.

Yoldaşlık ve Sevgililik Arasına Sıkıştırılmış Bir Kadın: Fatma Nudiye ve “Yaftalı Tabut” Üzerine

yaftalı-tabut

Melike Sönmezer

Fatma Nudiye Yalçı. Bu ismi ilk duyduğum yer Dipnot Yayınların’dan çıkan, Feryal Saygılıgil’in yazdığı Kadınlar Hep Vardı- Türkiye Solunda Kadın Porteleri adlı kitaptı. Aslında bakıldığında Türkiye tarihinde birçok ilklere imza atmış fakat erkeklerin yazdığı tarihler olgusunda hep gölgede bırakılmış kadınlardan birisiydi.

Hem bu dönem “Türk Romanında Kadın” dersini aldığım Didem Hocam, hem de birkaç arkadaşımdan duyduğum Yaftalı Tabut oyununu yakında izlenecekler listeme eklemiştim. Oyuna dair ufak bir araştırma yaptığımda Yaftalı Tabut’un Türk tiyatro tarihinde ilk kadın oyun-öykü yazarı, çevirmen, aktivist Fatma Nudiye Yalçı’nın hayat hikâyesini anlattığından başka herhangi bir bilgiye rastlamadım. Aslına bakılırsa oyun dışında da yazara dair bir bilgiye ulaşamadım.

Oyunun yazarı Bilgesu Erenus, oyunu yöneten Yelda Baskın. 7 kadının sahnelediği bu oyuna yer yer müzikal esintilerin, yer yer nefis Yeşilçam müziklerinin eşlik ettiğini söylemeliyim.

95 dakikalık, tek perdeden oluşan Yaftalı Tabut, Fatma Nudiye Yalçı’nın yaşam öyküsünü kronolojik bir biçimde, doğum yılı olan 1904 yılından itibaren başlayarak Osmanlı’nın içerisinde bulunduğu siyasal ve sosyal durumu, 1. Dünya Savaşı’nı ve cumhuriyetin ilanına da tarihsel sürece eklemleyerek işler. Oyun boyunca birçok tarihsel kırılmanın söz konusu olduğu söylenebilir.

Oyuna dair hem perde önünde hem de perdenin arkasında ciddi bir emek var. Bunu söylememek olmaz. Bizi Fatma Nudiye’nin mücadelesiyle buluşturan her bir tiyatro emekçisinin fikrine, emeğine ayrı ayrı sağlık.

Oyun yolculuğuna, tarihin köşelerinde bırakılmış Türkiye’nin ilk oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın içerisinde öncü olan Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesini anlatmak üzere yola çıkmıştır. Fatma Nudiye Yalçı’nın yaşamında, siyasal ve yazınsal mücadelesine eşlik eden dostları, sevgilileri oyun boyunca Nudiye Hanım’ın hikayesine eşlik etmeyi hedefler.

Fatma Nudiye

Yaftalı Tabut, 7 kadın tiyatrocunun elden ele dolaştırdıkları kırmızı bir karanfili saçlarına, eteklerine, bellerine ya da eline takarak Fatma Nudiye’yi canlandırmasıyla başlayıp devam ediyor. Bu tekniğin sahnelerde sıklıkla gördüğümüz, alışılmış tiyatro düzenin dışında olduğunu ifade edebiliriz. Nudiye Hanım’ın hayatının her bir dönemini sahnedeki farklı bir oyuncu canlandırıyor. Yine Nudiye Hanım’ın hayatında yer edinmiş; babası, ilk ve tek evliliğini gerçekleştirdiği Nizamettin Nazif Bey, hem yoldaşı hem bir dönem sevgilisi olan Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet’i sahnedeki kadın oyuncular farklı kılıklara girerek canlandırır. Bu canlandırma öyle kostüm destekli değildir, her bir oyuncu birden ellerindeki metinleri okumaya başlar ve böylelikle roller değişmiş olur. Öyle ki Hikmet Kıvılcımlı’yı canlandıran Lale Kabul, gerçekten de sahnede bir karakteri canlandırır gibi değil de Hikmet Kıvılcımlı’yı yaşıyor gibidir. Bu durumu izleyicilere de hissettirir.

“Yafta” kelimesi oyunda anlam itibariyle önce “şeytan”, sonra da Nudiye Hanım’ın üzerine yapışan “komünist” sıfatlarını karşılamak üzere kullanılıyor. Bir de onun kadınlığını ve bir kadın olarak mücadelesini ekleyince bu durum daha da anlamlı bir hâl alıyor elbette.

Bilgesu Erenus, Fatma Nudiye Hanım adını 2000’li yıllarda bir konferansta duyar. Ele alacağı karakter/şahsiyet üzerine derinlikli bir araştırma sürecine girdikten sonra izlediğimiz oyunu kaleme alır. Kendisine ait beyan, yazara ait bilginin azlığı. Öyle ki oyunculardan Bensu Orhunöz katıldığı bir programda rolüne çalıştığı esnada Suat Derviş’i okuduğunu söyler. Her iki kadın da bu topraklarda aynı zamanlarda yaşamış, yazmış, komünist mücadelenin ataerkil düzeni içerisinde örgütlü mücadeleden geri durmamış isimler. Hâl böyle olunca Orhunöz, malzemesini Derviş’in satırlarından toplamış. Aynı dönemin bu iki özel kadın figürü görünürlük mücadelesinde bilmeden birbirlerine omuz vermiş, arkalarında nice çalışma ve hikâye bırakmışlar…

Burjuvazi bir aile yapısından gelen Fatma Nudiye Hanım, Notre Dame De Sion Fransız Lisesi’nde başladığı eğitimine savaş neticesinde okulu kapanınca özel hocalardan aldığı derslerle tamamlayarak Darülfünun’da lisans derecesinde felsefe eğitimi almış. Dünyayı tanımaya olan merakını kitaplarla buluşturarak taçlandırmış. Öyle ki kütüphanelerde sorularına cevaplar ararken, bu arayış esnasında Karl Marx’ın eserleriyle tanışan bu kadın dönemin baskıcı ortamında Marx okumuş, onları dilimize çevirmekten geri durmamıştır. Tam böyle bir hayat akışında ilk ve tek evliliği olan Nizamettin Nazif Bey’le sahafta tanışıp evlilik hayatı oyunda işlenen önemli konulardan birisidir.

Nizamettin Nazif’ten boşanması o dönem için yine aykırı kabul edilecek bir harekettir.

Yalçı’nın Nazım Hikmet’le arkadaşlığı ve Hikmet Kıvılcımlı’yla olan tanışması bu tanışmanın doğurduğu Marksist harekete dair örgütlü mücadelesi, parti içerisindeki konumu oyun boyunca işlenmiştir.

Hikmet Kıvılcımlı ve Fatma Nudiye

Oyun esnasında Hikmet Kıvılcımlı’ya hayran, ona âşık, onun gözüne girmeyi ilke edinmiş bir kadın profili çizildiğini söylemem yerinde olacaktır.

Nudiye Hanım Hikmet Kıvılcımlı’yla tanıştıktan sonra oyun adeta Kıvılcımlı’nın etrafında şekilleniyor. Bunun sebebinin Fatma Nudiye Hanım’a ait bilgilerin azlığından mı kaynakladığı yoksa farkında olmadan oyun akışında bir kırılmamı olduğu sorusuna cevap bulamadım.

Fatma Nudiye Hanım ve Hikmet Bey beraber yaşayıp Marksizm Bibliyoteki yayınevi kurarak Marx ve Engels’ten eserleri çevirmişler, dönemin Vatan Partisinde birlikte mücadele yürütmüşlerdir. Tüm bunlar oyun boyunca işlenmekte, hapis yattıkları, yargılandıkları davalar açıkça anlatılmaktadır.

1957 yılındaki Sirkeci mitinginde olaylı konuşmayı da sahneleyen oyunda önce Hikmet Kıvılcımlı ardından Fatma Nudiye Hanım’ın konuşma esnasında kitleler tarafından taşlanması önemli olaylardan biridir. Buradaki akışta yine Hikmet Kıvılcımlı’nın hitabetinin, siyasi gücünün gölgesinde kalan Fatma Nudiye görüyoruz. Bu sahnede de bana geçen hisler mücadele alanında Kıvılcımlı’nın gölgesinde bilerek bırakılmış bir Fatma Nudiye.

Mücadele pratikleri erkeklerin tekelinde, tüm akışı erkekler çiziyor kadınların bu çizilen alan içerisinde mücadele etmesi hedefleniyor.

İnternette ufak bir araştırma yapılarak patriyarkal sistemin bilgi kaynaklarını da nasıl ele geçirdiğini çok rahat görebilirsiniz. Fatma Nudiye Hanıma dair evliliği, Hikmet Kıvılcımlı ile olan aşk hayatı biyografisinde yer alırken, Hikmet Kıvılcımlı’ya ait bilgiler serisinde aşkından ziyade siyasi yaşamı, ürettikleri var. Hâlbuki bu iki “yoldaş” ortak bir yayınevi kurup çeviriler yapmışlar. Bugün buradan baktığımızda bize sunulan yine aşklar ve yoldaşlığa sıkıştırılan kadınlar. Bu sıkıştırılmış yerden el ele verip çıkıyoruz, çıkmaya da devam edeceğiz.

Çocuk kitapları yazmış, oyunlar yazmış, dönemin baskısında ve erkek egemen örgütlerde durmadan mücadele eden kadının hikâyesi daha farklı sunulamaz mıydı? Fatma Nudiye Hanımın döneminde, bir kadın olarak tiyatro oyunu yazma sürecindeki sancıları, acaba oyunlarını sahneye koyabildi mi? Sahnelendiyse yılı ve hangi tiyatro sahnesinde oynandı? Çocuk kitapları piyasada ne derece görünürdü  vb. birçok soru oyun boyu kafamda dönüp durdu.

Bizi bu muhteşem kadınla bir merhaba sıcaklığıyla tanıştıran tüm tiyatro oyuncularına teşekkür ederken bir son teşekkürüm de Nudiye Hanıma.

Yıl 2024. Kendisinin 1950 yılında verdiği mücadeleleri bugün biz kadınların halen veriyor olması her ne kadar canımı acıtsa da bize açtığı ilhamlı yolun ışığını yok saymak olmaz. Ortak tarihimizin bir rehberi, çalılıklı ve dikenli birçok yolu bize açan diğer öncü kadınlar gibi siz de iyi ki varsınız Nudiye Hanım! İyi ki yazmaktan ve inandıklarınızı söylemekten her şeye rağmen vazgeçmediniz!