100 Maddede Leylâ Erbil

Hazırlayan: Burcu Şahin

100 MADDEDE LEYLÂ ERBİL

Hayatı

1.Leylâ Erbil, Hasan Tahsin Bilgin ile Emine Huriye Bilgin’in çocuğu olarak 12 Ocak 1931’de Fatih’te doğmuştur.

2.Geniş aile olarak yaşadıkları konaktan Fatih yangınından sonra Beşiktaş’a, Abbasağa mahallesine taşınmışlardır.

3.Ailesi istiyor diye okumaya çalışan Leylâ Erbil, İlkokulu Esma Sultan’da okumuş, daha sonra okulu taşınmış ve Beşiktaş İkinci Kız Ortaokulu’nda öğrenim görmüştür.

4.Eğitim hayatına isteksiz başlayan Leylâ Erbil, Beşiktaş İkinci Kız Ortaokulu’nda kendisine edebiyatı sevdiren hocası Vehbi Bey’le ve jimnastik öğretmeni Remziye Hanım ile tanışmıştır.

5.Leylâ Erbil bu dönemde sporla yakından ilgilenmiştir. Uzun atlama, koşu, voleybol vb. alanlara ilgi duymuştur.

6.Lise eğitimine Beyoğlu Kız Lisesi’nde başlamış ve daha sonra Kadıköy Kız Lisesi’ne nakledilmiştir. 1950 yılında liseden mezun olmuştur.

7.Erbil, yazı masasına lise yıllarında oturmuştur, kısa öyküler ve şiirler yazmaya başlamıştır.

8.Ablası Mürvet Bilgin’in arkadaş grubundaki Metin Eloğlu, Selahattin Hilav ve Nevzat Özmeriç gibi aydınlarla tanışmıştır.

9.Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nde öğrenime başlamıştır.

10.Bir yıl sonra Aytek Şay ile evlenmiş ve öğrenimine ara vermiştir ancak evliliği kısa sürmüştür.

Fotoğraf: Burcu Şahin

11.1953 yılında İskandinav Hava Yolları’nda sekreter ve çevirmen olarak çalışmaya başlamıştır ve ikinci eşi Mehmet Erbil ile tanışmıştır.

12.Sait Faik ile tanışması da bu yıllara denk gelir.

13.Felsefe derslerine ilgi duymuş ve takip etmiştir. Güzel Sanatlar Akademisi’nde Zeki Kocamemi’nin atölyesinde çalışmıştır.

14.Üniversiteye insana olan merakından başladığını söyleyen yazar, öğrenimini son sınıfta bırakmış ve Mehmet Erbil ile 1955 yılında evlenip Ankara’ya yerleşmiştir.

15.Leylâ Erbil için Ankara’ya taşınmak canlı bir edebiyat ortamının içinde olmak anlamındadır.

16.Vüs’at O. Bener ve İlhan Berk’in de aralarında olduğu birçok yazarla tanışmıştır ve bir kısmıyla dostluk kurmuştur.

17.Yazmış olduğu bir öyküyü yakın arkadaşı Metin Eloğlu’na okutmuştur. Eloğlu’nun yorumlarından sonra öyküyü “Uğraşsız” adıyla Salim Şengil’e göndermiş ve bu öykü 1956 yılında Seçilmiş Hikâyeler dergisinde yayımlanmıştır.

18.Sonraki yıllarda hikâye ve yazıları Ataç, Dost, Dönem, Kitap-lık, Papirüs, Türk Dili, Türkiye Defteri, Yeditepe, Yelken, Yeni a, Yeni Dergi, Yeni Ufuklar gibi dergilerde çıkmıştır.

19.1956-1957 yılları arasında Ankara Devlet Su İşleri’nde çevirmen ve sekreter olarak çalışmıştır.

20.İki yıl Ankara’da yaşadıktan sonra, Mehmet Erbil ile birlikte 1957’de İzmir’e yerleşmiştir. Burada Fahir Aksoy, Rana ve Şerif Antel, Sevim Burak, Metin Eloğlu, Ömer Uluç gibi sanatçı dostlarıyla iletişim kurmuştur.

21.1960 yılında ilk öykü kitabı Hallaç yayımlanmıştır. Aynı yıl, yazarın kızı Fatoş dünyaya gelmiştir. Anneliğinin ilk dönemlerinde zor günler yaşayan Leylâ Erbil, eşi de iflas edince ailesi ile birlikte İstanbul’a taşınmış ve Teşvikiye’de yaşamaya başlamıştır.

22.1961’de kurulan Türkiye İşçi Partisi’ne üye olmuş ve partinin Sanat ve Kültür Bürosu’nda görev almıştır. Burada Fethi Naci, Edip Cansever, Ahmet Oktay ile birlikte çalışmıştır.

23.1967’de Zürih’e gitmiş ve kısa bir süre konsoloslukta kâtip olarak çalışmıştır. Mehmet Erbil’in Fransa’ya geçmesi gerekince Leylâ Erbil, kızının yanına İstanbul’a dönmüş ve Edebiyatçılar Birliği’nin yönetim kurulunda yer almıştır.

24.1968 yılında ikinci öykü kitabı Gecede yayımlanmış ve Gecede’yi Sait Faik Hikâye Armağanı için ödüle göndermiştir. Ödül o yıl Orhan Kemal ve Faik Baysal arasında paylaştırılmıştır.

Sait Faik& Leylâ Erbil

25.1969’da arkadaşları Hayati Asılyazıcı, Naci Çelik, Selim İleri, Demir Özlü ve Fikret Ürgüp ile birlikte Sait Faik Abasıyanık’ın mezarı başında bir araya gelmiş ve ödüllere katılmama kararı almıştır.

26.Bundan sonra Leylâ Erbil bir daha hiçbir ödüle katılmamıştır.1969 yılında babasını kaybeden Leylâ Erbil, aynı yıl işinden ayrılmış ve hayatına yazar olarak devam etmiştir.

27.1970-1972 yılları arasında Türkiye Sanatçılar Birliği kurucu üyeleri arasında yer almıştır.

28.1971’de ilk romanı Tuhaf Bir Kadın yayımlanmıştır.

29.1974’te Türkiye Yazarlar Sendikası kurucu üyeleri arasında yer almıştır.

30.1977’de üçüncü öykü kitabı Eski Sevgili yayımlanmıştır.

31.1979 yılında Amerikan Kültür Merkezi’nin projesi kapsamında Iowa Üniversitesi’nden davet almış ve ABD Uluslararası Yazarlar Atölyesi çalışmalarına katılmıştır.

32.1980-1981 yıllarında annesi Alzheimer hastalığına yakalanmıştır. Bu durum Leylâ Erbil’in hayatını derinden etkilemiştir. 1984 yılında annesi vefat etmiştir.

33. Erbil’in 1985’te yayımlanan Karanlığın Günü adlı romanı annesinin hastanede geçirdiği yıllarda yaşadıklarıyla ilgili otobiyografik öğeler taşır.

34.1988’de yazarın aşkın ahlaki boyutlarını irdelediği üçüncü romanı Mektup Aşkları yayımlanacakken kaybolmuş ve son sayfalarını yeniden yazdıktan sonra yayımlamıştır.

35.Aynı yıl Moskova, Leningrad ve Litvanya’ya gitmiştir.

36.1995 yılında dostu Tezer Özlü’nün kendisine yazdığı mektupları Özlü’nün vasiyeti üzerine Tezer Özlü’den Leylâ Erbil’e Mektuplar adlı bir kitapta toplamıştır.

37.Aynı yıl 11 Ocak’ta yakın dostu Onat Kutlar’ın bombalı saldırıda öldürülmesi Leylâ Erbil’i oldukça sarsmıştır.

38.Yazar, aydın tavrını hiçbir zaman bozmadan yaşamış ve yıllardır süregelen F-tipi cezaevi ve ölüm oruçları karşısında elini taşın altına koymuştur. 1996 yılında ölüm oruçlarının durdurulması için 69. günde (27 Temmuz) Erbil’in kaleme aldığı bildiri, yüz kadar yazar ve şair tarafından da imzalanmış ve kamuoyuna duyurulmuştur.

39.1998’de Zihin Kuşları adlı deneme kitabı yayımlanmıştır.

40.1999’da Leylâ Erbil 18 Nisan seçimleri için ÖDP’den milletvekilliğine aday olmuştur. Ancak Erbil, seçimi kazanamayacağını bildiği için aday olduğunu, olur da kazanırsa hemen istifa edeceğini belirtmiştir. Seçimlerden kısa bir süre sonra ÖDP üyeliğinden ayrılmıştır.

41. 2000 yılında yazarın ablası vefat etmiştir.

42.2001’de Mustafa Horasan’ın desenlerini çizdiği yazarın son romanı Cüce yayımlanmış ve büyük ilgi çekmiştir.

43.Erbil, 2002 yılında üyesi olduğu Türkiye PEN Yazarlar Derneği tarafından, Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmiştir. Böylece Türkiye’nin ilk kadın Nobel adayı olmuştur.

44.2005’te Üç Başlı Ejderha adlı metni yayımlanmıştır. 

45.Kalan romanı 2011’de, son romanı Tuhaf Bir Erkek ise 2013’te yayımlanmıştır.

46.2005’ten sonra ağır bir hastalıkla (Langerhans Cell Histiocytosis) mücadele etmiştir. Kendi deyimiyle “1800’lerde bulunmuş çok nadir bir hastalık. Kadınlarda milyonda bir rastlanıyormuş; nedeni pek bilinmeyen bir hücre hastalığı.” Ancak Leylâ Erbil konuşmasına şöyle devam etmiştir: “Ama ben nedenini biliyorum: Dünyaya gelmemle birlikte karşılaştığım ve ömrümce seyretmek zorunda bırakıldığım vahşet, haksızlıklar, insanlığın ödediği bedel, işte bu. Nasıl Baudelaire’i çıldırtan kapitalizmdir dedilerse, beni hasta eden de acı ve mutsuzluk” (Erbil, 2007: 270).

47.Leylâ Erbil, 19 Temmuz 2013’te İstanbul’da vefat etmiştir.

48.Vefatının ardından Ahmet Arif’in kendisine yazdığı mektuplar Leylim Leylim: Ahmet Arif’ten Leylâ Erbil’e Mektuplar adıyla yayımlanmıştır.

Yazın Haritası

49.Lisede okuduğu dönemde kısa öyküler ve şiirler yazmaya başlayan Leylâ Erbil, henüz üniversiteye başlamadan aralarında Metin Eloğlu, Selahattin Hilav, Nevzat Özmeriç gibi entelektüellerin de bulunduğu sanatçı bir çevreyle arkadaşlık kurmuştur (Dündar, 2007: 13). Bu yıllarda Sait Faik Abasıyanık ile tanışmış ve dostlukları Sait Faik’in 1954’teki ani ölümüne dek sürmüştür. 1955’te Ankara’ya taşınan Leylâ Erbil kendisini Vüs’at O. Bener, İlhan Berk, Mithat Fenmen, Fethi Kopuz, Kaya-İlhan Kopuz gibi sanatçı ve entelektüellerden oluşan bir grubun arasında bulmuştur. İlk kısa öyküsü “Uğraşsız” da bu sıralarda yakın arkadaşı Metin Eloğlu’nun desteğiyle Seçilmiş Hikâyeler’de yayımlanmıştır.

50.Erbil’in kitaplarına girmeyen “Sanrı” adlı öyküsüyle “Postacı” adlı oyunu da Leylâ Erbil üzerine hazırlanan bibliyografya çalışmalarında yer almıştır. (Akbulak-Akyıldız, 2021: 38)

Leylâ Erbil

51.İlhan Berk, Leylâ Erbil’in öykülerinde büyük konular ve kahramanları göremeyeceğimizi belirtmiştir. Onda “ağırlıklı olarak çarpan tek bir şey vardır. Başkaldırıdır bu!” demiştir (Berk, 2007: 257). Esasında yalnızca öykülerinde değil romanlarında da başkaldırı meselesi görülür. İlhan Berk yazısının devamında “Bütün bunlardan sonra Leylâ Erbil’in romanlarının, öykülerinin konusu nedir diye sorulabilir” dedikten sonra “Hemen söyleyeyim: DİL. ‘Dil’dir derim, başka ne olabilir!” diye ekler (Berk, 2007: 258).

52.Füsun Akatlı da “Daha ilk kitabı Hallaç’ın (1960) haber verdiği tutkulu ve takıntılı bir dil işçisidir Leylâ Erbil” demiştir (Akatlı, 2007: 253).

53.Bu dil işçiliğinin yarattığı yoğunluk ise Demir Özlü tarafından şöyle ifade edilmiştir: “Leylâ Erbil’in ilk öykülerinden başlayarak ortaya koyduğu yapıt, yazınla ilgili pek çok niteliğin bir araya gelmiş olmasından ötürü kapalı, güç anlamlandırılabilir bir yapıttır.” (Özlü, 2007: 263)

54.Demir Özlü’ye göre metinlerinin bütünsel bir yapı sağlamasının temel etmenlerinden biri de “yazarın kendisini çevreleyen toplum karşısında bilinçli bir şekilde dogmalara, sahte ahlaka karşı yazıyla savaş açmışlığı[dır]… Öyle ki, bu düşünsel ve felsefi tavır, sanırım, yazışı doğrudan doğruya etkiler. Sadece bulunmuş uç sözcükler, dilin deformasyonu, noktalama işaretlerinin yerlerinden uğratılmasını yaratmakla kalmaz, yazarın ele aldığı temanın yüzünü ve arka yüzünü de gösteren –başka bir deyişle toplumsal ya da insansal olgunun içindeki kötülüğü de ortaya sermekten korkmayan- bir yazış becerisi kazanır” (s. 263).

55.Hallaç’tan sonra “Gecede (1968) ve Tuhaf Bir Kadın (1971) adlı kitapları, onun Türk edebiyatında özgün ve kalıcı damgasını pekiştiren yapıtlardır. Erbil, Türkiye’de edebiyata, sanata, düşünceye, kültüre verilen önem ve değerin belirgin bir biçimde kan kaybına uğradığı 1980 sonrası dönemde de Karanlığın Günü (1985) ve Mektup Aşkları (1988) adlı romanlarıyla bu erozyona direndi. Edebiyatımızın hep doruklarında dolaştı; dille olan ilişkisinin gizli dikişlerine ve kurmaca dünyasının bireyin ve toplumun gerçekleriyle yoğrulduğu Erbil anlatısına okur bu yapıtlarla ulaştı. Cüce (2001) ve Üç Başlı Ejderha (2005) ise, deneyimli bir Erbil okuruna bile yer yer şaşırtmaca veren, uç bir dil deneyinin ürünleri. Sentaksı köşelere sıkıştıran, gramer kurallarını kendilerini yeniden oluşturmaları baskısıyla tehdit eden, semantiğe şantaj yapan gözüpek ve pervasız bir dil işçiliğiyle karşı karşıyadır artık okur.” (Akatlı, 2007: 253) Leylâ Erbil yazın haritasını Kalan (2011) romanıyla sürdürmüştür ve Füsun Akatlı’nın bahsettiği uç dil deneyimi burada da görülür. Leylâ Erbil hikâyelerinden sonra Tuhaf Bir Kadın ile açtığı roman parantezini Tuhaf Bir Erkek (2013) ile kapatmıştır.

56.Hallaç:1960 yılında Dost Yayınları’nda basılan ve içinde on altı öykü bulunan kitap, Sait Faik ve Samuel Beckett’e ithaf edilmiştir. Kitap çok ilgi görmez ancak Memet Fuat ve Behçet Necatigil gibi isimlerin beğendiği bilinir.

57.“Bilinçli Eğinim I”: “İşte burada bu olayın bir umut sanısının ÖZVERİYE KAPILMA DUYGUSUNDAN MI yoksa ÖZVERİ DUYGUSUNA KAPILMAK İÇİN Mİ sokulduğunu yaşantıya… Ama, bu arada bu asıl ereğin gözden kaçan süresinde bi çeşit mutluluk vardı. Mutluluk sanısı ola ki salt o gözden kaçan KÜÇÜK ARALIKLARDAYDI.” (13)

58.Gecede: 1968 yılında kendisinin bastırdığı yedi öyküden oluşan Gecede kitabını Sait Faik Öykü Armağanı için gönderir ancak ödül Faik Baysal ile Orhan Kemal arasında paylaştırılır. Bir yıl sonra arkadaşlarına hiçbir ödüle katılmama çağrısında bulunur ancak bu çağrı fazla destek görmediği gibi çağrıya katılanlar içinde de (Hayati Asılyazıcı, Demir Özlü, Selim İleri, Naci Çelik, Fikret Ürgüp) bir tek Leylâ Erbil kararını sürdürür.

59.“Vapur”: “Boğazda hiçbir nenleri değiştirmeksizin salt hokkabazlık edip çevreyi güldürdüğünü sanarak, salt insanların temel yaşamalarını bozmayıp arada bir eğlendirdiği, avuttuğu için, bir bakıma kandırdığı, başkaldırmaya değil de boyun eğmeye doğru itelediği için onları, çaresiz tek, umutsuz olduğunu sandığı için, kıymış mıdır kendisine vapur?” (48)

60.Eski Sevgili 1977 yılında yayımlanan Eski Sevgili beş öyküden oluşur. Adam Yayınları’ndaki ilk baskısının arka kapağında Füsun Akatlı şöyle der: “Eski Sevgili Erbil’in son yapıtı. Yazarın hırçın sesinin en tizleştiği kitabı Eski Sevgili.”

61.“Biz İki Sosyalist Erkek Eleştirmen”: “İnsan içerliyor: Ömrüm boyu duygularına kapılmayan yan tutmayan, dürüst, akılcı bir eleştirmen olmaya adamışımdır kendimi, gene de beni değil onu baş tacı etmektedir millet. Bir dediği bir dediğini tutmaz ama, abuk sabuk da olsa konuşmayagörsün, allak bullak eder ortalığı, bambaşka bir etki yaratır okur üzerinde.” (85-86)

62.Tuhaf Bir Kadın: Eski Sevgili’den önce, ilk romanı 1971 yılında yayımlanmıştır. Geleneksel yapıyı eleştirmesiyle çok fazla tepki almıştır. Yazarın metne müdahalesi her basımda ön sözü yeniden yazmasıyla dikkat çeker. Burada Mustafa Suphi olayının aydınlatılması için bunu bir borç öder gibi metnine yerleştiren Leylâ Erbil, kolektif bir bilinç ve vicdan yaratmak ister.

63.Yazar, altıncı baskıdan itibaren eklenen ön sözlerin ilkinde uzun bir açıklama yapar. Mustafa Suphi olayı ile ilgili yeni belgeler eklediğini duyurur ve Kemal Tahir’in, Yavuz Aslan’ın ve Andrew Mango’nun araştırmalarını ekler. Bu eklemelerin kitabın özünü değiştirmediğini de vurgular. Aslında bu olaya daha önce Mustafa Kemal’in yakınında olanlardan Halide Edip ve Yakup Kadri tanıklık edebilselerdi kendisinin bu kadar araştırmak zorunda kalmayacağını belirtir. Ayrıca bu konunun Orhan Kemal, Çetin Altan, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve hatta konuyla ilgilenen Attila İlhan’ın bile bunu yazınsal yapıtlarına dâhil etmediklerini belirtir. Yazar bir öğrenme merakı içinde bu konuyu irdelediğini, 2005’te ve 2011’de eklenecek yeni bir belge bulamadığını yazar.

64.Tuhaf Bir Kadın: “Ona tanıdığım sanatçıların çoğunun kaçık olduğunu ya da kaçık numarası yaptıklarını söyledim. Bir bölümü Fransa’dan aktarma derliyor, bir bölümü zaten geri zekâlı dedim. ‘Evet hepsi de biraz kaçıktı r,’ dedi. ‘Peki’, dedim, ‘Türk edebiyatını bu kaçıklar mı yaratacaklar?’” (49)

65.Karanlığın Günü: Adam Yayınları tarafından 1985 yılında basılmıştır. Annesinin hastanede geçirdiği yıllarda yaşadıklarıyla bağlantılı birtakım otobiyografik öğeler olduğu bilinir.

66.Karanlığın Günü: “Kimi vakit insan, kendisi hakkında söylenen ve yalan olduğunu bildiği savları reddetmek gereğini bile duymayabilir; birtakım yanlış aktarmalara, hatta karalamalara aldırmayacak kadar başka sorunların içinde bulunabilir, ya da o yalanlarla uğraşma evresini aşmış vatanına kavuşmuş, Allahına ermiş olabilir mi?” (209-210)

67.Mektup Aşkları: Tezer Özlü ile konuşmaları neticesinde “kocalarını/eşlerini yazma” anlaşmasını gerçekleştirmiştir. 1988’de yayımlanan kitabı Erdal Öz’e teslim ettikten sonra fuarda Öz’ün çantası çalınır ve kitap kaybolur. Erbil, metnin son kırk sayfasını yeniden yazar.

68.Mektup Aşkları: “Ben romantik, yanlış kitaplarla, kötü yaşam örnekleriyle aldatılmış, yaşamanın anlamını kavramaktan yoksun, kibirlinin biriymişim. İnsan tek başına yaşamı karşılamak zorunda, bense ille de bir sevgiliyle elele verip değiştirecektim dünyayı! Ne ham hayal, ne zırvalık.” (222)

69.Cüce: 2001 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından basılmıştır. İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2013’te basılmıştır ve ön kapakta Orhan Koçak’ın “İhtişamlı bir yapıt. Artık ancak başka bir şey yapılabilir.” ifadesi yer almaktadır.

Leylâ Erbil

70.Cüce: “Ne var ki, dünyada yoksa da bir örneği, modeline rastlanmamışsa da ‘hiç yazar’ın milattan öncede ve sonrada, sandığımızdan da çoktur onlar, halkların ‘hiç halk’ olanları gibi ve değillerse mezralarda, işkencede, dağlarda bayırlarda, ya da toprak altlarında beklemektedirler günlerini unutmayan, giderek devleşen bir bilinç gibi; küllerimiz düşlerimiz ve karıncalarımız karışmış da olsa birbirine, onlardan da değilsin sen, sen hiçbir yere ait değilsin, aitsiz kimliksin sen, ‘Aitsiz Kimlik!’”(33)

71.Üç Başlı Ejderha: Üç Başlı Ejderha kitabı “Bir Kötülük Denemesi” metni ile birlikte 2005 yılında yayımlanmıştır.

72.Üç Başlı Ejderha: “tanır eşik beni,,, ben de onu,,, oyulmuştur ortası hafifçe,,, çok estetik bir eğim oluşmuştur,,, çiğnene çiğnene yüz yıldır,,, delinmek üzere neredeyse,,, ortası,,, röntgenci deliği gibi,,, bu eşiği buradan olduğu gibi çıkarıp mezarıma dikseler,,, isterim isterim,,, ölünce,,, tam bir heykel,,, vasiyetime bunu koymayı unutmamalıyım,,, ben ölene dek delik de açılır belki,,, tam ortasından,,,” (5)

73.“Bir Kötülük Denemesi” ilk önce 2003 yılında Geceyazısı’nın birinci sayısında yayımlanmıştır. Bu metinde Ece Ayhan’ın Tanrıçay adıyla edebiyatçı yazar ve şairler üzerindeki baskısı anlatılır, etik yoksunluğun ifşası yapılır ve anlatıcının bir nevi öç alma hikâyesi okunur.

74.“Bir Kötülük Denemesi”: “Bence Tanrıçay’ın sorunu kimsenin reddedemeyeceği yeni bir kötülük kahramanı biçimiyle ölümü arıyor olmasıydı. Ölmek hiç istemediği bir şeydi, ancak, kaçınılmazlığı karşısındaki yenilme öfkesini bizden çıkarmadan gitmeye niyeti yoktu.”  (65)

75.Kalan: 2011 yılında yayımlanan Kalan metninin yazım aşamasında Elmas Şahin ile bir sohbetlerinde şu ayrıntıları verir yazar: “Suriçi’nde bir ev, bir mahalle, bir yaşantı anlatmaya çalışıyorum. Taşlığı, sarnıcı olan bir ev. Annenin anlaşılmaz bir farandol tutkusu var. Bir de Asya tarafında bir hala var. Öyle bir git gel, kabaca. Türü henüz belli değil.” (33) Buradan öğrendiğimize göre Erbil kitabının adını Farandol koymak istemiştir.

76.Kalan: “sonra ishak da hiçbir şey de ölmez boyut değiştirir sadece, unutulmaz dedi,,, tanrı dans ve şarkıyı kötü şeyleri unutmamız için yarattı dedi,,, şarkı ve dans içimizi güzelleştirir dedi,,, dans edince ishak mutlu olur mu dedim,,, olur dedi annem, şarkı ve dans ölüleri de mutlu eder şarkı geçmişi gelecekle bir yapar, canlandırır,,, babamı da canlı mı kılar, dedim,,, yüzünün yelkovanı durdu,,, onu da! dedi,,, sıkı sıkı sarılıp öptü beni sonra yere bıraktı sen de gel dedi ablama, bir iki üç başla! dedi. Sağ ayaklarımızı vurduk mermere; kraliyet ailesine mensup birileri gibi üçümüz dimdik başlayınca farandola dansına dayı sokağa çıktı.” (140)

77.Tuhaf Bir Erkek: Hastalığına rağmen bitirdiği eseri Kalan’dan sonra 2013 yılında yayımlamıştır son romanını. Kurmaca içinde isimler değişse de Kalan’dan doğmuştur diye yazar ön sözde.

78.Tuhaf Bir Erkek: “bilincin her şeyini ortaya koyduğu ve/yok edilmeyi göze aldığı yerdeyim/nasıl bir yer orası bilemezsiniz/anlatamam/bazı insanlar/hep o noktadadır.”  (77)

79.2013 PEN Öykü ödülü Leylâ Erbil’e verilmiştir ancak hasta olduğu için katılamamıştır ve bir teşekkür metni göndermiştir. Orada şiirsel öyküsü “kış bitmek bilmeyecek” okunur ve bu yazarın kaleme aldığı son öyküdür. Bu metin Tuhaf Bir Erkek kitabından bazı bölümlerin değiştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Leylâ Erbil Vesikalıkları
(Kaynak: Leylâ Erbil Özel Koleksiyonu http://nazimhikmetmerkezi.com/projeler/leyla-erbil-ozel-koleksiyonu/)

80.“kış bitmek bilmeyecek”: “bitmek bilmeyecek bu kış/biter de geceler çok uzun/bitmez/sen de sıkılacağına yere bak/yerde ne var/hereke/ne/halı/ona sen bak/bakıyorum zaten…..” (Şahin, 2015: 455)

81.Zihin Kuşları: 1998 yılında yayımlanan deneme kitabıdır. Daha önce dergilerde yayımlanan çeşitli yazılarının bir araya getirilmesiyle ve daha önce yayımlanmamış birkaç yazısıyla birlikte basılmıştır.

82.“Madrigaller”: “Madrigalin Onat’ın iç dünyasına neden bu denli yatkın olduğunu bilemiyorum, başka müzik türlerine de tutkundu gerçi ama bir konuşmamızda gene, salt madrigallerin eşlik ettiği bir film düşlediğini söylemişti…. Sevenleri çoktur Onat’ın. Yüreğindeki elmastan binlercesine ışık saçtı, emeği geçti, sevgiyi aşıladı; kolayca unutulmayacak ve bir gün onunla ilgili sahici bir film yapmak düşünüldüğünde onun ‘madrigaller’i de anımsanacak…” (132-133)

83.Tezer Özlü’den Leylâ Erbil’e Mektuplar: Tezer Özlü’nün vasiyeti üzerine mektupları, 1995 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından basılmıştır.

84.“Sevgi ya da Sanat Dünyasında”: “Mektuplarda, haklı haksız Tezer’in alaya aldığı, parladığı kimseler de var. Derdi kişiler değil, zihniyetlerdi, bu yüzden biz onları anlaşılmaz kılmaya çalıştık? Tezer Özlü’nün yüreğinde kin ve intikam gibi duygular hiç barınmadı; çabucak incinen bir insanın tepkileriydi onlar. Tezer’in bilinçli okurlarının bu tepkileri de doğru bir kanala aktaracaklarına inanıyorum ben; beni yüceltmelerindeki abartma payını sezeceklerine de. Söylemeye gerek yok, onunla birçok konuda düşüncelerimiz ayrılıyordu, ama bunlar hiçbir biçimde dostluğumuzu engellemedi.” (18)

85.Leylim Leylim: Ahmet Arif’ten Leylâ Erbil’e Mektuplar: 2013’te yayımlanan kitap Ahmet Arif’in Leylâ Erbil’e yazdığı mektuplardan oluşur ancak Erbil kitabı görememiş, vefatından sonra yayımlanabilmiştir.

86.“Tarihsiz bir mektuptan”: “Leylâ/ Sevmeyi, neleri ve nice ya da nasıl sevmeyi, (nedenli ya zırva da olsa) sana öğretmek, kabul ettirmek gibi bir çabam olamaz elbet. Bu her şeyden önce sana saygısızlık, seni önemsemezlik olur. Gelgelelim -bu benim kara bahtımdır- sana kul, sana divâne olmanın ‘aşırılığını’ sevmediğini söylüyorsun. Bir doz, bir ayar meselesinden çok, bir çeşit acımaklı tersleme! Bu bahiste yerden göğe haklısın. Zaten sen asla haksız düşmeyeceksin.” (203)

87.İlk hikâyeleri yayımlandığında ‘farklı ve anlaşılması zor bir iş yaptığının’ farkında olan Leylâ Erbil, 1950’li yıllardan 2013 yılına kadar mânâyı kompleks bir yapının içine yerleştirmiş ve bu biçimi terk etmemiştir.

88.Kapalı metinler oluşturmuş, okuru bir girdabın içinde bırakmıştır. Bu anlamda dil, metni gizleyen ve bu oranda da okura kendini açan bir varlık hâlini almıştır. Metnin kendini açtığı noktalarda görülen ise Türkiye tarihidir.

89.Leylâ Erbil, toplumsal meselelerden asla uzak durmamış, aydın tavrını daima korumuştur. Bu onda kaosu da dilin içine yerleştirerek daha sert bir şekilde tarihi yeniden yazmasına imkân sağlamıştır.

90.Kaosu yerleştirme biçimlerinden biri de kendine özgü imla işaretleri kullanmasıdır. Bu işaretler metninin sınırını genişletmiştir. Söz dizimi kurallarını alt üst ederek bilincin savruluşunu göstermiştir. Yaralanmış bir bilincin dili nasıl olursa öyle yazmıştır.

91.Bilinçakışı yahut iç monolog tekniklerinin de sınırlarıyla oynamıştır. Leylâ Erbil’in yazını hiçbir akıma hiçbir edebi türe bağlı değildir ancak bireyin toplumla olan ilişkisi çeşitli okumalara açıktır. Kendisi de metinlerinin Freud ve Marx ile okunabileceğini belirterek bir kapı aralamıştır.

92.İlhan Berk, okudukları üzerinden yalnızca başkaldırı ve dil üzerinde yoğunlaşmalı demiştir ancak başkaldırının olması için de kendilik bilincinin gelişmesi gerekir. Leylâ Erbil’de de asıl mesele kendi olarak kalabilmek ve tavizsiz mücadele etmektir.

93.Leylâ Erbil’in metinlerinin disiplinlerarası bir bakış açısıyla birçok açıdan ele alındığı görülür. Metinler psikanalizin ve felsefenin imkânlarıyla insan oluş, kendilik bilinci, kendi için varlık, kendi olma vb. farklı meseleler de merkeze alınarak incelenebilir.

94.Metinlerinin birbiriyle bağlantısı da düşünülerek değerlendirildiğinde Leylâ Erbil yazınının baştan sona tek bir metnin parçalanmasıyla oluşturulduğu iddia edilebilir. Bu metinlerde anlatılan hakikat; birey olmaya, kimlik oluşturmaya çalışan, bunun mücadelesini toplumla ve her türden kurumla çatışarak veren kişilerin nihayetinde hiçbir yere tam mânâsıyla ait olamamaları, Zenîme Hanım’ın ifadesiyle birer “aitsiz kimlik” oluşlarıdır. Aslında bu hâliyle de kendilik kaygısının aşılması söz konusudur.

95.Bir direniş biçimi olarak kendi’ni var etme ve kendi’ni sürdürme, dayatılan iktidar biçimine karşı kendi’ni dayatma, Leylâ Erbil’in bireyleri için “aitsiz kimlik”ler oluşlarının farkındalığı ve bunun sürdürülmesi üzerine kuruludur. Bu da kadın yazar karakterler için hakikatin ta kendisi anlamına gelir.

96.Kendi için varlık, artık aitsiz birer kimlik hâlinde bir tarihin/coğrafyanın içine yerleşmeden kendi tarihlerini yazarlar. Bu bir soya ait olmama, tarihini reddetmekten ziyade o tarihin ne derece kanlı olduğunun bilincinde biri olarak kansız bir kişisel tarih yazma ve özgürlük alanı açma mücadelesidir.

97.Dış dünya ve onun kurallarına ait olamayan kadın-yazarlar aitsiz oluşlarıyla kendi varlıklarını kurarlar. Bu öznelik çalışmaları hakikate ulaşmak için gerçekleştirilen iç konuşmalarla, yazar olmakla, delilikle ve nihayetinde aitsiz oluşla mümkündür.

98.Leylâ Erbil’in metinlerinde kendilik kaygısı, kendi üzerine çalışma, hayatın kendisidir ancak toplum ve coğrafya kimlik edinmeyi, kendi olmayı mümkün kılmamıştır. Bu durumda da hakiki olan “aitsiz kimlik” yaratmaktır.

99.Eleştirilen yapıya dâhil olmadan bir hakikat kurma çabası, daima eleştirel ve mesafeli olmak zorunluluğunu doğurur. Leylâ Erbil metinlerinde, mesafe tam anlamıyla dil üzerinden kelimelerle kurulur.

100.Metinlerdeki yazar-şair olan kadınlar, yaşamı kendilerinin kılma mücadelesinde kelimelere sığınırlar ancak bu kelimeler her zaman bir yuva olmayacaktır, mesafenin soğukluğuyla kendine bakan bir dilin acımasız eleştirileri de yer bulacaktır. Dolayısıyla metinlerdeki yazar-şair kadınların kendilik kaygılarını sanat eserine dönüştürdükleri ân, aitsiz olduklarını dile getirdikleri ândır. Mesafe aitsiz olmakta konumlanmıştır. Mesafenin dili okura Leylâ Erbil’in sesini de duyurur. Leylâ Erbil’in eleştirel tavrı yalnızca metinlerinin değil yaşamının da tam merkezinde durmuştur.

Kaynakça

Akbulak, Esra Nur- Akyıldız, Olcay (2021).Leylâ Erbil Bibliyografyası”.Zemin. S. 1, s. 30-69. Erişim adresi: http://zemindergi.com/wp-content/uploads/2021/07/2-Esra-Nur-Akbulak-Olcay-Akyildiz.pdf

“Leylâ Erbil”. Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi. 2 cilt. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2001. 1: 311-13.

Akatlı, Füsun (2007). “Leylâ Erbil’in Uçurduğu ‘Zihin Kuşları’” Leylâ Erbil’de Etik ve Estetik. Yay. Haz.: Süha Oğuzertem. İstanbul: Kanat Yayınları, s.253-256.

Berk, İlhan (2007). “Başkaldıran Yazarın Dili” Leylâ Erbil’de Etik ve Estetik. Yay. Haz.: Süha Oğuzertem. İstanbul: Kanat Yayınları,  s. 257-258.

Bir Tuhaf Kuştur Gölgesi Zihin (2013). Der.: Kaya Tokmakçıoğlu. İstanbul: Aylak Adam Kültür Sanat Yayıncılık.

Dündar, Hülya (2007). “Leylâ Erbil’in Yaşam Öyküsü”. Leylâ Erbil’de Etik ve Estetik. Yay. Haz.: Süha Oğuzertem. İstanbul: Kanat Yayınları. s. 11-20.

Erbil, Leylâ (1977). Eski Sevgili. İstanbul: Adam Yayıncılık.

_______ (1968).Gecede. İstanbul: Adam Yayıncılık.

_______ (2013).Hallaç. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

_______ (2003).Cüce. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

_______(2016). Kalan. 10. bs. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

_______ (2018). Karanlığın Günü. 9. bs. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

_______(2004). Mektup Aşkları. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

_______ (2013).Tuhaf Bir Erkek. 3. bs. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

_______(2015). Tuhaf Bir Kadın. 11. bs. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür

            Yayınları.

_______ (2012).Üç Başlı Ejderha. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

_______ (2013). Zihin Kuşları. 4. bs. İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları.

Özlü, Demir (2007).“Başkaldırı ve Yazış”. Leylâ Erbil’de Etik ve EstetikYay. Haz.: Süha Oğuzertem. İstanbul: Kanat Yayınları. s. 263-265.

Şahin, Burcu (18.10.2019). “Leylâ Erbil” maddesi erişim adresi:  http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/erbil-leyla.

Şahin, Burcu (2021). “Leylâ Erbil’in Anlatılarında ‘Aitsiz Kimlikler’”. Doktora Tezi. Yıldız Teknik Üniversitesi.

Şahin, Elmas (2015).Leylâ Erbil Kitabı. İstanbul: Yitik Ülke Yayınları.