Bir Cümleyi Kırmak, Bir Dünyayı Kurmak: Woolf Türkçede

Simla Doğangün

Mine Özyurt Kılıç’ın çeviri poetikası, Woolf’un “break the sentence, break the sequence” ilkesini Türkçeye taşırken, deneme türünün sınırlarını yeniden düşündürüyor.

Çevirmen ve akademisyen Prof. Dr. Mine Özyurt Kılıç, Virginia Woolf’un iki Common Reader derlemesinden yazı sanatı üzerine kaleme aldığı sekiz denemeyi seçerken kronolojik ve tematik çeşitliliği ön planda tutmuş. Yazarın kime yazdığından başlayıp (“Hami ve Çiğdem Çiçeği”), kentte dolaşmanın yaratıcılıkla ilişkisine (“Sokakları Arşınlayan Ruhlar”), roman estetiğinin anatomisine, kütüphanelerde geçen okuma saatlerine ve kadın yazarların ekonomik koşullarına kadar uzanan bir bütünlük kuruyor. Kılıç’ın “yazmak ve yaşamak” ekseninde ördüğü bu seçkinin, Woolf’un denemelerinde kurmaca ile gerçeğin birbirine karıştığı noktaları, ironiyi ve tarihsel bilinci aynı anda görünür kıldığını söyleyebiliriz.

İlk deneme, yazıya oturmadan önce “hamini akıllıca seç” uyarısıyla açılır. Woolf, edebiyat tarihinde değişen patron figürlerini hatırlatarak çağdaş yazarın çoğul ve kestirilemez bir okur-pazar kompozisyonuna seslendiğini ortaya koyar. Kılıç’ın çevirisi, bu pasajdaki söyleniş hızı ile toplumsal ironi arasındaki tansiyonu Türkçede canlı tutmayı başarır. “Çiğdem çiçeği” metaforu, metnin renk verici öğesi olarak yerinde korunmuş.

Denemeler ilerledikçe Woolf’un modernist poetikasının imza hareketleri belirginleşir. Gözlemle yazı arasındaki osmoz (“Sokakları Arşınlayan Ruhlar”, kent manzarasından bir kurşunkalem satın alma sahnesine uzanarak yazının doğuş anını resmeder), romanın canlı hayatla bağını kopardığında “reçetelik” bir sanata dönüşeceğine dair mizah dolu uyarılar (“Romanın Anatomisi”), okuma deneyiminin yaratıcı yazıyla göbek bağı (“Kütüphanede Geçen Saatler”) ve kadın yazarın mesleki varoluşuna eşlik eden toplumsal ve ekonomik engeller (“Kadınlara Göre Meslekler”) bu poetikanın temel yapı taşlarını oluşturur.

Kılıç’ın önsözü, Woolf’un Hyde Park Gate News’ten Times Literary Supplement’a uzanan deneme serüvenini Montaigne’in “öğretmiyorum, anlatıyorum” ilkesine bağlar. Böylece Woolf, yalnızca bir romancı ve eleştirmen olarak değil, aynı zamanda “deneme türünü yeniden kurgulayan” bir ses olarak yeniden konumlanır. Bu biyografik-eleştirel çerçeve, okuma deneyimini tek tek denemelerin ötesine taşımayı başarır.

Çeviri pratiği açısından en dikkat çekici nokta, Woolf’un “break the sentence, break the sequence” ilkesini Türkçede yeniden üretme çabasıdır. Kılıç, noktalı virgülleri, ani atlamaları ve uzun cümle zincirlerini “aykırı” bir Türkçe ritimle sürdürür. Bu tercihinin gerekçesini ayrıntılı çeviri notlarında açıklar. Çoğu editörün törpüleyeceği “kusurların” aslında metnin ruhuna ait olduğunu vurgulaması, proje-editör kimliğine nadir rastlanan bir şeffaflık kazandırır.

Bu yaklaşım okur üzerinde çift yönlü bir etki yaratır. Woolf’un İngilizce dildeki kesintili iç konuşma tarzı Türkçede daha somut bir hâle gelir. Bazı okurlar ilk sayfalarda bu tempoya uyum sağlamakta zorlanabilir; ancak ilerleyen bölümlerde metnin ritmine alışarak Woolf’un düşünce sıçramalarıyla paralel bir okuma zevki edinirler.

Seçkinin eleştirel değeri üç düzlemde öne çıkıyor:

  1. Türkçe Woolf külliyatına katkı: Denemelerinin tamamı hâlâ çevrilmemiş olan Woolf’u denemeci kimliğiyle tanıtmak, romancılığını zaten bilen okura yeni bir bakış açısı kazandırır.
  2. Yaratıcı yazı atölyeleri için doğal kaynak: “Hami”den “kelimenin zanaatı”na uzanan bu yelpaze, genç yazarlar için doğrudan pratik öneriler sunar.
  3. Çeviri eleştirisi ve dünya edebiyatı açısından model: Kılıç’ın kendi stratejilerini ve risklerini görünür kılan notları, Türkiye’de nadir rastlanan bir “meta-çeviri” bilinci kazandırır. Aynı zamanda eseri dünya edebiyatı devingenliğine, David Damrosch’un tanımıyla metnin “başka dillerde okunurken yeniden yazılma” sürecine dahil eder. Böylelikle Woolf’un Anglo-merkezli kanon içindeki yeri Türkçedeki karşılanışıyla yeniden ölçeklenir; Pascale Casanova’nın “edebî dünya sistemi” içindeki merkez-çevre dengeleri hafifçe yerinden oynar.

Sonuç olarak Yazmak Üzerine seçkisi, Woolf’un yazı laboratuvarını Türkçe okura açarken deneme türünün canlı ve deneysel doğasını hissettiren güçlü bir edebiyat olayı olarak öne çıkar. Woolf’un modernist cümle ritmiyle Kılıç’ın cesur çeviri poetikasının uyumu, hem kuramsal tartışmalara ilgi duyan eleştirmeni hem de yaratıcı yazıya yönelen genç kalemi besleyen verimli bir kaynak niteliği taşır.

Virginia Woolf, Yazmak Üzerine. (Çev. Mine Özyürt Kılıç), Ve Yayınları, 2025.