.

F. Scott Fitzgerald: “İnsanları sözcüklerle vurabilirsiniz.”

f-scott-fıtzgerald-defterımden-notlar

Ali Bulunmaz

1920’lerin ABD’sinde, ışıltıların ardına gizlenmiş umutsuzlukların, karamsarlıkların ve düşüşlerin yazarı olarak F.Scott Fitzgerald’ın kendisi de bu sıkıntılardan payını fazlasıyla almıştı.

1920’de yayımlanan Cennetin Bu Yakası’yla (This Side of Paradise) ünlenen, Zelda Sayre’le evlendikten sonra Amerikan Rüyası’na benzer bir yaşam sürmeye başlayan, ardından Hollywood senaristliğini deneyen Fitzgerald; hayal kırıklıkları, Hollywood’un kuşatıcılığı, yaratıcılığının tükendiğini hissetmesi yüzünden girdiği bunalım ve sonrasındaki alkol bağımlılığıyla hızlı bir düşüş yaşıyor.

Sosyetenin başının altından çıkan türlü rezaletleri, ikiyüzlülükleri ve yalanları gözlemleyip bu ortamlardaki para ve şöhret hırsını romanlarına taşıyan Fitzgerald, Muhteşem Gatsby (1925) ve Geceler Güzeldir’de (1934) toplumu tersyüz eden züppeliği, çöküşleri ve umutları tüketen maddi körlükleri anlatmıştı. Bunların yanı sıra Hollywood’da yalan üzerine kurulu düzeni aktarmıştı okura.

Daniel Royot, Amerikan Edebiyatı (Çeviren: Rıfat Madenci, İletişim Yayınları, 2007) başlıklı incelemesinde, yazar için “gelişmiş bir üsluba sahip olan Fiztgerald; gösterişle, lüksle, toplumsal veya ruhsal sefalet arasındaki karşıtlıkları simgeleyen renkler dizisini sergiler” diyordu.

Fitzgerald’ın yaşamı ve eserleri, Royot’nun bu belirlemesinin bir yansımasıydı. Yazarın hem yaşamından hem de Caz Çağı’nı ve Yitik Kuşak’ı anlattığı eserlerinin hazırlık aşamalarından parçalar yer alan Defterimden Notlar, en az romanları kadar önemli bu açıdan.  Fitzgerald, başlıklar altına sıraladığı notlarla, dizelerle, ufak öykülerle, alıntılarla ve belirlemelerle çalışma şeklinden ve düşünme biçiminden parçaları sunuyor okura.

“Esaret altındakilerin hepsi köle değildir.”

Edmund Wilson, Defterimden Notlar için kaleme aldığı sunuş yazısında Fitzgerald’ın çabasına dair bilgiler paylaşırken satırların neye denk geldiğini de ortaya koyuyor: “Fitzgerald üniversite günlerinden itibaren Samuel Butler’ın Defterler’ine büyük bir hayranlık beslemiştir ve yaşamının ilerleyen yıllarında Festing Jones’un Butler’ınki için yaptığını, kendi hayat birikimleri için yapma işine girişmiştir. Sanki insanların okuması için bir kitapla birlikte kendisi için de bir bellek hazırlıyormuş gibi konularını özenle ayırmış; bir bütünlük ve genel bir tasarım sağlayacak şekilde alfabetik başlıklar altında gruplandırmıştır.”

Defterlerimden Notlar, Fitzgerald’ın yaşadığı çevreye, edebiyat dünyasına ve eserlere, sohbetlerine, okuduğu haberlere, fikirlere, şiirlere, yayımlanan ve yayımlanmayan kimi metinlerine ilişkin kaleme aldığı, sözlere ve şakalara, rahatsız olduğu bazı durumlara ve bir anda aklına gelenlere dair cümlelerin yanı sıra anekdotlardan ve ilginç gazete kupürlerinden oluşuyor.

Fitzgerald’ın yaşayıp okur ve yazarken rastladıkları ve aklına gelenlerden bazılarını görüyoruz Defterimden Notlar’da. Kimileri son derece sıradan ve bağlamı içinde anlamlı olan kimileri ise bir romana ve hikâyeye ilham verebilecek nitelikteki cümleler bunlar. Yazarın bir kenara iliştirdiği, kendisine çağrıştırdıklarından hareketle kaleme aldığı notlar küçük birer öykü, bir roman başlangıcı, gözlemlerin dökümü ve eleştiri gibi aynı zamanda.

Fitzgerald, bulunduğu kente baktığında bulanık dünyadan uzaklaşıyor ve sunulanın ötesine nasıl geçtiğini ifade ediyor bu notlarından birinde: “Şehrin, hayal gücünden yoksun olanlara hayal gücü, sıkıcı insanlara gösteriş ve hareket katan aşk, doğum ve ölüm dolu, hızlı metropol ritmi.”

Fitzgerald, tematik notlarında yaşamın hemen her yönüne, politikaya, edebiyata, 1920’lerden 1940’lara dek ABD’de ve Fransa’da dikkatini çekenlere ve gözüne çarpanlara yer verirken “köleler esaretini sevebilir ama esaret altındakilerin hepsi köle değildir” diyor.

Fikir ve gözlemlerini kâğıda dökerken nüktedan davranan Fitzgerald, ironiyi de elden bırakmadan yalnızlığını, dâhil olduğu ve dışlandığı kalabalıkları, hüzünlerini ve mutluluklarını aktarıyor.

Edebiyat camiası içinde ilk yapıtlarıyla namı hızla yayılan ve daha sonra, fikir uyuşmazlıkları nedeniyle pek çok insana kırılıp kızan Fitzgerald, yaratma ve gözlem coşkusuyla çıkıyor karşımıza. Kurmaca eserlerine hazırlık babında pasajlar kaleme alırken sanatın ortaya çıkışına dair bir fikir öne sürüyor: “Sanat her zaman sanatçının kendi milletine hayran olduğu ve onun onayını kazanmak istediği bir dönemden doğar. Bu gerçek, sanatçının eserinin bir hiciv olma ihtimaliyle değişmez çünkü hiciv de bir ulustaki belirli bir azınlığın inceden bir övgüsüdür. Bu dönemlerde tarladaki en verimli mahsuller gibi en büyük eserler çıkar. İnsanı etkilemiyor gibi görünürler ama etkilerler.”

F Scott Fitzgerald
F. Scott Fitzgerald, Foto: The Guardian

“Kendime yalan söylemeyeceğim.”

Sanat çevrelerinde, Hollywood’da ve arkadaşları arasındaki yalanlardan ve ikiyüzlülükten sıtkı sıyrılan Fitzgerald, Defterimden Notlar’da saf cümlelerle çıkıyor karşımıza. Fakat arada cümleler değişebiliyor: “Birinci sınıf bir yazar, enfes bir kadın kahraman ya da güzel bir sabah istediğinde, tüm üstün özelliklerin ondan alt yazarlar tarafından gelişigüzel bir şekilde tüketildiğini görür. O yüzden, kötü yazarların sıradan kahramanlarla ve sıradan sabahlarla eserlerine başlaması ve eğer yapabilirse sonrasında daha iyi bir şey için uğraşması bir kural olmalıdır.”

Kendisini çağrışımların akışına bırakan ve daha iyiye ulaşma çabasına adayan Fitzgerald’ın notlarında Hemingway’e ve Knut Hamsun’a rastlıyoruz. Betimlemelere ve tariflere de… Kişilik çözümlemelerine ve kendisine verdiği sözlere de: “Bir yalanla bile yaşayabilirim (hatta başka birisinin yalanıyla bile -hemen fark ederim çünkü hayal gücüne dayalı yaratım benim işim ve büyük ihtimal dünyadaki en uzman yalancılardan biriyim ve herkesin söylediklerimin onda dokuzunu dikkate almamasını beklerim) ama aynı anda hem bir entelektüel hem de onurlu bir insan olabilmek için iki kural belirledim -kendime benim için değeri olabilecek yalanlar söylemeyeceğim ve ikinci olarak kendime yalan söylemeyeceğim.”

Sözün gücüne ve etkisine güvenen Fitzgerald, “insanları sözcüklerle vurabilirsiniz” diyor; moronların eğlence anlayışını eleştirirken de ABD’nin şiddet yüklü gerçek tarihine bakarken de bu inancını koruyor. Ardından, itibar meselesine el atıyor: “İtibar kazanmanın en kolay yolu sürünün dışına çıkmak, etrafta birkaç yıl boyunca vahşi bir ateist ya da tehlikeli bir radikal gibi bağırmak, sonra da sürüne sürüne sığınağa geri dönmektir.”

Defterimden Notlar’da zihninin kapılarını okura açan Fitzgerald, kendisini harekete geçiren çağrışımlarla ve ayrıntılarla çıkıyor karşımıza. Wilson’ın sunuş yazısındaki ifadeleri, bunu doğruladığı gibi notların derinliğini de gözler önüne seriyor: “Bu defterler son derece faydalı bir okuma deneyimi sunuyor. Aralarında Fitzgerald’ın en önemli eserlerinin karakteristik özelliği olan parlak ve keskin anlatımı yansıtır düzeyde birçok pasaj var. Bazılarını daha sonraki yıllarda kısa öykülerinde kullanmaya niyetlendiği bellidir ama burada yazdıklarını eserlerinde çok nadir kullandığı görülüyor; bunun sebebi, belki de bu yazılanların nispeten değersiz dergi yazılarına dâhil edilemeyecek kadar yüksek bir zihinsel ve sanatsal faaliyetin ürünü olması.”

Defterimden Notlar, F. Scott Fitzgerald, Çeviren: Mehmet Zeki Giritli, Sel Yayıncılık, 166 s.