Dördüncü Bölüm (Yaşar Kemal’in Bitkileri Sözlüğü)

Devedikeni

… Devedikeninin moru sıcakta erir gibidir. Erimiş bir morluk güneşe bulaşır… devedikeninin kavruk yeşili, deniz gibi dalgalanan moru serap mı? … Devedikeni çiçekleri çölün yakışığı, tadı.                                                                                                                                                                       

Peri Bacaları

Bilimsel literatürde adı: Soda otu

Bilimsel adı: Silybum marianum

Familya: Asteraceae

İngilizce adı: Milk thistle, blessed milkthistle, Marian thistle

Halk dilinde diğer adları: Kangal

Temel özellikleri: Otsu formda 1-2 yıllık bitkidir. Gövdesi köşeli, yaprakları soluk yeşil renkli ve beyaz damarlıdır. Çiçekleri çoğunlukla mor, nadiren beyaz renktedir. Tohumları tüylü ve uçucudur. Bitki 30-100 cm boylanabilir.

Yayılışı: Doğal olarak Güney Avrupa ve Asya’da yetişir. Türkiye’de Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde yaygındır.

Kültürel kullanımı: Orta Avrupa’da süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Hıristiyanlar bitkiyi Meryemana ile ilişkilendirerek dinsel bir sembol olarak kullanmaktadır. Bu nedenle bitkiye Meryemana Dikeni de demektedirler. 

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Tohumları, yapısında bulunan silimarin maddesi nedeniyle neredeyse 2 bin yıldır karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.

Kaynak: (https://www.istockphoto.com/tr/foto%C4%9Fraf/seed-of-silybum-marianum-about-to-fly-gm500559075-43308614)

Püren

…Kıyıları sazlıktır. Uzun bacaklı toyların yatağı… Püreni burcu burcu kokar…                                                                                                                                                                                                                 

İnce Memed

Bilimsel literatürde adı: Funda

Bilimsel adı: Erica manipuliflora (diğer Erica türlerine ve Calluna -süpürge çalısı- bitkisine de püren denilebilmektedir)

Familya: Ericaceae (Fundagiller)

İngilizce adı: Heath, heather, tree heather, summer heather, autumn heather

Halk dilinde diğer adları: Çalımsı funda, güz fundası

Temel özellikleri: Erica cinsinin 50’ye yakın türü bulunmaktadır. Türkiye’de beş tür doğal olarak yetişir. Yaklaşık üç metreye kadar boylanabilen her dem yeşil çalı formunda bitkidir. Mart-Temmuz ayları arasında çiçeklenir. 

Yayılışı: İtalya’dan Lübnan’a kadar uzanan şeritte doğal olarak yetişen bir Doğu Akdeniz bitkisidir. Ülkemizde İstanbul, İzmir, Muğla, Antalya, Mersin, Adana ve Hatay çevrelerinde deniz seviyesinden 1500 m yükseltiye kadar alanlarda görülür.

Kültürel kullanımı: Çiçekleri polen ve nektar potansiyeli açısından en üst kategori olan dominant düzeydedir. Bu nedenle bal üretimi açısından önemli bir bitkidir. Özellikle Muğla bölgesinde üretilen çam balında püren karışımı da olmaktadır.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Ericolin, arbutin glikozitleri, tanen, uçucu yağ ve şeker içermektedir. Çiçekleri ve yaprakları, infüzyon ve dekoksiyon halinde kullanılır. Tıpta idrar söktürücü ve idrar yolları rahatsızlıklarında kullanılır. Antiseptik ve antiviral olarak kullanımına ilişkin kayıtlar da bulunmaktadır.

Diğer: Latince “erica” funda ve süpürge anlamına gelmektedir. Karacaoğlan’ın “Yaz gelip de (olur) şiirinde şu dörtlükte adı geçer:

Arılar da konmaz oldu pürene 

Şükür olsun bu sevdayı verene 

Sabahtan kalkıp da dostu görene 

Dostun saçı çığ örgülü tel olur

Kadife çiçeği

Köprüden alana, alandan bir derin sokağa, sokaktan bir evin kuyusu çıkrıklı, fesleğen kokan, avlu duvarı boyunca gül, kadife çiçekleri dikilmiş avlusuna düştü.                                                                                                                                                                                                                                                   Tek Kanatlı Bir Kuş

Bilimsel literatürde adı: Kadife çiçeği

Bilimsel adı: Tagetes spp.

Familya: Asteraceae (Papatyagiller)

İngilizce adı: Marigold

Halk dilinde diğer adları: Hint gülü, Hint karanfili, çıtlık

Temel özellikleri: Tek yıllık otsu bitkidir. 50’ye yakın türü bulunmaktadır. Katmerli ya da katmersiz çiçekleri sarı, kırmızı, turuncu, portakal ya da koyu portakal renklerinde olabildiği gibi alacalı renkli olanları da vardır. Yaprak dizilişi tek tek ya da almaşıklı olabilir.

Yayılışı: Orijini Orta Amerika olmasına karşın hemen hemen tüm dünyaya süs bitkisi olarak yayılmıştır. 

Kültürel kullanımı: Değişik türleri yaz boyunca ve sonbaharda ve çok değişik renklerde çiçekli kaldığı için süs bitkisi olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca kök ur nematodları ile mücadelede etkili olmakta, yaprak bitleri, patates böceği, toprak pireleri gibi bazı böcekler için tuzak bitkisi olarak da yararlanılmaktadır. Ayrıca lutein içeriği doğal renk katkı maddesi olarak değerlendirilmektedir. 

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Sarı ve turuncu renkli çiçekleri olan Tagetes erecta α- ve β-karoten gibi sarı karotenoidler ile lutein ile zeaksantin gibi ksantofillerin önemli kaynağıdır. Romatizma, soğuk algınlığı, bronşit gibi hastalıkların tedavisinde kadife çiçeğinin kullanıldığı bilinmektedir. Tagetes lucida Meksika’da “pericon” olarak bilinmekte ve ananos kokulu tıbbi bir çay yapımında kullanılmaktadır. 

Pıtrak

Güneş yükseldikçe ortalık kızdırıyor, Pıtraklardan acı bir koku, sıcak, dört bir yana, suya, ağaçlara, otlara siniyor.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            Ölmez Otu

Bilimsel literatürde adı: Pıtrak

Bilimsel adı: Xanthium sp.

Familya: Asteraceae (Papatyagiller)

İngilizce adı: Coclebur

Halk dilinde diğer adları: Sıraca otu, dulavrat otu, kazık otu, kaymakam pamuğu

Temel özellikleri: Tek yıllık bir bitkidir. Haziran-temmuz aylarında çiçeklenme olur. Ağustos-eylül aylarında meyve (tohum) olgunlaşır. Olgunlaşan tohumlar dikenlidir. Yaprakları akçaağaç yaprağına benzeyen loplu yapıdadır.

Yayılışı: Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetişir. Dünya genelinde de yaygındır ve 30 türü vardır. Türkiye’de 3 tür 3 alt tür olmak üzere 6 taksonla temsil edilir.

Kültürel kullanımı: Tohumlarındaki yüksek yağ ve yoğun gövde yapısı nedeniyle biyokütle enerjisi üretiminde kullanılabileceği belirtilmektedir. Erozyon, sel ve taşkın kontrolünde de etkili olabilecek bir bitkidir.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Tohumunda %25 oranında yağ bulunmaktadır. Geleneksel Çin tıbbında deri hastalıkları ve kanser tedavisinde kullanılmaktadır. Bitkiden elde edilen kafeik asidin kan şekerini düzenleyici etkisi fareler üzerinde yapılan deneylerde görülmüştür.

Kaynak: (https://www.brc.ac.uk/plantatlas/plant/xanthium-strumarium)

Isırgan

Usanmış, yorulmuş, fabrika ter içinde, işemik içinde duvarın ısırganlar bitmiş dibi, ıslak, işemik kokuyor, arabaya koşulu, boynunu sündürmüş, incelmiş at, duvarın dibine gelince durdu…                                                                                                                                                                                     Yusufçuk Yusuf

Bilimsel literatürde adı: Isırgan otu

Bilimsel adı: Urtica spp.

Familya: Urticaceae (Isırgangiller)

İngilizce adı: Nettle, stinging nettle

Halk dilinde diğer adları: Farklı türlerine büyük ısırgan otu, küçük ısırgan otu, bahçe ısırganı gibi adlar verilmiştir.

Temel özellikleri: Bazı türleri tek yıllık bazı türleri çok yıllık otsu bitkidir. 30-6o cm arasında boylanabilir. Bitkinin her tarafında yakıcı tüyler bulunur. Mayıs ayından kasım ayına kadar bitki üzerinde görülebilen çiçekler salkım şeklindedir. 

Yayılışı: Değişik Urtica türleri hemen hemen dünyanın her bölgesinde doğal olarak yetişmektedir. Türkiye’de U. urens,  U. pliulifera, U. dioica türleri yaygın olarak görülmektedir.

Kültürel kullanımı: Türk mutfak kültüründe ısırgan otunun çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Özellikle ısırgan otu çorbası herkes tarafından ve hatta Avrupa ülkelerinde bile bilinir. Ayrıca ısırgan otu pek çok farklı yemeğin yapımında da kullanılmaktadır. Giresun’da ısırgan otundan yapılan mantıyı kendim bizzat tattım. Diğer yandan ısırgan otu liflerinden ekolojik ip ve kumaş yapmaya yönelik değişik çalışmalar bulunmaktadır.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Yapraklarında mineraller, klorofil, amino asitler, lesitin, karetenoidler, flavonoidler, steroller, taninler ve değişik vitaminler, köklerinde scopoletin, steroller, yağ asitleri, polisakkaritler ve izolectin gibi kimyasal maddeler bulundurur. Eski zamanlardan beri pek çok hastalığın ya da sağlık sorununun tedavisinde ısırgan otu kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde de ekzema, saç dökülmesi, saç kepeği, mide hastalıkları, diyabet, romatizma ve kanser gibi pek çok sorunda ısırgan otundan yararlanılmaktadır.

Diğer: Isırganotunun bilimsel adı Latince yakmak anlamına gelen “urere”den gelir. Tenle temas ettiğinde cilde giren yapraklardaki sivri tüyler kırılır, bünyesindeki formik asit, histamin, asetilkolin gibi kimyasalları bırakarak yanmaya yol açar.

Nergis

Kayalıklarda nergisler açar. Sarı gözlü. Kayalık, martıdan mahşer gibi. Her zaman kayalığın üstünde bir ak martı bulunur…      

                                                                                                   Yeşil Kertenkele

Bilimsel literatürde adı: Nergis

Bilimsel adı: Narcissus spp.

Familya: Amaryllidaceae (Nergisgiller)

İngilizce adı: Daffodil, narcissus

Temel özellikleri: Soğanlı bir bitki olan nergis 100’e yakın taksonla temsil edilir ve çiçekleri değişik renklerde olabilir. 

Yayılışı: Nergis doğal olarak Güney Avrupa’da, Akdeniz ülkelerinde yetişmektedir. Nergis türlerinin yaklaşık %90’ı İspanya’nın İber Yarımadası orijinlidir. Türkiye’de N. Seratinus ve N. tazetta doğal olarak yetişen nergis türleridir. 

Kültürel kullanımı: Hoş kokusu ve güzel görünümü nedeniyle çok eski zamanlardan beri süs bitkisi olarak kullanılmaktadır. Günümüzde nergis kesme çiçekçilik sektöründe önemli bir paya sahiptir. Ayrıca nergis hoş kokulu çiçeklerinden dolayı kozmetik sektöründe de kullanılmaktadır.

Diğer: Türkçe’de fulya ve zerrin olarak bilinen bitkiler de nergis türleridir. Adını mitolojide Echo’dan kaçarken sudaki görüntüsüne aşık olan Narkissos’dan alır. Kendini beğenmek anlamındaki narsist kelimesi de buradan gelmektedir. Nergis adı ayrıca Yunanca uyuşturmak anlamına gelen narkao ile de bağlantılıdır. Uyuşturucu etkisinden dolayı Sokrates nergisi tanrıların baş tacı olarak nitelendirmiştir.

İtburnu

Çamlıbelde çam kokuları, sümbül, nergis, itburnu çiçeği kokusuyla karışıyordu. Yosun tutmuş pınarlar şırıldıyor, mor menekşe pınar kıyılarında morarıyordu.”         

                                                                                                   Üç Anadolu Efsanesi

Bilimsel literatürde adı: Kuşburnu

Bilimsel adı: Rosa canina ve diğer Rosa türleri

Familya: Rosaceae (Gülgiller)

İngilizce adı: Rose hip, dog rose

Halk dilinde diğer adları: Gülburnu, köpek gülü, yabangülü, şillan, deligül, gülburnu, algül, hokka gülü, sakız gülü, gülezer, Acem sarısı…

Temel özellikleri: Kışın yaprağını döken çalı formunda bir bitkidir.  İlkbaharda açan çiçekler beyaz ve pembe renktedir. Sonbaharda olgunlaşan meyveler kırmızı renkte ve eliptik yapıdadır. Yapraklar küçük ve kenarları testere gibi dişlidir.

Yayılışı: Anavatanı Batı Asya, Anadolu, Kuzey ve Orta Avrupa’dır. Doğal olarak Kuzeybatı Afrika’da da yetişir. Dünya genelinde 200 civarında Rosa taksonu bulunmaktadır. Türkiye’de 25 taksonla temsil edilir ve bunların çoğu (17) Doğu Karadeniz bölgesine aittir. 

Kültürel kullanımı: Bilinen en güçlü C vitamini kaynaklarından biridir. Bazı kaynaklara göre C vitamini miktarının limondan 60 kat daha yüksektir. Bu nedenle meyvelerinden yapılan çay özellikle kış aylarında ilgi görmektedir. Çeşitli şekillerde yapılan marmelatı da beğenilerek tüketilmektedir. 

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Yapısında C vitamininden başka karotenoitler, flavonoitler, meyve asitleri (malik asit, sitrik asit), pektinler, tanenler bulunur. İtburnunun güçlendirici tonik, doku ve dama büzücü, bağırsak düzenleyici ve antiseptik etkileri bilinmektedir.

Susam

Tarlalar tüm su altında kalmıştı. Pamuklar, susamlar, bostanlar, yeşil harman yerleri su altında kalmıştı. Tarlalar bir göl gibi. Bir ayna gibi. Işıltılı.                                                                                                                                                                                                                                                  Teneke

Bilimsel literatürde adı: Susam

Bilimsel adı: Sesamum spp.

Familya: Pedaliaceae (Susamgiller) 

İngilizce adı: Sesame

Temel özellikleri: Tek yıllık çalı formunda bir bitkidir. 30-250 cm arasında boy yapabilir. Çan şeklindeki çiçekleri genellikle pembe renktedir, ancak beyaz çiçekli olanları da bulunur. Meyveleri dikdörtgen prizma şeklindedir ve kapsül olarak adlandırılır. 

Yayılışı: Yabani susamın kökeni Afrika (Etiyopya ve çevresi) kıtasıdır. Batı Asya üzerinden Hindistan, Çin ve Japonya’ya; daha sonra da tüm dünyaya kültür bitkisi olarak yayılmıştır. 36 farklı susam türü bulunmasına karşın yalnızca Sesamum indicum türünün kültürü yapılır.

Kültürel kullanımı: Tohumlarındaki yüksek yağ oranı nedeniyle çok eski zamanlardan beri kültürü yapılan bir yağ bitkisidir. Susam (Latince sesamum, Yunanca sesamon) adı Akadça gibi Semitik dillerde yağ ya da sıvı yağ anlamına gelen “samassamu”ya dayanır. 100 gr susam tohumu ortalama 49,6 gramı saf yağ 17,7 gramı da protein içerdiği için son derece değerlidir. Hemen bütün dünyada mutfak kültüründe geniş yeri olan susam ülkemizin geleneksel gıdası olan simidin olmazsa olmazı durumundadır.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Susam yağında diğer bitkisel yağlardan farklı olarak oleik ve linoleik asitler bulunmaktadır. Yine sesamin ve sesamolin gibi maddeler nedeniyle susam yağı oksitlenmeye karşı dirençlidir. Sesamin kolestrol seviyesinin düşürülmesinde son derece etkilidir. 

Çam (Kızılçam)

Uçaklar gidiyor, pamuk tarlaları çıkıyor. Bir ara o top ışığı içine Torosun kırmızı gövdeli çam ormanı girdi. Sonra ışık, orman, leylekler, her şey silindi. Bir karanlığa gömüldü Taşbaş.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   Yer Demir Gök Bakır

Bilimsel literatürde adı: Kızılçam

Bilimsel adı: Pinus brutia

Familya: Pinaceaea (Çamgiller)

İngilizce adı: Turkish pine, Turkish red pine Calabrian pine

Temel özellikleri: Orman ağacıdır. Türkiye ormanlarının en yaygın ağaç türüdür (yaklaşık %27’si). Yayılış alanının iklim koşulları ve odununun reçineli olması nedeniyle orman yangınlarının en çok görüldüğü orman ağacıdır. Ancak kızılçam evrim süreci içerisinde yangına (doğal yangınlara) adapte olmuş bir türdür. Yangın sonrasında yeniden orman oluşturabilmektedir. Genellikle dağınık bir tepe formu oluşturur ve ağaçların üzerinde sürekli bol kozalak bulunur.

Yayılışı: Türkiye dışında Akdeniz bölgesi, Ege adaları, İran, Gürcistan, Azerbaycan, Suriye, İsrail’de de görülür. Ana yayılışı Türkiye’de olduğundan Turkish pine ya da Turkish red pine olarak bilinir. Kuzeyde İstanbul Adalar’a kadar doğal olarak yayılır. Lokal olarak Karadeniz’de ve yüksek kesimlerde yayılışı da bulunmaktadır.

Kültürel kullanımı: Odunu farklı amaçlarla (kereste, yapı malzemesi, tel ve maden direği, çit malzemesi, ambalaj yapımı, kâğıt, yonga levha, lif levha, kontrplak ve kompozit levha yapımı) kullanılabilmektedir. 

Nar

Buradan denize kadar nar ağacı ormanıydı Çukurova. Yaz bahar aylarında bir al çiçekler açardı narlar, toprak buradan Ayasa kadar apal kesilir… Şu ovada kutsal hiçbir şey kalmadı ki nar ağacı kalsın…                                                                                                                                                              Hüyükteki NarAğacı

Bilimsel literatürde adı: Nar

Bilimsel adı: Punica granatum

Familya: Lythraceae (Kınagiller)

İngilizce adı: Punica, pomegranate

Temel özellikleri: Nisan-Haziran arası çiçeklenen, Ağustos-Kasım döneminde meyveleri olgunlaşan ağaç formunda bitkidir. Çok eski zamanlardan beri bilinen ve kültürü yapılan bir bitkidir. 

Yayılışı: İran, Hindistan ve Pakistan narın anavatanı olarak bilinmektedir. Ortadoğu, Anadolu, Kafkaslar ve İran’da doğal olarak yetişir. Türkiye’nin her bölgesinde (genellikle Ege ve Akdeniz bölgesinde) yetiştirilir.

Kültürel kullanımı: Kaynaklarda insanoğlunun narı 6500 yıl öncesinden beri tanıdığı bilgisi yer almaktadır. Adına ilk rastlanılan yazılı kaynak ise M.Ö. 1550 yıllarında yazıldığı düşünülen Mısır’da keşfedilmiş Ebers Tıp Papirüsüdür. Günümüzde çok önemli bir tarım ürünü niteliği göstermektedir.

Kimyasal yapısı ve tıpta kullanımı: Meyvesinde çeşitli şekerler, asitler, C vitamini ve daha pek çok madde bulunur. Çekirdeği %12-20 oranında sabit yağ içerir. Nar fenolik maddeler, flavanoidler ve antioksidanlarca zengin olduğundan sağlık açısından oldukça önemlidir ve başta kanser olmak üzere değişik hastalıklara karşı koruyucu etkisi bulunduğu bilinmektedir.

Diğer: Afrodit’in kutsal meyvesidir. Bol tohum ve kırmızı rengi nedeniyle antik kültürlerde kadını, kadının üretkenliğini temsil eder. Musevi ve Hıristiyan din bilginlerine göre Adem ve Havva’nın cennetten kovulmasının nedeni olan meyve elma değil nardır.