını gözden geçirir. Bu tümgüçlü sorgulama, müdahale edemediği gidiş gelişlerin içinde kontrol arzusunu hissettirir. Olan bitende kendi payı varsa şayet bunu düzeltebilir ya da suçu üstlenebilir. Oysa sevgi ve ebeveyn ilişkisi, öteki üzerinde mutlak kontrol kurmanın aksine ayrışmayı gerektirir (Abrevaya, 2007). Ruth’un sevgisi onu Eleanor’un seçimlerinden sorumlu kılmaz ya da ona, kızını kurtarma gücü bahşetmez. Aksine, bilhassa ebeveynlikteki gibi girift ilişkilerde öfkeyi sevginin, ümidi hayal kırıklığının yanına iliştiren ikircikliliğin mümkün olduğunu gösterir. Üstelik Ruth için kaybın başlangıcı Eleanor da değildir. Ruth henüz altı yaşlarındayken babasının evi terk ettiğini, yetişkinlik dönemlerinde ise Eleanor’un babasının Ruth’u yalnız bırakıp gittiğini öğreniriz.
Kızına duyduğu sevgi ve bağlılık kızını iyileştiremez ama duyguları, muhatabına ulaşamadığı için kaybolup gitmez. Lily’ye, arkadaşlarına, çevresine sirayet eder. Ruth, sonunu göremediği bir bekleyişin içinde, terk edilmelerle dolu hikayesinde bir başka kız çocuğu olan Lily ile güvenli bir süreklilik inşa etmeyi dener. Aralarındaki bağ, birbirlerine tırnaklarını geçiren bir füzyonla ya da büyük yeminler, kudretli vaatlerle değil; gündelik ritüellerle işlenir. Ruth ve Lily’nin ev hâlleri, çay davetleri, misafirleri, küçük gezileri kitap boyunca ev huzurunu hissettirir. Kuşaklar boyu süregelen bölünmelerin ardından Lily, anne ve anneannesinin aksine, hayatın iyileştirici sıradanlığına sahiptir.

Erkeklerin dikkat çekici muğlaklığı hikaye sürecinde doğal akışın bir parçası gibi işlenir. Evden ayrılan babalar, ince bir buzun üstünde devrilmeye müsait partnerler, yetişkin sorumluluğundan uzak kocalar satır aralarında belirip kaybolurken hikayenin içinde hüzün ve neşe, kadınlarla yaşanır.
Anne çocuk arasındaki ruhsal simbiyotik bağı bölmesi beklenen üçüncü, kuramlarda genellikle babayla ilişkilendirilirken, erkeklerin silik birer figüran olduğu kitapta Ruth ve Lily’nin hayatındaki üçüncüler de kadınlardan oluşur. Kitap, Ruth’un da dahil olduğu dört kadının sohbetiyle açılır. Yine Ruth’un bir başka arkadaşı Jean, şefkatli mizahı ve sağduyulu kapsayıcılığıyla melankolik anlarda satır aralarına sızar ve hem Ruth’a ve Lily’ye hem de okura hayatı anımsatır. Durmaksızın başa saran kaybın içinde inceliği yerden kopmasın diye sıkıca tutunduğu kızı ile fazla sıkı tutunup ona kurtarıcı rolü biçmekten imtina ettiği torunu arasında; Ruth’a ebevynlik rollerinden azade bir süreklilikle eşlik eder. Tekrar tekrar kaybedilenlerin aksine Jean tekrar tekrar oradadır, Ruth ve Lily’nin yanı başındadır. Öyle ki Jean, Ruth’un ardından da Lily ile kalır.
Çeşitli biçimlerde yokluğunu deneyimlediğimiz karakterlerin ardından bizimle kalan Jean ve Lily; yazar Susie Boyt’un zihninde de canlıdır. Romanın sesli kitap edisyonuna ilişkin bir röportajda (Brigden, 2026) Boyt, Jean’in ChatGPT ile bile nefretle karışık bir aşk ilişkisi yaşayacağını ve Lily’nin Kleinyen terapiye başlayacağını hayal ettiğini anlatır.
Sevgi ve Özlemle, sevginin iyileştiriciliğini reddeden bir roman. Ruth sevgisiyle Eleanor’u iyileştiremediği gibi kendisi de Lily’nin sevgisiyle değil, kaybın içinde kendine hayat kurabildikçe köklenip iyileşir. Kitaptaki karakterler birbirlerinin acısına müdahale etmez, kırılganlıklar küçümsenmez. Birinin, bir bağın ya da bir duygunun ağırlığı tek bir kişiye yüklenmez. Kadınlık anneliğe, annelik tek bir role indirgenmez. Öfke ve hayal kırıklığı inkar edilmez, hüzün bulutları gündelik neşenin güneşini büsbütün örtmez. Yeniden kurulamayan bağların yasıyla da yeni bağlar kurulabileceğini gösterir. Hayatın olağan akışı iyileştirici olabilir. Kalbinin bir parçasını geride bırakmak zorunda kalsa da insan, yaşamaya devam edebilir.
İsmini mezar taşlarından alan Sevgi ve Özlemle (“Loved and Missed”), yazarıyla da dikkat çekiyor. İngiliz ressam Lucian Freud’un kızı ve psikanalist Sigmund Freud’un torununun torunu Susie Boyt tarafından kaleme alınan ve Aslı Konaç’ın çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları bünyesinde Türkçeye kazandırılan kitap; modern hayatın hızlı akışında okura hikayesini sakince anlatıyor. Kaybın ağırlığını günlerin sıradanlığı ile hafifletiyor. Beklenmedik anlarda yakalayan mizahi yanı, sayfalardan sızan sıcaklığı ve karakterlerin tanıdıklığı, okuma sürecini ayrıca keyifli kılıyor.
Kaynaklar:
- Abrevaya, E. (2007). Annelik ve kadınsılık. Psikanaliz Yazıları, 14, 23–33.
- Brigden, K. (2026, June 25). Revisiting Loved and Missed for audio, by Susie Boyt. Virago. https://www.virago.co.uk/virago-news/2026/06/25/revisiting-loved-and-missed-for-audio-by-susie-boyt-v2/
- Freud, S. (2019). Yas ve melankoli (L. Uslu, Çev.). Cem Yayınevi. (Özgün eser 1917’de yayımlandı.)

