Timuçin Oral: Maziyle hesaplaşma: Beş Şehir

Serimizin 23. gününde Timuçin Oral, Beş Şehir‘in İstanbul bölümündeki Yahya Efendi’den bahsedilen kısımdan yola çıkarak eskiden yeniye riyayı anlatıyor.

Dinlemek için aşağıdaki linke tıklayınız:

Maziyle hesaplaşma: Beş Şehir

Merhaba, bu konuşmayı Sanat Kritik adlı platformda Ağustos ayında yer alacak, “Yaz Sıcağında Bir Esinti” başlıklı podcast serisi için yapıyoruz. Bu serinin ilki Ahmet Hamdi Tanpınar’a ayrılmış. Ben size onun Beş Şehir isimli kitabından bir bölüm okumak istiyorum. İlk kez 1946’da yayımladığı ve hocası Yahya Kemal’e ithaf ettiği bu kitabında Tanpınar yaşadığı beş şehri Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’u anlatır ve “Beş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşsı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışsır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla, onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevî çehresi olan kültürümüzü görmek daha doğru olur.” der. Ahmet Hamdi, hem şehirlere ilişkin gözlem ve duygularını hem de başka yerlerde kolayca rastlayamayacağımız bazı tarihi olayları ve ayrıntıları yazar. Benim şimdi size okuyacağım bölüm “İstanbul” içinden ve 182. sayfada yer alıyor.

“IV. Murad’ın Şeyhülislâm’ı Yahya Efendi IV. Murad’la uyuşabilen nadir insanlardandır. Kibar, zarif, sabırlı, daima otoriter, elinde imkân oldukça müsamahalı ve anlayışlı, birinci sınıf saray adamı olarak daima gözde yaşadı. Devrini avucunun içi gibi bilen insanlardandı…

Yahya Efendi’nin zamanında İstanbul şivesi kendisini bulmuştu. Vakıa şehirde iki asra yakın bir hayatımız vardı. Fetihten beri yerleşmiş vezir ve ulema hanedanları, zengin tüccar aileleriyle bütün bir gelenek ve terbiye kurulmuştu. Yeniçeri bile İstanbul külhanbeyisi olmaya başlamış, yani hususî bir not kazanmıştı. İmparatorluğun dört tarafında gelen insanlara şehir pota vazifesini görüyor, süzüyor, değiştiriyor ve bilhassa dili ile zapt ediyordu. Türkçeyle aruzun o kadar rahatça kaynaştığı, Yahya Kemal’in çok sevdiği: “Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur” mısraı onundur.

Naîmâ Yahya Efendiye dair bir yığın fıkra anlatır. En güzel ve devri için manalı olanlardan biri de şeyhülislâmlığından sonra yakın dostlarına söylediği “Riyakâr insanların bazı iyilikleri bulunduğunu şimdi anladım.” sözüdür. “Halk riyayı seviyor, mürâi olmayandan ne korkuyor, ne de utanıyor. Onun için başlangıçta yüz vermediğimiz bazı mürâileri sonunda yüksek vazifelere getirmeye mecbur kaldık!” diyen hakîm şeyhülislâm riyayı “şerrin gizli menzilidir” diye tarif eder. Moliere’den çok ayrı bir davranış! Bu satırları ve benzerlerini okurken insanın Osmanlı tarihi için gizli din ve gizli ahlâk diyeceği geliyor. Şurası var ki Yahya Efendiden çok evvel riya, cemiyet hayatında asıl rolü olan ithama başlamıştı”.

Aslında bu metnin çok da üzerine konuşulmasına gerek yok. Aralıklarla üç kez göreve gelerek on bir yıl şeyhülislamlık yapmış Yahya Efendi’nin söylediklerinin günümüzde de hala geçerli olduğunu söylemiz yeterli olacaktır sanırım. Sözü yine Ahmet Hamdi’nin kendi sözleriyle bitirirsek: “Mazi daima mevcuttur. Kendimiz olarak yaşayabilmek için, onunla her an hesaplaşmaya ve anlaşmaya mecburuz. Beş Şehir işte bu hesaplaşma ihtiyacının doğurduğu bir konuşmadır.”

Timuçin Oral: 1960’ta Kırşehir’de doğdu. 1984’te Uludağ Üniversitesi Bursa Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Artvin’in Şavşat ve Arhavi ilçelerindeki zorunlu hizmetin ardından uzmanlık eğitimini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tamamlayarak 1990 yılında psikiyatri uzmanı, 1995’te doçent oldu. Uzman, servis sorumlusu, klinik şefi olarak çalıştığı 20 yılın ardından 2009’da emekli oldu. Yeditepe Üniversitesi Tıp ve Diş Hekimliği fakültelerinde sözleşmeli, İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde kadrolu öğretim üyesi olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi Klinik Psikoloji Doktora Programı’nda psikofarmakoloji dersleri verdi. 2013’te profesör oldu. İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu’nda, Türkiye Psikiyatri Derneği’nin (TPD) çeşitli organlarında görev yaptı. 2016-2018 arasında TPD genel başkanı olarak çalıştı. Bilimsel makale, monografi ve kitap bölümleri ile eş yazarı olduğu Araştırma ve Klinik Uygulamada Biyolojik Psikiyatri-Duygudurum Bozuklukları adlı bir de kitabı bulunmaktadır. Akademik çalışmalarının yanı sıra seyahat, fotoğraf ve ahşap oyma gibi merakları da vardır. İhtisasının ilk günlerinden beri yakından izlediği Engin Geçtan gibi destekçisi ve ve dönem dönem programcısı olduğu Açık Radyo’da, Dünya Hali’nin yanı sıra Şenol Ayla ile Sanat Uzun İlham Sonsuz programını yapmıştır. Halen İstanbul’da serbest hekim olarak çalışmaktadır.