.

Javier Marias’ın “Karasevdalılar” romanı üzerine

javıer-marıas-karasevdalılar-the-ınfatuatıons

Bilge Sönmez

İspanyol yazar ve çevirmen Javier Marias’ın kaleme aldığı “Los enamoramientos”, ilk kez 2011 yılında yayımlanmış ve 2015 yılında Saliha Nilüfer çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmıştır. Ulusal ve uluslararası birçok ödüle sahip olan Marias, 2022 yılında covid-19’dan hayatını kaybetti.

Karasevdalılar, başlığı ve başlangıcı itibariyle bir âşık olma, sevdalanma hâli üzerine kurulu olsa da ortada neden işlendiği meçhul bir cinayet, bu cinayetin intihara kadar giden perde arkası vardır. Deverne çiftinin başına gelenler; roman anlatıcısı Maria’nın tesadüfen bu çiftin hayatına dahil olmasıyla katman katman gün yüzüne çıkmaya başlar.

Maria Dolz, her sabah kahvaltı yaptığı kafede “kusursuz çift” olarak adlandırdığı Miguel ve Luisa Deverne çiftini görmeden güne başlamaz. Onlar, Maria’nın sabahları güne başlamak için motivasyonudurlar, aynı zamanda Maria’nın izlediği manzara görevi görürler. Maria romanın anlatıcısı ve baş kahramanı olmakla birlikte, yaptıklarının kurgu öyküsüne herhangi bir etkisi bulunmaz. Yaşanılanlar, onun şahit olduğu ve yalnızca tesadüfen içinde bulunduğu olaylardır. O, esasen yazarın roman boyunca tartışmak istediği metafiziksel konularda, yazarın sesi olmuş ve karşılıklı diyalog kurmada ikinci kişi görevi üstlenmiştir.

Maria, şahit olduğu olaylar dizisini başından sonuna kadar kronolojik sırayla, bir anı şeklinde aktarır. Daha ilk sayfadan Miguel Deverne’i son kez gördüğünü anlatır; dolayısıyla biz daha ilk sayfada uğursuz bir olay yaşandığını anlarız. Yazar romanın ilk cümlesiyle ve mükemmel çiftin ortadan kaybolmasıyla okuru tedirgin eder, meraklandırır.

“Miguel Desverne ya da Deverne’i son görüşüm aynı zamanda karısı Luisa’nın da onu en son görüşüydü, düşününce bu hâlâ tuhaf ve belki de adaletsiz geliyor bana…” (s. 9)

İlerleyen sayfalarda yazar, anlatıcısının bir editör olmasının verdiği güvenle, anlatıcıyı bir süreliğine fantezi dünyasından çıkarır, anlatıcının içinde bulunduğu anla ilgili çıkarımlarda ve temennide bulunmasını sağlar, aynı zamanda bize olayların gidişatıyla ilgili ipucu verir:

“Tıpkı ta baştan yanlarında saf tuttuğunuz bir roman ya da film kahramanı gibi başlarına kötü bir şey geleceğini, her an birtakım şeylerin ters gidebileceğini bilerek ya da hayat film ya da roman olmadığından, onlar için her şeyin iyisini diliyordum.” (s. 15)

Javier Marias (Foto: Letras Libres)

Ölümü, kayıp üzerine yaşanan yas sürecini, kaderi kabullenmek meselelerini farklı bölümlerde geniş bir biçimde ele alıyor yazar. Kendi sesini asla kısmadan felsefi tartışmalara giriyor ve aynı zamanda hayatın içinden bir bakışla yaşananları anlamlandırıyor.

Luisa, eşinin kaybı üzerine içinde bulunduğu yas sürecini oldukça şeffaf bir biçimde Maria’ya anlatır. Eşinin ölüm anını tekrar tekrar düşünmesi, Miguel’in hissettiği acıyı içselleştirmesi, fakat yine de hiç kimseye – kocasını öldüren evsiz değnekçi de dahil- öfke beslememesi, onun nasıl bir süreçten geçtiğini açıkça gösterir. Hatta çocuklarının bile hiç var olmamasını diler ve bunu cesurca ifade eder.

“… Şu anda burada olmamaları için, onlara sahip olmamış olmak için nelerimi vermezdim. … Keşke onları bir parantezin içine almam, hareketsiz olmalarını sağlamam mümkün olaydı…” (s. 57)

Yazarın “karasevdalılar”dan kastı öncelikle Maria’nın da hayranlıkla izlediği Luisa ve Miguel Deverne’dir. Maria aynı zamanda, diğerine karşılıksız tutkuyla bağlanan insanlar dizisinin ortasında bulur kendini. Tesadüfen karşılaştığı Javier’e âşık olur. Javier ise, en yakın arkadaşı Miguel’in karısı Luisa’ya aşıktır. Maria, romanın anlatıcısıdır fakat olayların merkezinde değildir; aynı zamanda tesadüfen tanışıp bir ilişki içerisine girdiği, âşık olduğu Javier için de hayatın ana unsuru değildir. Romanın hiçbir noktasında belirleyici bir etkisi olmadığı gibi, hep izleyendir. Deverne çiftini uzaktan izler, Javier’in Luisa’ya olan aşkına çok yakından tanıklık eder fakat müdahale edemez, hatta Miguel’in başına gelenleri tesadüfen öğrendiğinde bile çemberin dışındadır, olayın gidişatını değiştirecek bir aksiyon alamaz. 

Javier Marias’ın yazar ve çevirmen kimliği, romanlarındaki kahramanların da genelde çevirmen-editör olmasında etkili olmuştur. Karasevdalılar’da Maria editör, Javier yazar ve Luisa dilbilimcidir. Yazar, kendi ismini de kahramanları arasında bölüştürmüş, hepsiyle kendini ilişkilendirmiş, onlarla bağ kurmak istemiş gibidir. Karakterlerin ifade ettiği her bir düşünce, yazarın kendi kendine tartıştığı ve bunu karakterleri arasında bölüştürdüğü tartışmalardır. Yazar, kahramanlarının sesinden kendini duyurur.

Hikâyedeki -Maria’nın gözünden tanık olduğumuz kısımların dışında kalan- boşluklar, Maria’nın zihninden geçirdiği bitmek bilmez olasılıklarla doldurulur. Okur olarak boşlukları Maria’nın varsayımlarıyla tamamlarız.

“Deverne günün birinde, ‘Olur da bir gün başıma bir felaket gelecek olursa ve ben olmazsam’ demiş olabilirdi, ‘Luisa ve çocuklara göz kulak olma konusunda sana güveniyorum.’

Diaz-Varela ise, muhtemelen irkilmiş ve endişeye kapılmış halde, ‘Ne demek istiyorsun? Ne kast ediyorsun? Bir şeyin mi var? Nereden çıktı bu şimdi? Sana bir şey olmayacak değil mi?’ diye yanıt vermiştir.” (s. 75-76)

Karasevdalılar

Roman ben anlatıcının gözünden aktarılmış olsa da yazar, Maria’nın zihninden geçen varsayımlarla gerçeği iç içe geçirerek Maria’nın görmediği ve emin olamadığı olayları okura düşündürür, hayal ettirir, yeniden oluşturur. Karasevdalılar, bir kayıp üzerine yaşanan yas sürecini anlatmakla birlikte ahlaki sorgulamaları, tartışmaları da içerir. İntihar mı cinayet mi sorusu, cinayetin gerçekleşme şekli ve gerekçeleri roman boyu Javier ile Maria arasında tartışılır. Balzac’ın Albay Chabert romanının kahramanı ölü Chabert’in geri dönüşü nasıl kabul edilemezse, Miguel de absürt ve anlaşılamaz bir biçimde ölmüştür ve geri dönüşü hayal dahi olsa kabul edilemez. Geride kalanlar bir şekilde hayatında devam etmek zorundadır. Romanda Balzac’ın Albay Chabert’i ile birlikte Alexandre Dumas’nın Üç Silahşörler’ine ve Shakespeare’e göndermeler yapılır.  

Javier Marias, Karasevdalılar romanı ile okuru büyük bir muamma içerisinde bırakır. Miguel’in ölüm şeklinden, ölüm sebebinden roman boyunca bahsedilir fakat neyin gerçek ve neyin yalan olduğu konusunda kararsız kalan anlatıcı Maria, okuru da bu muammanın içerisine hapseder. Romanda dinamik bir olay akışı yoktur, zaten yaşanmış ve bitmiş bir dizi olay başından okura sunulur. Yazar, romanında asıl olarak insanlığa dair konuşulması güç meseleleri ortaya koyar ve bu bakımdan oldukça etkileyicidir.

Tüm alıntılar, kitabın 2022 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan 8. baskısından yapılmıştır.