İkinci Bölüm (Yaşar Kemal’in Bitkileri)

Arap Yasemini

Sonra bir caminin bahçesinde yasemin koktu. Bir dal da ful kopardı oradan. Ful çiçeğine hiç dokunmayacaksın, elin azıcık değerse o apak çiçek kararır solar. Zeynel bir elinde tabancası, bir elinde incitmekten korktuğu fulü…         

                                                                                     Deniz Küstü

Bilimsel literatürde adı: Arap yasemini

Bilimsel adı: Jasminum sambac

Familya: Oleacea (Zeytingiller) 

İngilizce adı: Arabian jasmine, Sambac jasmine

Temel özellikleri: Her dem yeşil bir sarılıcı bitkidir. Ancak, sıcak iklim bitkisi olduğu için soğuk yerlere dikildiğinde kışın yapraklarını dökerek uyum sağlamaya çalışabilir. Beyaz çiçekleri genellikle haziran ayında açar. Yaprak şekli ve çanak yaprakları açısından farklılaşan kültivarları bulunmaktadır. 

Yayılışı: Kökeni Doğu ve Güneydoğu Asya’dırç Sıcak iklimi sevdiği için Akdeniz iklimin egemen olduğu bölgelerde dış mekân bitkisi olarak yetiştirilebilmektedir. Daha soğuk yerlerde ise iç mekân süs bitkisi olarak kullanılmaktadır.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Uzakdoğu geleneksel tıbbında yaprak ve çiçeklerinin göğüs kanserinden korunmak için kullanıldığına ilişkin bilgiler literatürde bulunmaktadır.

Kültürel kullanımı: Uzakdoğu’da yasemin çayı fulden yapılır.

Diğer: Filipinler’de ulusal çiçek, Endonezya’da ise üç ulusal çiçekten biridir.

Kaynak: (https://www.gardenersworld.com/plants/jasminum-sambac/)

Kaynak: (https://www.edenbotanicals.com/jasmine-sambac-absolute.html)

Kaynak: (https://www.fidanburada.com/arap-yasemini-ful-jasminum-sambac)

Kasımpatı

… Vazodaki çiçekler tuhafına gider. Kocaman kasımpatılar, bir de kocaman ayçiçeği vardır. Fesleğen, falan filan… Vazoya konmayacak ne kadar çiçek varsa hepsini koymuşlardır…     

                                                                                     Teneke

Bilimsel literatürde adı: Kasımpatı. Bilimsel adı olan Chrysanthemum adı eski Yunancadaki altın anlamına gelen “chrysos” ve çiçek anlamına gelen “anthemon” sözcüklerine dayanmaktadır.

Bilimsel adı: Chrysanthemum spp.

Familya: Asteraceae (Papatyagiller)

İngilizce adı: Mum, chrysant

Temel özellikleri: Kasımpatılar genel olarak her sapta tek çiçek bulunan standart, her sapta birden fazla çiçek bulunan sprey tipler olmak üzere ikiye ayrılır. Çiçek renkleri türden türe farklılaşır ve çok çeşitlidir. Yaprakları maydanoz yaprağını andırır.

Yayılışı: Uzakdoğu orijinlidir. Japonya ve Çin anavatanı sayılır. 30 civarında türü bulunmaktadır.

Kültürel kullanımı: Hemen hemen bütün dünyada süs bitkisi olarak yaygın bir kullanımı bulunmaktadır. Türkiye’deki kesme çiçek üretimi içerisinde kasımpatı önemli bir yer tutmaktadır. Doğal olarak sonbahar ve kış aylarında açıyor olması kasımpatının diğer çiçek türlerine göre avantajlı yanlarından biridir. Yapraklarının Uzakdoğu mutfağında özellikle salata şeklinde gıda olarak kullanılışı bulunmaktadır.

Diğer: Kasımpatı kısa gün bitkisidir. Yani günün en az 13-14 saati karanlık olduğunda çiçek açar. Bu nedenle sonbaharda açmaktadır. İlkbaharda açmasını isteyen çiçekçiler, seraları sonbahar aylarında, geceleri kısa süreliğine ışıklandırarak çiçeklenmeyi engeller ve ilkbaharda açmasını sağlarlar.

Kaynak: (https://www.freepik.com/premium-vector/japanese-chrysanthemum-set-colorful-collection-with-hand-drawn-buds-flowers-leaves-vintage-style-illustration_7275867.htm)

Çiğdem

Sarı çiğdem çiçeklerinin sapları, yok denecek kadar kısacıktır. Toprağa yapışmıştır. Kayaların aralarına, sapsarı bir halı serilmiş gibi olur. Güneş rengi. Mor sümbüller diz boyudur. Menekşeler ıslak, göz gözdür…      

                                                                                     İnce Memed

Bilimsel literatürde adı: Çiğdem

Bilimsel adı: Crocus spp.

Familya: Iridaceae (Süsengiller)

İngilizce adı: Colchicum, crocus

Halk dilinde diğer adları: Değişim çiğdem türleri yöresel olarak pivok, berfan, gölbözük, yer iğdesi, güzçimi gibi adlarla anılmaktadır. Ayrıca yetiştiği yöreye ve morfolojik özelliklerine göre değişik çiğdem türleri için Antalya çiğdemi, Abant çiğdemi, Laz çiğdemi, mor çiğdem, sürmeli çiğdem, Artvin çiğdemi, pisik çiğdemi gibi çok değişik adlar kullanılmaktadır. 

Crocus adı Sanskritçe “kunkumam” ve Arapça “kurkum”a dayanır. Her ikisi de safran ve safran sarısı anlamına gelir. Zaten safran da bir çiğdem türü olan Crocus sativus‘tur.

Temel özellikleri: Çiğdemler ilkbaharda ve sonbaharda çiçeklenirler. Türlere göre çiçekler mor, mavi, sarı, beyaz tonlarında çok farklı renklerde olabilir. Yaprakları çiçeklerle birlikte ya da çiçeklerden sonra açar. 

Yayılışı: Yaklaşık 80 civarında çiğdem türü bulunmaktadır ve bunların hepsi Kuzey Yarım Küre’de yetişmektedir. 70 kadar çiğdem türü ise doğal olarak yalnızca Akdeniz ve Batı Asya’da yetişmektedir. Türkiye çiğdem açısından tam bir gen merkezidir. Türkiye’de 36’sı tür ve 36’sı alt tür olmak üzere toplam 72 çiğdem taksonu doğal olarak yetişmektedir. Bunlardan 19’u tür ve 21’i alt tür olmak üzere toplam 40 çiğdem taksonu Türkiye endemiğidir. Bu nedenle Türkiye çiğdemin anavatanı sayılabilir.

Kültürel kullanımı: Bir çiğdem türü olan safran (Crocus sativa) çok eskiden beri bilinen önemli bir ilaç, boya ve baharat bitkisidir. Safran bitkisinin bu amaçlarla kullanılan kısmı çiçekteki dişi organın stigma denilen tepecik kısmıdır. Stigma kısmı, uzunlukları 2,5–3,5 cm olan, flament de denilen, ipliksi görünüşlü olarak üç parçaya ayrılır. Tepecik (stigma) koyu kırmızı renktedir. Bitkinin yararlanılan organı, bu üç parçalı stigma kısmıdır. Rengi ve koksundan dolayı safranın baharat olarak kullanımı çok yaygındır. Ayrıca pek çok yemek ve hazır gıdada renklendirici olarak da kullanımı söz konusudur. 

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Safranın yapısında bulunan sekonder metabolitler ve bunların türevleri (dimetilkrosetin, safranal, krosin, krosetin) antioksin, antioksidan ve antikanser özelliklere sahiptir. Safranın bronşitten uykusuzluğa, kanserden depresyona kadar pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanımına ilişkin araştırmalar bulunmaktadır.

Diğer: Güz çiğdemi ya da acı çiğdem denilen bitki çiğdeme son derece benzeyen fakat bilimsel sınıflandırma olarak Colchicaceae familyasına ait Colchicum autumnale adlı türdür. Bu bitki çiğdeme çok benzemesi nedeniyle yenilebilmekte ve ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir. Yine bu bitkiden elde edilen etken madde ile yapılan ilaçlar gut ve Behçet hastalığı tedavisinde uzun yıllardır kullanılmaktadır. Kolşisin adlı bu etken maddenin kalp zarı iltihaplarının tedavisi ve ayrıca kalp krizi ve inmeyi önlemek amacıyla kullanımına ilişkin araştırmalar devam etmektedir.

Eşek hıyarı

Karakol iki katlı, sıvasız. Taşları, ağaçları, merdiveni hep dışarda. Geniş avluda boydan boya eşek incirleri, eşek hıyarı tevekleri, çakırdikenleri…                                                                                                                                  Ölmez Otu

Bilimsel literatürde adı: Eşek hıyarı

Bilimsel adı: Ecballium elaterium

Familya: Cucurbitaceae (Kabakgiller)

İngilizce adı: Squirting cucumber

Halk dilinde diğer adları: Acı kavun, acı dülek, acı hıyar, cırtatan, Ebu Cehil karpuzu, şeytan keleği, yabani kavun.

Temel özellikleri: Yumru köklere sahip çok yıllık hispid (kıllı, dikenli) bir bitkidir. 15-60 cm arasında boy yapabilir. Sarı renkli çiçekleri nisan ayından itibaren açar. Meyvesi yeşil, tüylü ve oval şekildedir. Olgunlaştığında sarımsı yeşile döner. Sonbaharda olgunlaşan meyveler cırt diye ses çıkararak tohumunu ve suyunu fışkırtır. Cırtatan adı bu özelliğinden kaynaklanmaktadır. 

Yayılışı: Güney Avrupa, özellikle de Karadenizi çevreleyen ülkeler ve Akdeniz bölgesinde yetişir. Türkiye’de de genellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında doğal olarak yetişir. Kuzeyde Sinop ve Amasya’da da yetişmektedir.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Eşek hıyarının ekstraksiyonundan cucurbitasin ve ecballin elde edilmektedir. Plinius’un “doğanın bir mucizesi” olarak adlandırdığı bitki eski çağlardan beri pek çok uygarlıkta romatizmadan cilt yaralanmalarına, hemoroitten bel ve kulak ağrısına kadar pek çok hastalığın tedavisinde geleneksel olarak kullanılmıştır.  Diğer: Bilimsel adı Yunancada “ecabellien” fışkırtmak), “elaterium” (dışarıya atmak) sözcüklerine dayanmaktadır. 

Kaynak: (https://plantfreak.wordpress.com/2012/03/26/wish-list-ecballium-elaterium-the-squirting-cucumber/)

Çilpirti

Memidik çilipirti çalısının içine büzülmüş, öteden, uzaktan, göz kırpmadan sırtını çınara vermiş, gözlerini kocaman kocaman açmış ölüyü seyrediyordu…    

                                                                                                 Ölmez Otu

Bilimsel literatürde adı: Süpürge çalısı, süpürge otu, funda

Bilimsel adı: Calluna vulgaris

Familya: Ericaceae (Fundagiller)

İngilizce adı: Heather, common heather, ling

Temel özellikleri: 1 metreye kadar boylanabilen her dem yeşil çalıdır. Ağustos-ekim ayları arasında açan çiçekleri pembe renkte ve çan şeklindedir. Calluna vulgaris’i diğer süpürge çalılarından (Erica türleri) ayıran temel fark kış şartlarına dayanıklılık ve çanak yaprakların Erica türlerinde 5 parçadan Callura vulgaris’te 4 parçadan oluşmasıdır.

Yayılışı: Calluna vulgaris “calluna” cinsinin dünyadaki tek türüdür. Avrupa ve Anadolu’da yaygın olarak görülür. Özellikle çiçek renklerindeki farklılaşma nedeniyle çok sayıda varyetesi bulunmaktadır.

Kültürel kullanımı: Geleneksel olarak süpürge yapımında kullanılır. Gövdeler kurutulup kesilir ve üzerindeki tohum ve yapraktan temizlenir. Böylelikle süpürge teli elde edilir. Süpürge telleri bir araya getirilerek süpürge yapılır. Zaten bilimsel cins adı olan “calluna” Yunanca süpürmek, temizlemek, güzelleştirmek olan “kallyno” sözcüğünden gelmektedir.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Yapılan bilimsel çalışmalar çilpirtinin yapısında 12 farklı fenolik bileşik bulunduğunu ortaya koymuştur. Geleneksel Anadolu tıbbında yapraklarından çay yapılarak ağrıya ve romatizmaya karşı kullanıldığı bilinmektedir.  Diüretik ve sedative (yatıştırıcı) olarak ve kanser tedavisinde kullanımına ilişkin tıbbi kayıtlar da bulunmaktadır.

Kaynak: (http://www.kadinlar.tc/supurge-suslemesi-nasil-yapilir/)

Sakızlık ağaç

O yıl, o yokluk, o kıtlık yılı, millet tahıl yerine sakızlık ağacı pürünü değirmende öğütüp ekmek yaparken, katık yerine dağda bayırda cacık, kenger otlarken, baharın sıcak bir gününde, Koca Halil gelmiş dediler.        

                                                                                     Ortadirek

Bilimsel literatürde adı: Sakız ağacı 

Bilimsel adı: Pistacia lentiscus

Familya: Anacardiaceae (Sakızağacıgiller)

İngilizce adı: Lentisk, mastic tree 

Temel özellikleri: Genellikle çalı ya da ağaççık formunda, 2-3 metreye kadar boylanabilen, nadiren 6 metre boya ulaşabilen bir bitkidir. Gövde rengi genç yaşlarda açık ileri yaşlarda koyu gri renktedir. Mart-nisan aylarında açan çiçekler küçük koyu kırmızımsı ya da sarımsı renkte ve salkım halinde olur. Ekim ayında oluşmaya başlayan meyveler önce açık kırmızı renkte olur ve tam olgunluğa eriştiğinde siyah renge dönüşür.

Yayılışı: Akdeniz ülkelerinin (İtalya, Yunanistan, Türkiye, İspanya) kıyı bölgelerinde doğal olarak yetişmektedir. Pistacia cinsinin 14 farklı türünden biri olan sakız ağacı diğer pistacia türlerinden olup ülkemizde yaygın olarak yetişmekte olan Antep fıstığı (Pistacia vera) ve menengiç (Pistacia terebinthus) ile yakın akrabadır. 

Kültürel kullanımı: Sakız ağacının bir varyetesi olan Pistacia lentiscus var. chia sakız üretimi yapılan bitkidir. Sakız adası bu bitkinin geçmişten beri bilinen merkezidir. Ancak Çeşme-Karaburun bölgesinde de geçmişte sakız üretimi yapıldığı bilinmektedir. Heredotus bu reçinenin çiklet olarak kullanıldığını ve eksi Mısırlıların ölüleri yine bu reçine ile mumyaladıklarını kayıtlara geçirmiştir. Romalı kadınların dişlerini parlatmak için sakız ağacından yapılmış kürdanları misvak gibi kullandıkları da bilinmektedir. Mastik de denilen sakız ağacı reçinesi değişik alkollü içkilerin yapımında geçmişten beri kullanılmaktadır. Bulgaristan’da Mastika adıyla bilinen rakı mastikten yapılmaktadır. Sanayide yapıştırıcı ve cila olarak da kullanılan sakız reçinesi parfümeride yaygın bir kullanıma sahiptir. Ayrıca kattığı güzel tat ve koku nedeniyle sütlaç ve dondurma başta olmak üzere değişik yiyeceklere katılmaktadır.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Sakız ağacı reçinesinin ilk çağlardan günümüze tıbbi açıdan pek çok amaçla kullanıldığı bilinmektedir. Reçinenin içinde uçucu yağlar, mastik asit ve mastisin bulunmaktadır. Sakız reçinesinin sindirim sistemi ve deri hastalıkları başta olmak üzere pek çok hastalığın tedavisinde yararlı olduğu bilinmektedir. Sakız reçinesinin çiğnenmesinin mide ülserinin ana nedeni olana Helicobacter pylori adlı bakteriyle mücadelede etkili olduğu bazı bilimsel araştırmalarda ortaya konulmuştur.

Diğer: Sakız Adası 1566 yılında Osmanlı egemenliğine girmiştir. Sultanların hareminde sakız reçinesi bolca kullanıldığı için Sakız Adası halkına düşük vergilendirme gibi pek çok ayrıcalık tanınmıştır.

Kaynak: (https://b-and-t-world-seeds.com/cartall.asp?species=Pistacia%20lentiscus%20c.s.&sref=553216)

Pırnal Meşesi

Kaynak: (https://www.konusanagac.com/konusan-agac/48/pirnal-mesesi.html)

Karamuk

Eski kale duvarı, kalın, güçlü, yüzyıllara dayanmış, kekiklerin, karamuk, kesme çalıların, eşekincirlerinin arasında büyük kesme taşlarıyla yükseliyordu…                                                                                                                    Demirciler Çarşısı Cinayeti

Bilimsel literatürde adı: Kadıntuzluğu, karamuk

Bilimsel adı: Berberis vulgaris

Familya: Berberidaceae (Kadıntuzluğugiller)

İngilizce adı: Barberry

Halk dilinde diğer adları: Çobantuzluğu, kızamık, diken üzümü

Temel özellikleri: Genellikle iki metreye kadar boylanabilen, kalın dallı, kışın yaprağını döken ve dikenli bir çalı türüdür. Sarı renkli ve 15-20 tanesi bir araya gelerek salkımlar oluşturan çiçekleri nisan-mayıs aylarında açar. Olgunlaştığında kırmızı renk alan meyveleri kuşburnunu andırsa da ondan daha küçüktür.

Yayılışı: Anavatanı Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’dır. Ülkemizde de doğal olarak yetişir. Türkiye’de bu türle birlikte üç farklı karamuk türü (Berberis crataegine, Berberis cretica, Berberis integerrima) daha doğal olarak yetişmektedir.

Kültürel kullanımı: Meyveleri gıda endüstrisinde reçel, tatlı ve şarap yapımında kullanılır ve çay olarak da tüketilir.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Yapısında berberin, berberamin, palmatin, oksiberberin, kolumbamin, lambertin, isokordin, magniflorin, oksiksantin, n-tiramin, kanabisin G alkoloidleri içerir. Ayrıca yapraklarında kafeik asit ve vanillik asit formunda fenolik bileşenler bulundurur. Geleneksel Çin tıbbında kullanımı 3000, İran tıbbında kullanımı 2500 yıl öncesine kadar gider. Kök, kabuk, yaprak ve meyvesi iltihap giderici, damar daraltıcı, safra söktürücü, kuvvet verici olarak; yapraklarının ise dizanteri tedavisi ile boğaz ağrısının giderilmesi gibi alanlarda kullanıldığına ilişkin kayıtlar bulunmaktadır.

Diğer: Adı odunsu kısımlarına sarı rengi veren berberin maddesinden gelmektedir. Türkçede karamuk adıyla bilinen bir de yabani çiçek türü (Agrostemma githago) bulunmaktadır.

Kaynak: (https://commons.wikimedia.org/wiki/Berberis_vulgaris)

Yoğurt otu

Yuvalarının ağzında her zaman bir çiçek biter. Ya bir yoğurt çiçeği, ya bir pampal, ya ağın ağacı çiçeği, ya bir su püreni. O kuş çiçeksiz edemez.            

                                                                                     Yer Demir Gök Bakır

Bilimsel literatürde adı: Yapışkan otu

Bilimsel adı: Galium aparine

Familya: Rubiaceae (Kökboyasıgiller)

İngilizce adı: Cleavers, bed straw, sticky bob

Halk dilinde diğer adları: Dilkanatan, çoban süzeği, sünnetlik otu, kazotu

Temel özellikleri: Çok yıllık bir otsu bitkidir. Gövdesi ve yaprakları sert tüylüdür. Tüyleri yardımıyla her yere bir sarılıcı gibi tırmanabilir. Bahar aylarında ya da yaz başında açan çiçekleri küçük beyaz renklidir. 

Yayılışı: Anavatanı Avrupa ve Asya’dır. Ülkemizde Ankara, Adana, Antalya, Bolu ve Çanakkale bölgelerinde bolca yetişir. 

Kültürel kullanımı: Çiçekli dal uçlarında geleneksel olarak sütü kestiren bir maya bulunduğundan peynir ve yoğurt yapımında kullanılmıştır ve bu nedenle yoğurt otu denilmektedir. İrlanda’da kahve yerine içildiği kaydedilmiştir. Yoğurt otu çayı, yoğurt otu tentürü, yoğurt otu ekstresi, yoğurt otu şurubu ve yoğurt otu kremi yapılmaktadır.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Çayının böbrek, karaciğer ve dalağa iyi geldiği söylenir. Halk tıbbında deri hastalıklarından yanık tedavisine, lenf sisteminden yaralanmalara kadar pek çok alanda kullanılır.

Kaynak: (https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Galium_aparine_seeds_RJP_01.jpg)

Kenger

Veli sönen ateşe boyuna kenger taşıyor, ateşi bekliyordu.     

                                                                         Ortadirek

Bilimsel literatürde adı: Sedir

Bilimsel adı: Gundelia tournefortii

Familya: Asteraceae (Papatyagiller)

İngilizce adı: Thistle, acanthus, tumble thistle

Halk dilinde diğer adları: Tatlı kenger, kenger sakızı, sakız otu, çadır dikeni, kanak sakızı

Temel özellikleri: 20-30 cm boyunda çok yıllık bir otsu bitkidir. Yaprakları sert loplu ve lopların ucu diken şeklindedir. Çiçekleri sarı ya da mor renkte açar. 

Yayılışı: Asya Kıtası’nın ılımlı bölgelerinde; Kıbrıs, Mısır, İran, İsrail, Azerbaycan, Türkmenistan ve Ürdün de doğal olarak yetişir. Ülkemizde genellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaygın olarak görülmektedir.

Kültürel kullanımı: Doğu Anadolu bölgesinde Gundelia tournefortii’nin enginara benzeyen başçığı ve taze sapları sebze olarak yenilmektedir. İç Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’nde tohumlarından kenger kahvesi yapılmaktadır. Stabilizatör olarak dondurma üretiminde kullanıldığı kaydedilmiştir.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Bünyesinde zengin fenolik bileşikler yer almaktadır. Geleneksel tıpta çok fazla kullanımı bulunmaktadır. Saplarının karaciğer koruyucu ve kan temizleyici olduğu düşünülmektedir. Ağrı kesici, kramp çözücü, hazımsızlık giderici, sinirleri güçlendirici olarak kullanıldığı bilinmekte, diyabet ve migrende yararları görülmektedir.