Noel’in Haylazları: Karakoncolos/Kalikancaroslar

Şehnaz Şişmanoğlu Şimşek

Ekim ayının sonunda Kuzey Amerika ve Britanya Adaları başta olmak üzere pek çok bölge ve ülkede Cadılar Bayramı, Halloween kutlandı. Cadılar Bayramı aynı zamanda sonbaharın bittiğinin, kışın soğuk günlerinin artık yaklaşmakta olduğunun da habercisi. Yaklaşan soğuk günler çoğumuz haberdar olmasak da başka ürkütücü gelişmelere de gebe! İçinde bulunduğumuz coğrafya, artık unutulamaya yüz tutmuş, kadim bir inanışın da ev sahiplerinden biri. Karakoncolos/kalikancaroslardan söz ediyorum. Buinanç başta Karadeniz bölgesi olmak üzere, Türkiye’de Anadolu dahil, Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan’a kadar Balkanlar’da geniş bir coğrafyada görülmekte. Buna göre, yılın en soğuk günlerinde yeryüzüne çıktığına inanılan karakoncolos, çoğu zaman tüylü, hayvana benzeyen, insanlara musallat olan ve onları tedirgin eden bir yaratık olarak betimleniyor.

Türkçe Kaynaklarda Karakoncolos Anlatıları

Söz konusu varlıkların özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde önemli bir inanç unsuru oldukları yapılan derlemelerden anlaşılmakta. Ben de ilk kez bu inanıştan Rizeli babaannem sayesinde haberdar olmuştum. Karakoncolos inancına yer veren Türkçedeki ilk yazılı kaynaklardan biri ise Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’dir. Bu konudaki önemli çalışmalardan biri olan Özhan Öztürk’ün Karadeniz başlıklı Ansiklopedik Sözlüğü’nde “Karakoncoloz/ Karakoncilo” başlığı altında önemli ayrıntılara yer verilmekte. Özellikle Trabzon, Rize ve Artvin’deki anlatımlara dayalı olarak Öztürk bu inanışa ilişkin şu tanımlamayı verir: “Yaban adamı, esmer tenli veya tüylü, dağlarda yaşayan, konuştuğu varsayılan, yeni yıl (Kalandar) zamanı ortaya çıkan, ustalıkla kandırılmaz ve bazı tedbirler alınmazsa insanlara zarar verebileceğine inanılan yaratık adı” (Öztürk 2005: 620). Karadeniz coğrafyasından derlemelere dayalı olarak yapılan anlatımlarda kimi zaman farklı isimlerle anılsa da karakoncolosun şu özelliklerle ortaya çıktığı görülmektedir: (Sürmene) karakoncola, kuzey rüzgarları estiğinde büyük kayığında kürek çekerek dere boylarından yukarı çıkar, önüne çıkanı yakar yıkar, yer; halk korkudan yemesi için kapı önlerine yiyecek bırakır, eğer yiyecek bulamazsa evin küçük erkek çocuğunu yermiş (621). Artvin’de de koncolos “yeni doğmuş çocukların ciğerini çektiğine inanılan düşsel bir yaratık” olarak anlatılmaktadır (621). Trabzon Şalpazarı ve Rize merkez bölgesinde ise kimi zaman yine farklı isimlerle ama benzer özelliklerle ve çoğu anlatıda belirli tarihlerde (25 Aralık ile 5 Ocak) karşımıza çıkmaktadır: “(Hemşin) Aralığın son altı günü ile Ocağın ilk altı günü gelir. (…) Koncolozun sandığı vardı. Koncoloz adamı öldürür sandığına koyardı. Daha çok suyun başında olurdu, gece kapıya su almaya çıkınca koncoloz önümüze dururdu (621);  Of, Çoruk’ta daha olumlu olarak tasvir edildiği görülmektedir: “Evlere girer, insanların sohbetlerine ve eğlencelerine katılır, yapılan her şeye ortak olur ama kimseye zarar vermezmiş. En önemli özelliği insanlar ne yaparsa yapsın aynısını taklit etmesiymiş” (621). Karakoncolosun taklit etme özelliğinin insanlar tarafından ondan kurtulmanın bir yoluna dönüştürülmesi, tüm bölgeden yaygın bir anlatı olarak anlatılmaktadır.

Anadolu’da “karakoncolos” ya da “congolos” farklı isimlerle de anılmaktadır (622) Yozgat’ta kışın en şiddetli zamanı “Congolos ayı, Congolos girdi, Congolos çıktı” olarak isimlendirilirken congolosun bu belirli 7 gün içerisinde ortaya çıktığına inanılmaktadır. Congolos söz konusu günlerde ortaya çıkar ve bazı evlere uğrarmış. “Açık bulunan su ve yiyeceklerin içine kusup, çişini yaptığından bu su ve yiyecekleri tüketen marazlanırmış” (Öztürk 2005: 623) Kendisi de Yozgatlı olan hocam Öcal Oğuz “Kara Koncolos ve Yılbaşı” başlıklı yazısında bu inanışın Türk mitolojisi ve halk takviminin önemli olağanüstü figürlerinden biri olduğunu belirterek, eskiden hakkında yüzlerce efsane anlatılan bu varlıkların günümüzde isminin dahi bilinmediğinden yakınır.

Metin And ise Dionisos ve Anadolu Köylüsü başlıklı incelemesinde Türkler, Yunanlar ve Ulahlara ait bir inanış olan karakoncolosların ne oldukları belirsiz birtakım yaratıklar olduklarını, bu adın Kallikandzaros, Karkandzalu gibi çeşitli söylenişleri olduğunu belirtir (And 1962: 46).  And’ın belirttiğini göre, eski Türk ruznamelerinde 25 Aralık için “Evvel-i Koncalos”, 6 Ocak yani onikinci gün için de “Ahir-i Koncalos” deniliyor. Türkler bunun Noelden onikinci geceye kadar etkisini gösteren kötücül ruh olduğuna, gittiği evlerin bolluğunu, bereketini yok ettiğine inanırlardı. Bu kötü ruhu evlerinden uzaklaştırmak için zincirlerle gürültü yaparlardı (46).

Kalantaris Kulantaris

Doğu Karadeniz’de karakoncolos ile ilişkili bir başka unsur ise mahalli takvimde yılbaşı günü olarak kabul edilen 13 Ocak / Kalandar gecesinde (Trabzon’da ve Rize’nin bazı ilçelerinde Ocak ayına Kalandar denmektedir) (Öztürk 2005: 596) düzenlenen seyirlik oyunların “Karakoncilo” olarak anılması ve bu oyunlarda karakoncolosun temel bir karakter olarak yer almasıdır. Şükrü Elçin, “Karakoncilo Oyunu” başlıklı makalesinde Trabzon’un Of ilçesine bağlı Çaykara köyünde Aralık ayının (7-19 günleri arası) akşamlarında oynanan oyunlardan söz etmektedir. Söz konusu günlerde ne insana ne de hayvana benzeyen, sivri başlıklı, uzun boylu bir yaratığın ıssız yerlerde dolaştığı inancı nedeniyle Karakoncilo adının verildiğinden bahseder (Elçin 1961: 79-80).

Bugün özellikle Trabzon merkezli bazı belde ve köylerde bu geleneğin canlandırılmaya çalışıldığı söylenebilir. Kalandarın coşkuyla kutlandığı yerlerden biri, Maçka’nın Livera, yeni adıyla Yazlık köyüdür. Köydeki kutlamaları 2014 yapımı “Kalandar Gecesi” belgeselinde izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=N-mFPPKlE8A

Ömer Asan da Trabzon, Of’ta on iki gün devam eden Karakonculo kutlamalarında ilk gün eve gelen misafirin, o ailenin nasıl bir yıl geçireceğinin belirtisi olduğundan söz eder. Kutlanan on iki gün on iki ayla kıyaslanır, örneğin birinci gün güneşliyse Ocak ayında havaların iyi olacağı düşünülür. Asan, yukarıdaki maninin bir başka varyantını şöyle aktarır: “Kalantaris, kulantaris/ Ahırda dişi buzak / Yukarda erkek uşak” (Asan 1996: 80).[i]

Bu oyunların mübadele öncesi Karadeniz Rumları arasında da oldukça yaygın olduğunu Geleneksel Pontos Halk Tiyatrosu başlıklı çalışması ile Hristos Samuilidis’ten öğreniyoruz. Samuilidis, Dodekaimero yortuları zamanında bugünkü Trabzon, Gümüşhane vb illeri içine alan Pontos bölgesinin her tarafında oynanan, geleneksel gösterilere ait 55 temsil üzerinde ayrıntılı bir çalışma yapmıştır. Bölgede geleneksel temsil ve kumpanyada en çok kullanılan isimler Momo(y)eron, Momo(y)er, Momo(y)eri, Momo(y)era, Momo(y)eria idi (Samuilidis 1999: 28). Samuilidis, Pontos lehçesinde “momoeros” kelimesinin, özel olarak Dodekaimera’da kılık değiştirmiş olanlara özgü olarak, ayrıca mecazi olarak genelde bir insanın kurnazlığını belirtmek amacıyla kullanıldığından söz etmektedir. (29).

Yunanca Kaynaklarda Kalikancaros İnancı

Yunanca kaynaklarda karakoncolos, çoğunlukla kalikancaros çoğulu kalikancari (καλικάντζαρος, καλικάντζαροι) şeklinde ifade edilir. Bu tür yaratıklara dair inancın çok eski zamanlara ait olduğu belirtilmektedir. Eski Yunanlar ölülerin ruhlarının Hades’in kapısını açık buldukları bir anda yeryüzüne çıktıklarına ve başıboş dolaştıklarına inanıyorlardı. Bu inancın ortaçağa kadar kötücül varlıklara ve kalikancaroslara aktarıldığı düşünülmektedir. Yunancada kalikancaroslarla ilgili bilinen en önemli çalışmalardan biri Yunanistan’da halkbilimin kurucu isimlerinden biri olarak kabul edilen Nikolaos Politis’e ait. Politis, ilk basımı 1904 yılında yapılan Melete peri tu Viu ke tis glossis tu Elliniku Lau: Paradosis (Yunan Halkının Yaşamı ve Dili: Gelenekler) başlıklı eserinde bazıları birbirine benzeyen aralarında İstanbul’un da olduğu çoğunluğu Yunan adalarına ait 54 kalikancaros anlatısını derlemiş. Politis’in Karadeniz bölgesi haricinde İstanbul’dan Kıbrıs’a ve çoğunlukla da Yunan adalarına uzanan anlatılarında kalikancaroslar farklı isimlerle de yer almakta. Hios (Sakız), Argos, Milos, Zakinthos, Samos, Skiathos, Tinos, İmros (Gökçeada), Kıbrıs gibi birçok adanın dışında İstanbul, Atina gibi şehirler ve Trakya ve Teselya gibi bölgelerle ilgili de kallikancaros anlatıları mevcuttur.

Nikolaos Politis

Anlatılar istisnasız bir biçimde kalikancarosların yeryüzüne çıkış tarihi olarak, 24 Aralık Noel (Hristugenna) arefesini yani İsa Peygamberin doğuşu kutlamalarının bir gün öncesini göstermektedir. Yeryüzünü terk etmeleri ise 6 Ocak Theofania (Ta Fota) gününe, İsa Peygamberin Ürdün Nehri’nde vaftiz edilişine ve suyun kutsal boyut kazanışına (Özkan 2009: 25) işaret etmektedir. Bu iki gün arasında kalan on iki günlük dönemi ise Ortodoks Hristiyanlar Dodekaimera (On iki gün) olarak adlandırmaktadırlar. Dolayısıyla yukarıda alıntılanan Müslüman Anadoluların karakoncoloslarla ilgili olarak zemheri ayını ya da spesifik günleri ima edişlerini, dini arka plandan habersiz olarak Ortodoks Hristiyanlarla bir arada yaşayışın bir göstergesi olarak yorumlamak mümkün.

Tanos Velloudios, Aerika-Zotika kai Kalikancari (İnler Cinler ve Kalikancaroslar)

Tanos Velloudios’un Aerika-Zotika kai Kalikancari (İnler Cinler ve Kalikancaroslar) başlıklı çalışması, kalikancarosların görsel olarak da cisimleşmesine ve bazı milli ve dini öğeler eklenerek yeniden üretilmesinde çok etkili olmuştur. Bugün halihazırda internette kalikancarosla ilgili bir görsel aradığınızda bu kitapta yer alanları görmek mümkündür, burada da birkaçını görebilirsiniz. Velloudios, daha önce bu yaratıkları kimsenin resimlemediğini fark ederek onlara şekil ve renk vermek istediğini belirtmiştir (77). I. Çaruhis, P. Teçis, C. Ghliatas ve A. Baynes tarafından yapılan resimlerde çoğunlukla yaratıkların bu makalede ortaya konan farklı özelliklerle ve isimlerle resmedildikleri, çizimlerin Ortodoks-Hristiyan ve Eski Yunan öğelerin yanı sıra mavi-beyaz ulusal bayrak, fustanella giyen evzon askerleri ve Yunanistan’ın doğal ve tarihi güzellikleri gibi modern ulusal öğelerle de süslendiği görülmektedir.     

Tanos Velloudios 

İsimler farklılaşsa da her iki kaynakta da kalikancarosların yıl boyu yeraltında dünyanın üzerinde durduğu ağacı (kimi kaynaklarda hayat ağacı olarak geçiyor) baltalarıyla kesmeye çalıştıklarından, tam başaracakken bıraktıklarından, Noel arefesinde yeryüzüne çıktıklarından ve geri döndüklerinde ağacın yeniden sağlam bir biçimde onları beklediğinden söz edilmektedir. (Politis 1998: 331).

Türkçe kaynaklarda söz konusu yaratıklar daha korkunç olarak betimlense de aslında kalikancarosların insanlara zarar vermekten çok onlara musallat olarak korkuttuklarına, rahatsız ettiklerine, uğraştıklarına inanılırdı.

Kalikancaroslar Hıristiyan Ortodokslar tarafından papazın suları kutsadığı gün olduğuna inanılan Ta Fota (Theofania) gününde yeryüzünü terk ederek yerin altına giderler. Kendi aralarında, birçok anlatıda zikredilen bir maniyi söylerler giderken: “Gidin ki biz de gidelim/ çünkü şeytan papaz geldi / ayasturası[ii] / ve vrehturası ile…” Ayastura ve vrehtura papazın suları kutsamak için kullandığı gereçlerdir. Yeraltına döndüklerinde, dünyanın üzerinde durduğuna inanılan hayat ağacının (direklerin) sapasağlam bir şekilde onları beklediğini görürler. Yeniden bir sonraki Noel arefesine kadar ağacın köklerini ya da direkleri kesmeye başlarlar.

Kalikancaros”: Etimolojik Bir Muamma

Andreas Tietze’nin Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı’nda, “karakoncoloz” ya da “karakoncolos” “çocukları korkutmaya yarayan hayalet, umacı” olarak açıklanmakta ve  kelimenin Yunanca καλικάντζαρος / kalikantzaros’tan geldiği, Karadeniz diyalektinde ise  καρκαντζαλος / karkantzalos şeklinde geçtiği belirtilmektedir (Tietze 2016: 124). Sevan Nişanyan ise benzer bir biçimde Çağdaş Türkçenin Etimolojisi’nde “karakancaloz” kelimesinin Yunanca “kalikancaros’tan geldiğini Yunanca ile Türkçe arasında alıntı yönü açık olmadığını belirtir. Yunanca “iyi” anlamına gelen kali bileşenin ise analojik bozulma veya hüsnütabir olabileceğinden söz edilmektedir. (www.nisanyansozluk.com). Buradaki hüsnütabir ifadesi, kendisinden kötülük gelebileceğine inanılan bir varlığın olumlanarak engellenmesi düşüncesini taşımaktadır. Anadolu’nun birçok yerinde gelincik hayvanının vereceği zarardan korunmak için ona “güzel gelincik, tatlı gelincik” vb. ifadelerle yaklaşılması gibi. 

Politis ise bu ismi ilginç bir biçimde Romanlarla ilişkilendirmektedir. Politis’e göre, “kali”, Romanlara verilen bir isimdi; ikinci ek “kancaros” ise 14. yüzyılda Yunanistan’a gelen Mısır Romanları için söylenen “Gancari”den geliyordu. Böylece bir asimilasyon ile “kali-kancari” oldu. Politis, insanların kalikancarosların hortlamış Romanlar olduğuna inandıklarını da belirtmektedir. (Platanou 2009).

Nikolaos Politis’in Derlediği Kalikancaros Hikâyeleri

Politis, kalikancaroslarla ilgili bölgeden bölgeye az çok farklılaşan özellikler aktarmasının yanı sıra daha bütünlüklü diyebileceğimiz ve birkaç örüntünün özellikle öne çıktığı hikâyeler de anlatmaktadır. Çoğunluğu ıssız, köyün dışında bir yer olarak değirmende geçen bu hikâyelerde tekrar eden üç örüntü vardır. Bunlardan birinde değirmenci, kendine musallat olan Likokancaroslardan kurtulmak için pişirmekte olduğu domuzla yaratığı yakar ve isminin “kendim” olduğunu söyler. Kardeşlerin bağırışına koşup gelen Likokancaroslar bunu kimin yaptığını sorduklarında “kendim yaptı, kendim yaptı” der! Uzun zaman sonra anladıklarında, değirmencinin peşine düşerler ama katıra yetiştiklerinde bu sefer de onu göremezler! (357-359). Bu kaçış anlatısının bir de “üvey anne”li bir varyantı vardır. Genellikle “Kalikancaroslar ve Gelin” başlığını taşıyan bu anlatılarda kötü kalpli üvey anne Dodekaimera günlerinden birinde üvey kızı Maro’yu Kalikancaroslar yesin diye değirmene un öğütmeye yollar. Maro değirmene gittiğinde içerisinin Kalikancaroslarla dolu olduğunu görür, yaratıklar kızla dans etmek isterler ama akıllı Maro onlardan bir sürü değerli eşya ister. Sonunda onları kandırarak köye zengin bir şekilde geri döner. Üvey anne öz kızını gönderdiğinde ise kalikancaroslar onu yerler (367-369). Ayşenur Kolivar’ın, Rize bölgesinden derlediği bir masalda yukarıdaki üvey anne anlatısına benzer bir varyant söz konusudur.

Bugün Yunanistan’da, geleneğe ait kalikancaros anlatıları masal formunda yeniden yazılarak renkli illüstrasyonlar eşliğinde çocuklara yönelik öykü kitapları olarak sunulmakta. Özellikle Noel yaklaşırken Yunanistan’daki kitapçıların raflarında kalikancaros hikâyelerinden oluşan onlarca çocuk kitabına rastlamak mümkün. Noel haftası dışında ise seyrek de olsa kitapçılara sorduğunuzda size birkaç tane kitap çıkarıp gösterebiliyorlar, her şeyden önce bu inanıştan haberdarlar. Söz konusu anlatılarda kalikancarosların gelenekten beslenen çoğu zaman ürkütücü ve korkutucu yanının törpülenerek sakarlıklarının ve haylazlıklarının öne çıkarıldığı ve sevimli birer hayal kahramanı olarak çizimlerin de katkısıyla çocukların hayal dünyası için yeniden yorumlandığı söylenebilir. Yunancada kalikancaros inanışının popülarize edilmesinde ve dolaşıma girmesinde Haris ve Panos Katsimihas kardeşlere ait Ayelasti Politeia ke Kalikancari (Mutsuz Ülke ve Kalikancaroslar) başlıklı müzikli anlatının da etkisi olduğu söylenebilir. (https://www.youtube.com/watch?v=cdLz4-TWym4)

Sonuç Yerine

Aslında her iki dildeki metinlerin birbirini tamamladıkları söylenebilir. Yunanca kaynaklar Anadolu ve özellikle Karadeniz bölgesindeki inanışlara yer vermezken, Türkçe kaynaklar söz konusu inancın özellikle Hıristiyan Ortodoks inancı ve kültürü ile olan ilişkisine dair çok az şey dile getirmektedirler. Kuşkusuz bu inanç, farklı dini inançların ve kültürlerin uzun yıllar bir arada yaşamalarından kaynaklı çok zengin, karmaşık ve çok yönlü özellikler taşıyor. Halkbilim alanındaki karşılaştırmalı çalışmalar bu alanda daha çok şey söyleyecektir.

Yunanca kaynaklarda daha bütünlüklü, ayrıntılı anlatılar ve örüntüler söz konusuyken, Türkçe kaynaklardakiler belki bu inanca odaklanan alan araştırmaları çok fazla mevcut olmadığından daha tekil ve bütünlüksüz kalmakta. Türkçede Yunancada olduğu gibi farklı isimlerle anılan karakoncolosların her iki dildeki özellikleri de birbirine yakındır. Bunun dışında karakoncolosları korkutma, elekle oyalama taktikleri, Politis’ten alıntılanan “kendi” kelimesi etrafında geçen yanma hikâyesi gibi ortaklıklar da söz konusudur. Ancak Yunanca örneğinde inanışın İsa Peygamberin doğumu ve vaftizi, kısacası Ortodoks inancı ile sıkı bağı anlatılardaki farklılaşmanın temel sebebi olarak gözükmektedir.

Anlatılarda karakoncolosların çoğu zaman korkunç ve tehlikeli olabilmelerinin yanı sıra özellikle Maro ve değirmen anlatılarında insanların da ne denli acımasız ve zalim olabileceğini ama sonunda insan zekâsının ve iyiliğinin kötülüğü alt edebileceğini de okuyoruz. Özellikle Yunancada Maro ve Ebe Kadın karakterleri üzerinden kadın zekâsının da olumlanması söz konusudur. Ayrıca Yunancada çocuklar için masallaştırılan bu inanç, geleneksel olarak korkunç bir yaratığın nasıl sevimli bir hale getirilebileceğini ve popüler bir figüre dönüşebileceğini de ortaya koymakta.

Yunanca örneğinde, ulus-devlet öncesi oldukça karmaşık ve birçok farklı inanç ve kültürün katmanlaşmasıyla oluşan bir inanışın gerek Velloudios’ın çalışmasındaki çizimler ve söylemle gerekse yayımlanmaya devam eden modern çocuk kitapları ve gösterilerle nasıl millileştirildiğini de gözlemleyebiliyoruz. Bu inancın izlerini bütün Balkan coğrafyasında ve farklı dillerde sürmek, hiç şüphesiz karşımıza çok daha zengin ve karmaşık bir inancın ortak ve farklı unsurlarını da çıkaracaktır.

 KAYNAKLAR

Altun, Murat. “Of Conspiracies and Men: The Politics of Evil in Turkey”. Yayımlanmamış

            Doktora Tezi. Minnesota: University of Minnesota, 2016.

And, Metin. Dionisos ve Anadolu Köylüsü. İstanbul: Elif Yayınları, 1962.

Asan, Ömer. Pontos Kültürü. İstanbul: Belge Yayınları, 1996.

Elçin, Şükrü. “Karakoncilo Oyunu” Türk Folklor Araştırmaları Dergisi 147. 1961.

Oğuz, Öcal. “Kara Koncolos ve Yılbaşı.” (1 Ocak 2009). 24 Aralık 2017.

                http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=9&yazi=438

Öztürk, Özhan. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük. 2 Cilt. İstanbul: Heyamola Yayınları, 2005.

Platanou, Vasili. “Kalikancari: Makreoni, Panellinia Paramithia” (Kadim Ulusal Yunan

            Masalı: Kalikancaroslar). Rizospastis (1 Ocak 2004) 26 Aralık 2017             http://spoudasterion.pblogs.gr/2009/12/561421.html

Politis. Nikolaos. Melete peri tu Viu ke tis glossis tu Elliniku Lau: Paradosis (Yunan Halkının   Yaşamı ve Dili: Gelenekler). Cilt A. Atina: Vivliorama, 1998 (1904).

Rize Kültür Derlemeleri. Rize: Rize Halk Eğitim Müdürlüğü Yayınları, 1999.

Samuilidis, Hristos. Geleneksel Pontos Halk Tiyatrosu. İstanbul: Belge Yayınları, 1999.

Velloudios, Tanos. Aerika-Zotika kai Kalikancari (İnler Cinler ve Kalikancaroslar). Atina: G.   Çiveriotis E.P.E., t.y.


[i] Trabzon’un Yazlık Köyü’nde (Livera) hâlâ devam eden Karakoncilo geleneği üzerinden bölgede yaygın olan komplo teorilerini ele alan ilginç bir etnografik çalışma için bakınız: Murat Altun, “Of Conspiracies and Men: The Politics of Evil in Turkey”, yayımlanmamış doktora tezi, University of Minnesota, 2016.

[ii] Kutsal suya batırılıp serpmekte kullanılan fesleğen demeti.