Bir Ötekinin, Bir Kadının ve Bir Sihirbazın Hikâyesi: “Gözbağcı”

melikesonmezer@sanatkritik.com

Gözbağcı ekibiyle, oyunu ve mutfak sürecini konuşmak üzere Standarts Yapım’da bir araya geldik. Sahne arkasından metnin yazım sürecine, toplumsal hafızadan karakterin dönüşümüne uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Animus Tiyatro ile yollarınız nasıl kesişti?

Deniz Ekinci: Animus Tiyatro’yu 2022 yılında ben kurdum. Daha önce başka bir tiyatrom vardı ancak çalışma prensiplerimiz uymayınca ayrılma kararı aldım. Yeni bir oluşum için isim ararken Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabı ilhamım oldu; oradaki “animus” kelimesini isim olarak seçtik. Sonrasında Pax ile yollarımız kesişti ve ortak olduk. Yaz aylarında Pax bünyesinde 18 yaş üzeri katılımcılara yönelik tiyatro ve yazarlık atölyeleri, ardından da iki haftalık yoğun oyun çıkarma atölyeleri düzenliyoruz.

Gözbağcı, Animus’un ilk oyunu mu?

Melih Salgır: Hayır, daha önce Muzaffer İzgü’nün eserlerinden yola çıkarak hazırladığımız Kupa Maça adlı bir oyunumuz vardı. Ancak çok içimize sinmediği için onu sadece bir sezon sahneledik.

Kübra çok katmanlı bir kadın hikâyesi. Bir erkeğin kaleminden çıkması şaşırtıcı; üstelik kadın olmanın zorluklarını ajite etmeden, mizahla sunuyorsunuz. Bu metin “ısmarlama” mı ortaya çıktı?

Sertaç Sayın: Kendi çocukluğumda yaşadığım, beni çok etkileyen ve benimle birlikte büyüyen bir hikâyeden yola çıktım. Sihirbazlık ve “öteki” kavramı her zaman merak ettiğim olgulardı. Kübra benim için “öteki” olduğundan, hikâyeyi onun üzerinden anlatmayı uygun buldum. Elbette bir erkek yazar olarak kadın karakter yaratmak zordu; yazım süreci 4,5 yıl sürdü. Bu süreçte feminist okumalar yaptım, fikirler aldım ve metni törpülerken çok destek gördüm. Hayatımdaki gerçek kişi “Mete”ydi ama tabii ki kurgusal unsurlar da ekledim. Reji aşamasında hikâyeyi ajite etmemeye çok özen gösterdik; çünkü hayatın içindeki gerçek acıyla baş etme çabasına odaklandık. Deniz de oyunculuk performansıyla bunu çok iyi yansıttı.

Melih Salgır: Yönetim aşamasında özellikle ajitasyondan kaçındık. Kübra geçmişi şimdi ve burada anlatıyor, oyunda “dördüncü duvar” yok. Hikâye zaten yeterince ağır; biz de üzerine fazladan bir arabesk tadı eklemek istemedik.

Tiyatroda seyirciye duygu ve düşünceyi “ev ödevi” olarak bırakmak zordur. Ben oyundan 2000 sonrası Türkiye’sinin siyasi iklimini düşünerek çıktım. Vermek istediğiniz mesaj bu muydu?

Sertaç Sayın: Tam olarak buydu. 2000 sonrası değişen Türkiye’deki bu bıçak sırtı durumları nereden anlatacağım benim için çok önemliydi. Kübra’nın bilinç düzeyi yüksekti ve bunu örtük bir yerden yansıtıyordu.

Oyun neden Ankara’da geçiyor?

Sertaç Sayın: Çünkü olayların yaşandığı yer gerçekten Ankara. Annem Keçiören Çocuk Yuvası’nda öğretmendi; bildiğim ve tanıdığım şehri yazmayı seviyorum.

Oyun müziklerini nasıl seçtiniz?

Sertaç Sayın – Melih Salgır – Deniz Ekinci: Bu sezon eklemeler yaptık ve seyirciden çok iyi tepkiler aldık. Başlangıçta sadece oyunun sonunda Neşet Ertaş çalıyordu.

Deniz, sihirbazlığı nasıl öğrendin?

Deniz Ekinci: Oyunun metninde başta sihirbazlık yoktu. Uzun süre sihirbaz ve uygun numaralar aradım. Seçtiğim numaraların Kübra’nın hikâyesiyle doğrudan bağlantılı olmasına dikkat ettim. Ardından bir eğitmen eşliğinde bu numaraları öğrendim.

Oyunculukla sihirbazlığı nasıl entegre ettin?

Deniz Ekinci: Benim için oldukça zordu. Aynı anda sihirbazlık yapmak, oyunun akışını yönetmek ve karakterde kalmak… Bu dengeyi kurabilmek için çok uzun provalar yaptım.

Provalar ne kadar sürdü?

Deniz Ekinci: İlk yönetmenimizle çıkan iş içime sinmeyince, Melih ve Sertaç ile sil baştan başladık. Yaklaşık 10 aylık bir çalışma sürecimiz oldu.

Sertaç Sayın: Bir yazar olarak provalara bilerek girmedim. Metnimin başka bir gözle nasıl aktarılacağını görmek istedim. Melih oyunculuk kısmıyla, ben rejiyle ilgilendim ama sonunda üçümüzün de içine sinen bu ortak çalışma ortaya çıktı.

Oyunun adına nasıl karar verdiniz?

Sertaç Sayın: İlk iki sene adı Sihirbaz’dı. Sonradan metni tekrar yazarken “Gözbağcı” kelimesiyle karşılaştım. Kübra’nın dokusuna bu ismin çok daha uygun olduğunu fark ettim. Sihirbazdan daha etkili, izleyiciyi düşündüren bir albenisi var.

Kübra, patriyarkal sistemde var olmaya çalışan edilgen bir çocuktan etken bir kadına dönüşüyor. Bu bilinçli bir tercih miydi?

Sertaç Sayın: Aile konusundaki klişelerden kaçmak istedim. “Evlatlık çocuk şiddet görür” algısı yerine, muhafazakâr bir ailenin “kendi yöntemleriyle” sevme biçimini göstermek istedim. Baba kısmında sadece sevememe durumu vardı; biyolojik evlatları olsa da yine böyle sevebilirlerdi.

Melih Salgır: Oyunu gerçek kılan şey bu özgün aile profili. Ne melodram ne de Pollyanna; oldukları gibi gerçekler.

Deniz Ekinci: Karakterlere “iyi” veya “kötü” etiketi yapıştıramıyoruz. Bu durum oyunu gerçekçi kılıyor. Kübra, başına gelenlerle kendi yöntemleriyle başa çıkıyor.

Deniz Ekinci, Melike Sönmezer, Melih Sargın, Sertaç Sayın.

Kübra, alışılmışın dışında bir tutkuyla, annesinin inancına göre “günah” sayılan sihirbazlığın peşinden gidiyor…

Deniz Ekinci: Evet, Sertaç’ın kurgusunun gücü tam burada yatıyor. Onu biricik yapan şey tüm kalıpların dışında olması; sihirbazlığa kafayı takmış bir kızın hikâyesi bu.

Sertaç Sayın: Kübra’nın “Sihirbaz yok eden değil, yoktan var edendir” repliği hem kendi içindeki hem de toplumla olan çelişkisini yansıtıyor. O aslında metrobüste yanımızda oturan, içimizden bir kadın.

Kübra’nın erkeklerle olan ilişkisi de mizahla verilmiş ancak cinselliğe dair bir boşluk hissediliyor. Bu bilinçli miydi?

Deniz Ekinci: Kübra hiçbiriyle gerçek anlamda bir ilişki yaşamadı. Çünkü öpüşmek bile onun dünyasında büyük bir olay.

Sertaç Sayın: O kısımları bilerek boş bıraktım. Kübra muhafazakâr bir çevrede yetişmiş bir kadın ve bir salon kiralayıp hikâyesini anlatıyor; o atmosferde cinsellik konuşması beklenemezdi.

Melih Salgır: Bu boşlukların olması, yorumu seyirciye bıraktığı için oyunu daha iyi kotarıyor.

Oyunun geleceğine dair hayalleriniz neler?

Sertaç Sayın: Yıllar sonra bakıldığında, “O dönemin Türkiye’si sahneye böyle taşınmış” denilerek tarihe not düşülsün isterim. Sanat, tarihe not düşmektir.

Melih Salgır: Türkiye’nin en taşra yerlerinden yurt dışına kadar her yere ulaşmasını, bu kültürel değişimin görülmesini istiyorum.

Deniz Ekinci: Olabildiğince çok “Kübra”ya ulaşsın istiyorum.

Oyuna dair sizde kalan en güçlü duygu nedir?

Deniz Ekinci: Dostluk. Kübra benim en yakın kız arkadaşım gibi hissettiriyor.

Melih Salgır: Huzur. Oyunun sonunda Kübra yükünü atıp devam ediyor.

Sertaç Sayın: Unutamamak ve toplumsal hafıza.

Deniz ile Kübra’nın ortak özelliği nedir?

Deniz Ekinci: Umut. Elinden başka bir şey gelmediği için inandığı şeyin peşinden koşma hali.

Sertaç Sayın: Zekâları. Deniz, aklımdaki Kübra’nın zekâsını çok iyi yansıtıyor.

Melih Salgır: İnatçılık. İkisi de inandıkları yolda sonuna kadar inat ediyorlar.

Söyleşimiz sona ererken Standarts Yapım’ın kulisindeki o samimi atmosfer, aslında oyunun başarısının da anahtarını veriyor: Birbirine inanan bir ekip ve anlatılmaya değer, “içimizden” bir hikâye. Gözbağcı, sadece bir kadının sihirbazlık tutkusunu değil; Ankara’nın ara sokaklarından 2000’ler Türkiye’sine, muhafazakâr bir aile yapısından bireysel özgürlük mücadelesine kadar geniş bir panorama sunuyor.

Kübra’nın sahnede yoktan var ettiği her sihir, aslında izleyiciye şu soruyu fısıldıyor: “Sen kendi hayatının gözbağcısı mısın, yoksa o bağları çözen mi?”

Henüz izlememiş olanlar için Gözbağcı, sadece bir tiyatro oyunu değil; toplumsal hafızamıza atılmış zarif bir çentik. Deniz Ekinci’nin enerjisi, Sertaç Sayın’ın katmanlı metni ve Melih Salgır’ın dokunuşlarıyla bu hikâye, Türkiye’nin dört bir yanındaki Kübralara ulaşmaya ve umut olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Bana ve Sanat Kritik okuyucularına vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Kübra hikâyesini anlatmaya, sihirlerini paylaşmaya devam etsin!

KÜNYE

Yazan: Sertaç Sayın
Yöneten: Melih Salgır, Sertaç Sayın
Oynayan: Deniz Ekinci
Sahne ve Kostüm Tasarımı: Esin Nazlı Çınar
Işık Tasarımı: Eren Uğurhan
Sihirbazlık Eğitmeni: Özgür Kapmaz
Reji Asistanı: Eylül Öztekin
Asistan: Metehan Ertan
Fotoğraf & Afiş Tasarımı: Meltem Satıloğlu