.

Jacominus Nasıl Jacominus Oldu?

Burcu Yılmaz

Jacominus Gainsborough’un Paha Biçilmez Anları,  tam olarak o gün[i] karşıma çıktı. Küçük bir devriliş yaşadığım ve kendime güzel bir kitaptan koltuk değneği yaptığım gün. Bu nedenle hiç nefes almadan ve bir an bile duraksamadan yazmalıyım bu yazıyı. O günün dumanı hâlâ tüterken tepemde … 

*

Önsözünden itibaren okura büyük ve güzel bir şey vaat eden kitaplardan Jacominus Gainsborough’un Paha Biçilmez Anları. Zira bu kitabın yaratıcısının, eserinin tam kalbinde (veya tam tersi) olduğunu hissediyor okur (yani ben).  Resimlerle dolu kitapları kendi yaşları için yeterince “ciddi” bulmayan yetişkin okuru da kalemiyle bir güzel dürtüyor her şeyin başında.  Bu dürtüklemeden hemen önce karşımıza çıkan 34 kişilik sayfa işin “ciddiyetini” anlatmaya tek başına bile yeter bana kalırsa. Bize sadece bir hikâye kahramanı vermiyor Dautremer, o kahramanı ve dünyasını boyutlandırıyor, yani gerçek kılıyor. Ve bu öyle incecik kurgulanmış bir gerçeklik ki okuru silkeliyor. Benim kadar sulu gözseniz ağlayabilirsiniz de ama çok acıklı bir hikâye okuyacağınız için değil; berrak, sakin, inceliklerle dolu güzel bir hikâye okuyacağınızdan. Bu okumadan kastım sadece metin değil elbette. Yazımın sonunda yineleyeceğim uyarıyı şuracıkta yapayım: Lütfen resimlere uzun uzun bakın. Ayrıntıları, renkleri, ifadeleri kaçırmayın. Yoksa hakkı verilmemiş bir okuma olur yaptığınız. Bu kitapta aktif bir okur olmanız gerekiyor. Metinde bahsi geçmeyen ama resimlerde gördüğümüz, Jacominus’nün hayatındaki pek çok kişi var bir kere. Bağlantıları kurmak için çaba göstermeniz gerekiyor ve haliyle okuma sürecine bağlanıyorsunuz.  Ayrıntılarla dolu, kalabalık çizimlerin hemen arkasından gelen ve Jacominus’nün yaşamını, zamanını bedeni üzerinden takip ettiğimiz sayfalar bizi duraksatıp derin bir nefes aldırtıyor hem.  Sayfaları öne arkaya çevirmeyi ise bilmem kaçıncı okumada bırakabilirsiniz ama. Yaşamın doğrusal düzeni bozulmazken, ayrıntılar sayesinde (tembel bir okursanız “ayrıntılar yüzünden” diyebilirsiniz ) okumanın düzeni bozulabiliyor zira. Her neyse, bu kitabın bahsettiği kişi Jacominus ve ben bilmiş cümlelerin kafamdaki dumanı dağıtmasına daha fazla dayanamıyorum.

*

Jacominus’nün doğum tarihine dair tam olarak bir şey söylemek mümkün değil ama tam olarak o gün ve tam olarak orada doğuyor ve Jacominus, Jacominus oluyor. Bu yazıyı yazan kişi değil veya kitabın çevirmeni de değil. Eğer tam olarak o gün ve tam olarak orada doğmasaydı bu mümkün olabilirdi tabii. Jacominus onu bekleyen ve seven kusurlu ailesi ve arkadaşları sayesinde güçlü bir Jacominus oluyor.  Azıcık büyüyünce küçük bir düşüş yaşıyor ve Jacominus aksak ayağıyla ortada kalakalıyor. Ve biz çoğumuza kusurlu görünecek bir bedenle paha biçilmez anlar biriktiren Jacominus’den, kelimenin gerçek anlamıyla her sayfada bir şeyler öğreniyoruz (bu sözcüğü kullanarak dumanımı biraz daha dağıttığım için üzgünüm).  Kalabalık, çok kalabalık dünyadaki yerini bulan Jacominus dinlemeyi, izlemeyi, hissetmeyi, gözyaşlarına hâkim olmayı… öğrenirken, Dautremer’in tüm bunları anlatmak için çizdiği resimlere bakan bizler de bu hislerin, kararların, eylemlerin karşılıklarını düşünüyoruz (sizin de en az benim kadar çalışkan bir okur olduğunuzu varsayıyorum).  Aslına bakarsanız bütün metin ve metnin parçalarına denk düşen çizimler düşündürücü. Dedim ya, uğraş vermeniz, aktif bir okur olmanız gerekiyor. Jacominus’nün  Douce’u beklemesini temsilen çizilen şemsiyeyi, mavi çiçekleri, Jacominus büyüdükçe onunla beraber büyüyen yeleği, o yeleğin düşlerinde sökülmesini, söylenmeyen ama çizilen başka ayrıntıları, bir önceki sayfaya göndermede bulunan metin parçalarını (Her sayfaya ilişkin pek çok örnek verebilirim sevimli okur. Bu nedenle üç noktayla bu bahsi kapatıyorum)…

(Yazının bu bölümüne kitabı anlatmayı düşünerek başlamıştım ama vazgeçiyorum. Özetlemek neye yarar? Yaşanmaya değer bir hayat nasıl olurmuş görmek, anlamak istiyorsanız Jacominus’yle kendiniz tanışın. Ben böyle bir hayatı kestirmeden anlatabilecek gücü ve cüreti kendimde bulamıyorum zira.)

*

Dautremer’in hikâyeyi kurgulama biçimine, diline, bu hem açık hem de imgelerle dolu dile, çizimlerine, renklerine tek kelimeyle bayıldım. Varla yok arasında bir kahramanın hikâyesi bundan daha ince nasıl anlatılabilirdi bilmiyorum. Dautremer’in Türkçe karşılığının “başka dünyalı” olduğunu tesadüfen öğrenince Jacominus’nün hikâyesinin nasıl bu kadar zarif olduğunu anlamak, bu eserin neden yazarın kalbinden veya yazarın neden bu eserin kalbinden çıkıverdiğini düşünmemi açıklığa kavuşturdu biraz. Douce’un karşılığının da “nazik” olduğunu aynı tesadüfte öğrenince, özellikle seçildiğini sandığım özel isimlerin Türkçedeki karşılıkları dipnot olarak verilse miydi diye düşündüm. Zira daha en başta isim verme üzerinde duran kitaptaki isim seçimlerinin hikâyeyi daha fazla anlama ve katmanlandırma anlamında önemli olduğunu sanıyorum.

*

Şimdi yineliyorum: Lütfen resimlere uzun uzun bakın, cümleleri en az iki defa okuyun ve bu güzel kitabı güzelce Türkçeleştiren Bade Baran’a bir selam çakın.


[i] İtalikler kitaptan.

Jacominus Gainsborough’un Paha Biçilmez Anları, Rébecca Dautremer, Çeviren: Bade Baran, Nar Çocuk, 2022