Fatma Erkman Akerson: Saatleri ayarlama imgesi nereden geliyor?

Podcast serimizin 5. gününde Fatma Erkman Akerson, Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanındaki saatleri ayarlama imgesinin kaynakları üzerinde duruyor.

Dinlemek için aşağıdaki linke tıklayınız:


Soldan sağa: Ahmet Hamdi Tanpınar, Prof. Dr. Nesterin Dırvana, ? , Prof. Dr. Süheyla Bayrav, Mefküre ? (Roman Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nün kütüphanecisi), Ayten Tancan (öğrenci). 1960 öncesi olmalı! 

Saatleri Ayarlama İmgesi Nereden Geliyor?

Ben, bugün Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ünlü romanı Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden söz edeceğim. Daha doğrusu, bu romanın arka planı üzerinde bir tahmin yürüteceğim. Yorum yapmayacağım, zaten pek çok yorum yapılmış, yalnızca bir tahminimden söz edeceğim. Saatleri ayarlama imgesinin nereden kaynaklanmış olabileceği hakkında bir tahmin yalnızca!

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, temelde, Doğu-Batı kültür eksenindeki karşıtlıktan yola çıkar. Yorumcuların çoğu da bu görüştedir! Bu temel karşıtlık romanda, farklı alt eksenlerdeki karşıtlıklarla da pekiştirilmiştir. Bu alt eksenlerin birinde, alafranga saatin kullanımıyla alaturka saat arasındaki karşıtlık yer alır, ancak alaturka saat kendini biraz örtük olarak hissettirir.

Saatleri Ayarlama Enstitüsünün görevi Batı’nın simgesi olarak seçilen alafranga saatin ayarlanmasıdır. Bu ayarlama aslında lüzumsuz bir iştir. Alafranga saat zaten kendiliğinden çok düzenli bir işleyişe sahiptir.

Düzen fikri, özen isteyen, Batı kökenli bir yaklaşımdır, Enstitü bu düzenleme işini aşırı abartır. Bu eksende, Batı’dan gelen düzenlilik ve organizasyon fikriyle, bu yaklaşımın yüzeysel olarak anlaşılması sonucu meydana çıkan bir aşırı bürokrasi ortamı karşı karşıya gelir.

Kısacası, romanda farklı eksenler üzerinde karşıtlıklar kurulur: Doğu-Batı karşıtlığı, Batı’nın düzen fikrinin uygulamada saçma bir düzleme indirgenmesi ve bu karşıtlığın saatlerle simgelenmesi gibi. Tabii başka karşıtlık eksenleri de vardır, ben bunların üstünde durmayacağım, biraz önce de belirttiğim gibi, amacım doğrudan doğruya romanı yorumlamak değil.

Alaturka saatle alafranga saat arasındaki fark nedir? Şimdi biraz bu konuyu açmak istiyorum. Alaturka ya da gurubi ya da ezani denen saate göre, akşam güneş battığında saat 12’dir. Tüm yerleşim merkezlerinde saat akşam ezanına göre ayarlanır. Dolayısıyla, birbirlerine yakın yerler arasında bile saat farkı vardır. Ayrıca, biliyorsunuz, güneşin batışı her gün bir iki dakikalık bir farkla gerçekleşir! Yani gün içinde bir saatin tam bir saat olarak geçebilmesi için, saatlerin de, her akşam bu bir iki dakikalık kayma yüzünden yeniden ayarlanması gerekir. Alafranga ya da vasati denen saat ise, güneşin batış anından bağımsız olarak hep aynı ritimle ilerler.

Şu da var ki, alafranga saatin şimdiki gibi, dünya genelinde bir düzene kavuşması Batı’da da oldukça yenidir, orada da uzun yıllar her kentin, kasabanın, köyün kendi saat ayarı var olagelmiştir.

Saatlerin dünya çapında, birbirine ayarlanması, yani Greenwich saatinin merkeze alınması, ancak 1800’lerin sonuna doğru ortaya çıkmıştır. Dünya genelinde saat dilimleri fikrinin kabul edilmesinin ilk adımları 1884’te Washington’da toplanan bir kongrede kabul edilmiş ve dünya saati 24 eşit boylama göre ayarlanmaya başlamıştır. Tabii henüz her yerde değil, o kongreye yalnızca 25 ülke katılmış ve karar bir oy farkla alınmış. Bu kongrede Osmanlı yok.

Peki, böyle bir uygulamaya neden gerek duyuldu? Tabii ki trenler yüzünden! 1825’te İngiltere’de ilk yolcu treni işlemeye başlar ve bu ulaşım tarzı hızla tüm dünyaya yayılır. Osmanlı’da ilk hat İzmir-Aydın arasında 1860’ta açılır.

Tren hatları geliştikçe, uluslararası hatlar ortaya çıktıkça ve özellikle de aktarma olgusu başlayınca, böyle birbirinden ayrık saat sistemlerine dayanarak tarife yapmak neredeyse olanaksız hale gelmiştir. Dolayısıyla istasyonlar arasındaki saat farklarının önceden bilinen, öngörülebilir bir düzene sokulması ihtiyacı doğmuştur. İşte 1884’de Washington’da toplanan kongre bu karışıklığı giderme amacıyla dünya çapında genel bir düzenleme kurmak istemiştir.

Daha sonra 1913’te Paris’te bu amaçla daha geniş çaplı bir kongre toplanır. Bu kongre, Uluslararası Saat Bürosu  (Bureau Internationale du l’Heure) tarafından düzenlenir. Osmanlı da bu kongreye katılır ve bu yeni saat düzenini, yani alafranga saati kabul eder. Burada da baskı gene tren şirketlerinden gelir, Rumeli Şimendiferleri Şirketi zaten 1912’den başlayarak bu yeni saati uygulamaya koymuş, tarifeleri buna göre yapmaya başlamıştır. Orduda da 1912’den itibaren yeni saat geçerli olmuştur. 1913’te Osmanlı’da tüm resmi dairelerde artık alafranga saat kullanılmaktadır, ama halk arasında hala alaturka saat yaygındır. İstanbul’da Sirkeci’deki Büyük Postanenin duvarında o zamanlarda yan yana iki saat asılıdır, biri alaturka saati, öteki de alafranga saati gösterir.

1915’te, yani Ahmet Hamdi Tanpınar tam 14 yaşındayken, İstanbul’da şöyle bir uygulama başlar:

Alafranga saatle 12’ye beş kala, Paris’ten Okmeydanı’ndaki telgrafhaneye saati haber veren bir telgraf gelir, bu haber kent içi telgraflaşmayla Galata’daki İngiliz Bahriye Hastanesine aktarılır. Ve hemen Hastanenin serenine vakit küresi denen bir top çekilir (bu küre Avrupa’dan getirtilmiştir – time ball) (bu hastane arada yıkılmış, yerinde şimdi bir eğitim hastanesi var). Hastanenin serenindeki bu top, heryerden, özellikle de limandan ve Sirkeci garından görülebilir. Çünkü limandan kalkacak gemiler de kendilerini alafranga saate göre ayarlar. Küre, önceleri Galata Kulesine yerleştirilmiş, ancak sonra Hastanenin serenine aktarılmış, oradan daha iyi görülebiliyormuş. Bu vakit küresi, öğlen tam 12’de düşürülüyormuş. Küre düştüğü anda saat öğlen 12 demekmiş. Yalnız bazen hatalar oluyormuş, o zaman da serene siyah-beyaz bir bayrak çekiliyormuş, kürenin yeniden çekilmesi için de ertesi gün bekleniyormuş.

Tüm Türkiye’de resmen alafranga saate geçilmesi ise, Cumhuriyet’ten sonra 1926’da gerçekleşiyor.

Ben bu bilgilerin hemen hepsini Feza Günergün’ün “Osmanlı Türkiyesinde Alaturka Saatten Alafranga Saate Geçiş” adlı makalesinden öğrendim. Makale, 1996’da yapılan, X. Ulusal Astronomi Kongresinde bildiri olarak sunulmuş, internette bulabilirsiniz.

Başlarken yorum yapmayacağımı, yalnızca bir tahmin yürüteceğimi belirtmiştim. İşte benim tahminim, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın çocukluğunda bu vakit küresi olgusunu mutlaka izlemiş olduğu yolunda. Saatleri ayarlayan bir vakit küresinin varlığını fiilen görmüş olmalı. Çocukluğunda yaşadığı bu süreç belleğinin bir tarafında kalmıştır, diye düşünüyorum. Ve karşıtlık eksenini saatlerin ayarlanması üzerinden kurması da, bu görsel çocukluk anısından kaynaklanıyor olabilir. Ama bu sadece bir tahmin.

Saatleri Ayarlama Enstitüsünü çıkar çıkmaz okuduğumda 16 yaşındaydım, kitap çok hoşuma gitmişti. Ahmet Hamdi Bey aile dostumuzdu, sık sık bize gelirdi. Hatta bana “genç nesilden tek okuyucum” diye takılırdı. Kitap çıktıktan bir yıl sonra da öldü. Ama benim o zamanlar bu vakit küresi olayından hiç haberim olmadığı için, kendisine ne yazık ki, şu vakit küresinden etkilenip etkilenmediğini sormamıştım!

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Kaynakça

Günergün, Feza (1996) “Osmanlı Türkiyesinde Alaturka Saatten Alafranga Saate Geçiş”  X. Ulusal Astronomi Kongresi.

Fatma Erkman Akerson: İstanbul’da doğdu. İstanbul Alman Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. 1993’te profesör unvanını aldı. İstanbul, Mimar Sinan, Marmara ve Yeditepe üniversitelerinde dilbilim, göstergebilim ve edebiyat kuramları dersleri verdi; bu alanlarda birçok makale yazdı. Anlam-Çeviri-Karşılaştırma (1991-2. baskı); Tıp Öğrencileri İçin Almanca (2006-2. baskı), Edebiyatımızda Bireyselleşme Serüveni (Der.; 2013-Ayrıntı Yay.); Türkçede Niteleme (2015 – Şeyda Ozil ile birlikte; 2. baskı); Mimesis’i Okumaya Başlarken (2015); Göstergebilime Giriş (2016-3. baskı); Dile Genel Bir Bakış (2016-3.baskı), Edebiyat ve Kuramlar (2019’da 4. baskısı çıkacak) gibi akademik yayınları ile tanındı. Birbiri ile ilişkili üç anlatıdan oluşan Kırmızı Motosiklet (2013) yazınsal türdeki ilk yayınıydı, Almancaya çevrildi (2017). Daha sonra Nisan (2017-2. baskı) ve Düğmeler ve Başka Şeyler (2016) adlı iki romanı yayımlandı.