İstanbul Kitapları Dizisi üzerine Çiğdem Bakırcıoğlu ile söyleşi

Esin Hamamcı

esin.hamamci@sanatkritik.com

Oğlak Yayınları’nın İstanbul Kitapları dizisi, İstanbul’un yakın tarihine farklı bir bakış açısı sunuyor. Dizinin yazarları Selim İleri, Gökhan Akçura, Nuri Akbayar, Sennur Sezer, Eser Tutel. Gökhan Akçura, İstanbul’un sazlı, cazlı müzik tarihini yazdığı İstanbul’un Şarkıları ve şenlikleri, tiyatroları, incesazlarını anlattığı Bir Şehr-i İstanbul Ki… kitabıyla dizinin araştırma kitabını, Nuri Akbayar Bir Albüm İstanbul’u ile İstanbul’un eski resim ve fotoğraflarını, Sennur Sezer İstanbul’un Eski İkramları ile yemek kültürünü ve tariflerini, Eser Tutel ve Selim İleri ise İstanbul anılarıyla katkıda bulunuyor. İstanbul’un yakın sosyal tarihine, kültür belleğine bilgiler kazandıran bu seri hakkında Oğlak Yayınları editörü Çiğdem Bakırcıoğlu ile bir söyleşi yaptık.

Bu seri İstanbul’un sosyal tarihi üzerine farklı bir okuma deneyimi sunuyor. Bilmediğimiz bir İstanbul yaşatıyor. İstanbul dizisi nasıl başladı? 

İstanbul’da kurulmuş ve eski İstanbul kitapları ve anıları okumuş iki yayıncı olarak, hele bu diziyi canlı tutacak yazarları da tanıyorsak böyle bir projenin doğması doğaldı elbette… 

Bu kitapları hazırlarken İstanbul’a belirli bir perspektiften mi yaklaşmak istediniz?

Yitip giden İstanbul’u hatırlamak, varolan ama az bilinen İstanbul’u keşfetmek açısından baktık. Eser Bey’in, Selim İleri’nin anlattığı İstanbul belki de daha dündü… Ama kaybolmuştu… Nostalji de bu değil mi zaten?

Altı kitaplık serinin yazarları Selim İleri, Gökhan Akçura, Nuri Akbayar, Sennur Sezer, Eser Tutel. Yazarları nasıl belirlediniz?

İstanbul’u bilen… İstanbul’u unutmayan ve İstanbul’u araştıran, merak eden yazarlar olmaları… Ömürlerini İstanbul’da gerçek anlamda “yaşayarak” geçirmiş yazarlardı… Kuşkusuz iyi yazarlardı da.

Araştırmacı, yazar, dramaturg Gökhan Akçura’nın İstanbul Şarkıları Şehrin Müzikli Tarihinde Kazı Çalışmaları kitabı 1900’lerin İstanbul’undan Cumhuriyet sonrasına uzanan eğlence hayatına odaklanıyor. Cumhuriyet öncesi konaklarda, kapalı mekânlardaki incesazlar, Cumhuriyet sonrası bahçelere taşıyor. Tangolar, sazlar, gazinolar… İncesazın yerini “solist” alıyor. İstanbul’un müzik ve sosyal hayatı için ilk kez okuyacağımız ayrıntılı bilgiler bulunduran, adı gibi adeta “müzikli tarihini” kaza kaza ilerleyen bir kitap. Siz bu açıdan kitabın önemli bir eksiği tamamladığını düşünüyor musunuz? Zira bir okur olarak bu kitabı okurken “İyi ki basılmış” dediğim bir çalışmaydı.

Çiğdem Bakırcıoğlu

Gökhan Akçura bu kitabı yazarken gerçekten de İstanbul’un müzikli tarihini ince ince kazmış. Biz de okuduğumuzda oldukça etkilendik hem de çok eğlendik. Bu dizide olmasını arzu ettiğimiz kitaplardan biriydi doğrusu.

İstanbul üzerine birçok kitap yazılmış olsa da bu seriyle birlikte İstanbul’u yeniden keşfe çıkıyoruz. Gökhan Akçura’nın Bir Şehr-i İstanbul Ki… Şehrin Şenlikli Tarihinden İzlenimler adlı kitabı İstanbul’un sayfiyeleri, plajları, kabareleri, tiyatrolarına, Garden Bar’a, Maksim’e ışık tutuyor. Bu kitapla birlikte İstanbul’da, göçün artmasıyla birlikte Saygısızlıkla Mücadele Derneği ve Adaları Güzelleştirme Cemiyeti’nin varlığından haberdar oluyoruz. Bir şehrin eğlence tarihini, anlayışını oluşturan yapıtaşları hakkında resimlerle, belgelerle oldukça ayrıntılı bilgi veren bir kitap. Siz o günün İstanbul’unu okurken neler hissettiniz?

Ekip olarak bizi heyecanlandıran, okudukça merakımızı kamçılayan bir kitap oldu Bir Şehr-i İstanbul ki… Öğrenmekten keyif aldığımız o kadar güzel ayrıntılar var ki İstanbul’un eğlence tarihiyle ilgili, okurken kendinizi bir anda Maksim’de ya da Garden Bar’da bulmanız kaçınılmaz. 

İstanbul’un en önemli özelliklerinden biri de çok kültürlü olması. Sennur Sezer’in İstanbul’un Eski İkramları İstanbul’un ilk Alman lokantasını, Çin lokantasını, yemek adabını, ikramlarını, İtalyan yemeklerini, Frenklerin kaplumbağa etini, Ermenilerin yaban kerevizi berk-i kazrûnîsini, Türk kahvesi tarifini içeriyor. Rumlar, Ermeniler, Kürtler, Türkmenler’in yemek kültürü üzerine birleşen bir kitap. Bu da farklı kültürlerin bir araya gelmesi demek. İstanbul’un bu zenginliği, birçok kültürü barındırması dizi için kitapları hazırlarken bir zorluk oluşturdu mu?

Aksine… İstanbul’un kozmopolit bir şehir olması, bunca farklı mutfağa sahip olması büyük bir zenginlik. Eser Bey’in, Sennur Hanım’ın, Selim İleri’nin kitapları bu zenginliğin aslında sadece bir kısmını yansıtıyor.

Nuri Akbayar’ın Bir Albüm İstanbul’u ile seriye belge niteliğinde bir eser daha eklenmiş. Albümün seriye nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz? 

O albüm, Osmanlı Dönemi’nde yayımlanmış müthiş bir kaynak, Eski İstanbul kartpostallarından seçilmiş ve daha büyük boyda yayımlanıp ciltlenmiş. Artık hiç göremeyeceğimiz bir İstanbul. Albümü metinlerle zenginleştirense, İstanbul Ansiklopedisi’nin de yönetici ve yazarlarından Nuri Akbayar oldu. İyi ki.

Eser Tutel’in İstanbul’u Yel Üfürdü… Su Götürdü ve Selim İleri’nin Yıldızlar Altında İstanbul’u ile İstanbul Kitaplığı’na yazarların anıları eklenmiş oluyor. Eser Tutel, Atatürk’ün vefatını, İstanbul’un eski kitapçılarını, İstanbul’un bazı semtlerinin kısa tarihlerini ve isimlerinin nereden geldiğine (Çiftehavuzlar, Selamiçeşme, Bostancı, Kadıköy, Balıkpazarı…) değiniyor. Selim İleri gibi İstanbul’u çok seven bir yazarın ise seride anılarıyla yer alması çok hoş. Yazarın Moda, Kadıköy, Cihangir, Galatasaray, Beşiktaş, Boğaz semtlerindeki anılarından oluşuyor. Adalar’da mimozalardan, İstanbul’un dört mevsiminden, Suadiye, Küçüksu plajından anıları mevcut. İstanbul’un kültür belleği açısından önemli noktalar. Siz yazarların anılarının bu dizide yer alması hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Keşke… Keşke kalemi iyi yazarlar anılarını yazarken, şehirlerinin anılarını da yazsalar ya da daha fazla şehirlerine ağırlık verseler. Biz okurlar da yaşadığımız şehirlerin kültür tarihleriyle ilgili daha çok bilgiye ulaşsak…

İstanbul gibi muazzam bir tarihe sahip şehir için bir dizi hazırlamanın zorlukları ve güzel yanları nelerdir?

İyi kalem ve iyi konular bulmak. Yayıncılık biraz da keşif işidir. Gelen dosyaları yayımlamaktan çok, diziler oluşturmak ve o dizilere uygun yazarları/konuları bulmak… Zor yanı da güzel yanı da bu. 

Diziye yakında eklenecek başka kitaplar var mı? Başka şehirler için de böyle bir seriye başlamayı düşünür müsünüz?                 

Yayın programımıza aldığımız birkaç dosyamız mevcut. Başka şehirler için de aynı tat ve edebi değerde olduğu sürece her zaman yayımlamaktan keyif duyacağımız projeler olacaktır.