Arkadaş ya da Dost Nerede Bulunur?

Dilek Büyük

Filler devasa gövdeleri, koca kulakları, hortumları ve gülümseyen yüzleriyle çocuk kitaplarında sık rastladığımız figürlerdir. İllüstrasyonlarıyla bilinen Ivan Mata da kendisinin yazıp resimlediği, masal formundaki iki kitabında bu figürü kullanmış.

Mavi Çizgili Fil kitabında kahramanımız, mavi çizgileri olan yavru bir fildir. Küçük fil kendini önce birbirinden farklı renk, şekil ve desende hayvanların olduğu bir dünyada bulur. Çeşitlilik güzeldir. Büyüdükçe birbirine geçişin pek olmadığı bir gruplaşma başladığını fark eder. Tıpkı ülkelerin arasına sınırların çizilmesi gibi önce başka türlerle ayrıştırılırlar. Sonra fillerin çizgilisi, beneklisi ayrı gruplara dağıtılır; ardından da onlara etnik, cinsiyetçi, dini ayrımların yapıldığı gibi değişik renkler ve gruplardan bireylerin bir arada oynayamayacağı söylenir, böylece çizgililer statüko ayrılarındaki gibi boylarına göre ayrıştırılır. Tüm bu ayrımlardan sıkılan Mavi Çizgili Fil artık yalnız dolaşmaya başlamıştır ki Pembe Benekli Fil’le karşılaşır. Farklı olmalarına rağmen çok iyi anlaşır, arkadaş olurlar. Uyumları onları mutlu eder. Çünkü farklılıklar eksik yanımızı tamamlar çoğu kez. Bu deneyim küçük file kendisi gibi olmayanlarla da ilişki kurulabileceğini, bu şekilde de mutlu olunabileceğini gösterir.  Ta ki, bu “aykırı” ilişkileri diğerleri tarafından fark edilinceye dek. Yaptırımlar gecikmez, Mavi Çizgili Fil hemen kendisi gibi olanların grubuyla sınırlanır ve aynılığın sıkıcılığıyla baş başa kalır. Mata bu noktada hayatın her alanında gördüğümüz, hatta bazen maruz kaldığımız ayrımcılıkları, tek tipleşmeyi parmağını gözümüze sokmadan, sade bir anlatımla derinden hissettiriyor. O, aynı zamanda okura seçim yapma konusunda cesur olunabileceğini de fısıldar. Böylece günler geçer ve hikâyenin sonunda küçük fil radikal bir karar verir; diğerlerinin şaşkın bakışları altında “kendisi gibi olamadığını” söyleyerek ayrılıp, rengiyle, şekliyle, deseniyle farklı olanların arasına karışır.

Mata, kitabı çocuk çizimini hatırlatan basitlik ve sadelikle resimlemiş. Çizer, küçük filin kendi grubu dışındaki dünyaya dair farkındalık kazanmasını sağlayan pembe benekli fili, sayfaların zemin rengini pembe kullanarak okura hep hatırlatmış, bir nevi zihni uyandıran uyarıcıya saygı duruşunda bulunmuş. Kitabın başında, kapak içinde ilk sayfaya doğru uçan bir tukan ile sudan başını çıkarmış timsahın, sağ sayfanın alt köşesinde tek başına ve belki de biraz hüzünle bakan küçük fil ile onun hayli mesafeli görüntüsü bizi karşılarken, kitabın son sayfası ile arka kapak içinin birbirini tamamlayan görselinde farklı canlılardan oluşan bir grubun neşeyle yürüyüp gitmekte olduklarını görürüz. Belli ki Ivan Mata okurunu final sahnesinde gülümsetmekten hoşlanıyor. Baskıya, ayrıştırılmaya ve yalnız kalmaya rağmen okurunu siyah bir kederin içinde boğmadan, kendi olarak kalabilmeyi ve bu yolda cesaretini yitirmeden yürüyebilmeyi abartıdan uzak durarak anlatmayı başarıyor.

Dünya Seyahati kitabında ise kahramanımız yine küçük bir fildir ve dünyayı gezip görmeye kararlıdır. Yol boyunca farklı hayvanlarla karşılaşır. Her karşılaştığı hayvanla arkadaş olmak ister çünkü bir yol arkadaşı olması fikri onu heyecanlandırır. Kim bir can yoldaşı istemez ki? Ama karşısına çıkan hayvanların her biri farlılıklarını gerekçe göstererek onunla yol arkadaşı olamayacaklarını söyler. Küçük fil dünyayı gezmeye devam eder ama yalnızlığı onu giderek daha fazla üzer. Öyle ki, bir gün dayanacak gücü kalmaz, oturup ağlamaya başlar. Tam da bu sırada nereden geldiğini anlamadığı bir ses ona neden ağladığını sorar. Konuşan, hiç aklına gelmeyen biridir: Güneş! “Ben hep seninle birlikte seyahat ettim,” der. Gerçekten de kahramanımız yolunda ilerlerken karşılaştığı herkesle arkadaş olmayı denemiş ancak güneşi fark etmemiştir. Ivan Mata bu noktada çizimindeki nahif tarz ve renk kullanımıyla okurun da küçük fil gibi güneşin varlığını fark etmeden sayfalar boyu yol almasını muzipçe başarır.  Alışkın olduğumuz sarı güneş yerine sayfaları sarı yapmayı yeğlemiş. Güneş olduğunu öykünün finalinde anladığımız, oysa her sayfada gördüğümüz kırmızı daire sarı sayfaların üzerine yerleşince, okurunu usulca gülümseten o güzel sona taşır.

Sonrasında güneş “Farklılıklarımız benim için önemli değil, seni olduğun gibi seviyorum,” der ve küçük fil karşılaştığı her hayvana sorduğu sorunun bu kez kendisine sorulduğunu hisseder: “Benimle seyahat etmek ister misin?”

Kafamızı biraz kaldırsak görebileceğimiz bir şeyi ayırt edemeyiz ya bazen, ya da en çaresiz anlarda yalnız olmadığımızı fark ediveririz, işte Ivan Mata da bu şiirsel ve masalsı metinle içimizi öyle bir huzur ve mutlulukla dinlendirir.

Mata yine bu kitabında da son derece sade bir resimleme tekniği kullanmış. Sayfaların zemin rengi belli ki bu kez de güneşi selamlamak, okuru biraz da gülümsetmek adına hardal sarısı. Küçük sürprizleri ve gülümsetmeyi seviyor Ivan Mata. Bu yüzden iki kitabında da renkleri ve çizimleri metne muzip muzip yedirerek okuruna göz kırpıyor uzaktan. Aslında iki kitabın orijinal adlarında da aynı şaşırtmacayı kullanmış.  Asıl kahramanları ya da ana olayı isim olarak kullanmak yerine düğümü çözen karakteri isim yapmış. İlk kitapta Mavi Çizgili Fil yerine  küçük filin aydınlanmasını ve kendi yolunu bulmasını sağlayan Pembe Benekli Fil’i (Lunares Rosas), ikinci kitapta ise öykünün sonuna dek fark etmediğimiz güneşi dolaylı olarak anlatan  “Senin Gibiyim”i kullanmış. Bunlar Türkçe baskıdaki isimlerine kıyasla anlamı kitabın sonuna gelinceye dek gizli kalan isimler. Ki, bu da onun tarzına çok uygun elbette.

Sakin, süssüz ama duygusu yoğun bu iki kitap Cahit Külebi’nin Dost şiirinin şu mısralarına götürüyor insanı:

Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

Belki de en iyi dostlarımız, en beklenmedik anda bulduklarımızdır, kim bilir…

Yazan ve resimleyen: Ivan Mata

Çeviren: Ayşe Caner

Yeni İnsan Yayınevi